Bir gün Hitler, bir akıl hastanesini geziyormuş.
Bir koğuşa girmiş. Delilerden biri, onu hastaneye yeni gelmiş deli zannederek:
_ Ahbap, sen de mi düştün buraya?
demiş.
Fena halde kızan Hitler:
_ Kendini topla!
diye haykırmış.
Deli, Hitlerin yüzüne bakarak gülünce, Hitler sormuş:
_ Ne diye gülüyorsun?
_ Ben de böyle başlamıştım da...
Hitler tarih tarafından yargılandı ve suçlu bulundu. Tarih affetmez...
Kendini Hitler sananlar da akıl hastanelerini doldurmaya aday bir şekilde bağırıp duruyor şimdilik... Ne diyelim Allah akıl fikir versin...
Neyse ki bizde böyle kendini Hitler sanan deliler yok...
deli gözbebekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
deli gözbebekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Ekim 2010 Salı
14 Ocak 2010 Perşembe
HANGİMİZ GÜÇLÜYÜZ?

Doğa mı İnsan mı?
Doğa kendi düzenini sürdürüyor. İnsanoğlu çoğu kez çaresiz kalıyor...
Depremlerle sarsılıyoruz. Ateş düştüğü yeri yakıyor! Haiti'deki deprem nedense bizde pek dikkat çekmedi.
Televizyona bakıyorum şu anda. Sabahtan beri canlı yayn yapıyorlar. Bir ihale yapılıyor. Futbolda Yayın İhalesi bu... Milyon dolarlar konuşuluyor. Karlı bir pazar, aynı zamanda toplumu uyutmanın da etkili bir aracı değil mi?
Aynı pazarlığı emekleriyle çalışanlar için de yapsalar ne güzel olurdu! Düşünsenize canlı yayında pazarlık. Paranın nasıl da pula dönüştüğünü görürdük hep birlikte!
Futbola gösterdiğimiz ilginin kaçta kaçını depremlere ayırıyoruz? Haiti depremi medyada pek yer bulamadı. Gündemimiz, çoğuda yapay olarak yaratılan gündemimiz, çok dolu. Oysa ne ocaklar söndü, ne çok acılar yaşandı değil mi? Çabuk unutuyoruz.
Unutmak hem iyi hem kötü... Acılara tutunarak yaşanmıyor ki! İçimize gömüp kaldığımız yerden sürdürüyoruz yaşamı. İyi olan yanı belki de budur. Ya kötü yanı? Hiç mi hiç önlem almıyoruz.
Evet, doğa bizden güçlü. Ancak o bunu bilmiyor, insan olarak bizler bunun farkındayız. O zaman felaket gelmeden zararı azaltmak için bir şeyler yapmak gerekmez mi?
Felaket, geliyorum der mi demez mi?
Der, görmesini gören gözler bunu anlar. İstisnalar olsa da çoğu kez felaket geliyorum diye bas bas bağırır. Duyan kulak, gören göz lazım...
Denizci değilim. Denizcilere bakarsanız esinti, fırtınadan çok önceleri ya da çok sonraları esen hafif mi hafif bir rüzgar... Hani hava ha duruldu ha durulacakken esen... Hani biraz sonra rüzgar, fırtına gökyüzünden bastıracak da onun haberciliğini yapmak için inceden inceye esen...
Denizci değilim dedim değil mi?. Gerçi bir zamanlar küçük kızım denizde yelkencilik yaptı. Dalgıçlık da yaptı. Daldı denizlerin dibine de yüreğimi ağzıma getirdi. Rahmetli kayınpederim, her ne kadar yüzmeyi bilmese de kaptanlık yaptı yük gemilerinde. Hayatımda bir kez balığa çıktım. Yaz tatillerinde de tekne turlarına katıldım birkaç kez. Denizle ilgim ,yüzme dışında bu kadarcık.
Ben denizci değilim. Yeryüzünün tüm sularında açmayı bildiğim tek yelken, yüreğimin yelkenleri...
Yüreğimin yelkenleri doğanın sesinden anlamasa da toplumun sesinden biraz anlıyor. Toplumdaki esintilerin nelere gebe olduğunu hissediyor. Bunlar kopacak fırtınaların habercisi mi endielerini paylaşmak istiyor. Bunun pek çok kişinin hoşuna gitmediğini bile bile yapıyor, ama neden?
Doğa mı daha güçlüdür, insan mı? Bence insan... Çünkü doğa güçlü olduğunu bilmiyor. Oysa insan aklı bunun bilincinde...
O zaman çaresiz değilsiniz. Çare sizsiniz...
5 Ekim 2008 Pazar
DELİ GÖZBEBEKLERİ
"Yol geçen hanı" olmuşuz!..Haberiniz var mı ? Ne giren belli, ne çıkan ...
Her gün, kaçak göçmenler sıkıştıkları arabalardan çıkarılırken haberlerimizi süslüyor. Bir kısmı ölmüş olarak ! Ölmeseler haberimiz olmadan geçip gidecekler.
İftar sofralarında boy gösterenlerin baştacı edildiği ülkemizde artık çalışmak, görevini doğru düzgün yapmak hayal mi oldu ? Bu kaçaklar İstanbul'a kadar gelirken hiç mi bir çalışana rastlamadılar. Hepimiz bu dünyadan vazgeçtik de cennete mi yatırım yapıyoruz ?!
Yurt dışına çıkanlar bilirler. Tüm evraklarınız tam da olsa didik didik aranırsınız. Ya bizde ?
Sadece bizi değil Dışişleri Bakanımızı bile saatlerce dışarda bekletmişlerdi de ulus olarak üzülmüştük hatırlar mısınız?.
Ege kıyılarımızda Yunanistan'dan insanlar ellerini kollarını sallaya sallaya gelir giderler... Onlardan vize mize istenmez, ya bizden ? Deneyin isterseniz !
Uluslararası ilişkilerde karşılıklı çıkar gözetilmez mi? Bizi ikinci sınıf insan durumuna düşürmeye kimin , ne hakkı var ? Bize vize soranlara biz neden sormuyoruz ?
Doğuda, Güneydoğu'da durum nasıldır? Bu kaçaklar nasıl giriyor içeri, sormaz mısınız ? Bu teröristler nereden sızıyor içimize? Asker ocağımıza, Ana yüreğimize kor düşürüyor? On beş şehit ! Gördünüz mü ? Yanmadınız mı ?
Herkesin, başını iki elinin arasına alıp düşünme zamanı gelmedi mi ? Dizi dizi Mehmetlerimiz uğurlanırken yüreğinizin yanması yeterli mi ? Artık herkesin görevinin gereğini yerine getirmesi zamanı gelmedi mi ?
SKY Türk TV'de Eskişehir'deki Mehmet'imizin cenaze törenini izlediniz mi?
Artık öfkeler kabına sığmıyor , görmüyor musunuz, duymuyor musunuz?
Teröre destek verenlerle sarmaş dolaş görüntü veren büyüklerimiz de buna yakından tanık oldu.
"Yan gelip yatmadı, vatanını satmadı!" diye haykırıyor acılı kalabalık duymadınız mı ? Daha başka şeyler de yankılandı ekranlardan ben söylemeyeyim, siz de duydunuz değil mi?
Öfkenin hem sözleri, hem gözleri deli deli gelmiyor mu size de ?
"Ey
beni
ağzı açık
dinleyen adam!
Belki arkamdan bana
bu kalbini
haykırana
"kaçık"
diyen adam!
Sen de eğer
ötekiler
gibi kazsan,
bir mana
koyamazsan
sözlerime
bak bari gözlerime;
bunlar:
Deli gözbebekleri !
gözbebekleri !
(Nazım Hikmet)
Artık güzel günler görsün çocuklarımız , diyoruz. Ya siz ?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
KİMSE YOK MU
"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...
-
ANKETİN SORUSU ŞU: Sizce Türkiye'nin en ÖNEMSİZ sorunu nedir? Seçeneklerden sadece birini tıklayacaksınız. Şimdiden teşekkürler...
-
Eşime sordum: "57" dedi, inanamadım! Şaka yapıyorsun, dedim. Hesapla bak, dedi. Hesapladım, hesapladım işin içinden çıkamadım......