Allah taksiratını affetsin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Allah taksiratını affetsin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mart 2012 Perşembe

ÖLÜM HAK MİRAS HELAL Mİ?

Erbakan rahmetli oldu biliyorsunuz. Şimdi çocukları miras kavgasına tutuştu, bunu da biliyorsunuz. Bazı çevrelerin bu durumdan rahatsız olduğunun da farkındasınız. Kardeşleri uzlaştırıp konunun kapanması için ellerinden geleni yapıyorlar. Haksız da sayılmazlar. Çünkü bu konu zamane zenginlerinin nereden nereye, nasıl geldiklerini gözler önüne seriyor.
Zeynep Erbakan'a teşekkür borçluyuz ulusça. Bilinen gerçeklerin sağlamasını yaptığı için...

Bakın Rıfat Serdaroğlu ne diyor:


"Bugün Türkiye’yi yöneten kadronun tamamını siyasi hayata sokan, onları yetiştiren, siyaset yoluyla geçimlerini temin etmelerine yol veren kişi, Necmettin Erbakan’dır.
Türkiye, günlerdir Erbakan’ın serveti üzerinde yaşanan kavgayı izliyor. Çocukları, babalarının mirası(!) için mahkemelik oldular. Peki, bu servetin kaynağı nedir? 1)Erbakan’ın kendi birikimleri mi,
2)“Bosna-Çeçenistan-Filistin” meselelerinin vitrine konup “Mercimek ve Beşir Darçın” gibilerin,gariban insanların dolandırılmasıyla topladıkları ve adına
“Cihat Parası” denen yardım paraları mı?"

Rıfat Serdaroğlu yazmış. DEVAMI BURADA...

12 Ekim 2010 Salı

"KUTSAL YALAN"



Gelin kısa bir yolculuğa çıkalım sizinle. Merak etmeyin bu kez kısa keseceğim. Sorunun yanıtını belki bulabiliriz. Evet, neden anlaşamıyoruz?

"Her doğruyu söylemeye gelmezmiş, birtakım doğruları yaymamak, çokluktan kamudan gizlemek gerekmiş... Peki ama bir doğruyu söylememek, gizlemek, yayılmasını önlemeye çalışmak o doğrunun yerinde duran yalanı sürdürmek demektir. Yalanın yalan olduğunu bilerek gene sürmesine bırakmaya hakkınız var mıdır?
Bazı yalanlar kutsalmış, onlara dokunmaya gelmezmiş. Bir şeyin yalan olduğunu anladık mı kutsallığına artık inanmıyoruz demektir. Bunun için "KUTSAL YALAN" sözü bir şeyin, hem köşeli, hem yuvarlak, hem katı hem de biçimsiz olduğunu söylemek gibi bir saçmadır.Ama duygularını birer düşünce saymaktan çekinmeyenler böyle saçmalarla kolayca bağdaşabiliyor.

Her doğru söylenebilir, her doğru söylenmelidir; yoksa çevremizi aldatıyoruz, çevremize yalan yayıyoruz demektir..."

..............

"Her doğruyu her zaman söylemek doğru değildir.
Dengeli bir hizmet eri, söyleyeceği şeyleri hemen söylemez. O bilir ki söylenmesi gereken her şeyi şimdi söylerse, kendine hayat hakkı tanımayanlar çıkabilir. Şartlar aleyhinde ağırlaştırılabilir, dolayısıyla da sıkıntılı bir atmosfere düşebilir.
Herhangi bir hizmette bulunan ve bir hizmeti temsil eden kimseler için, tehlikeli bir takım düşünce ve davranışlar vardır. Bunlar bazen çok masum görünseler de hizmet erleri için tehlike arz ederler... En gizli ve en masum düşünce ve mülahazalarımızın dahi ciddi bir kontrole tabi tutulması gerekmektedir.

Nihai hedefe ulaşana kadar, yani sonuca ulaşıncaya kadar, her yöntem, her yol mübahtır. Bunun içersine yalan söylemek de insanları aldatmak da girer."


Birinci alıntı, Nurullah Ataç'tan; ikincisi Fethullah Gülen'den...

Nurullah Ataç bir düşünür, eleştirmen...

Fethullah Gülen din adamı, emekli vaiz... Görevi, dini insanlara doğru olarak anlatmak değil mi? Dinin kuralları belli olduğuna , düşünce gibi kişiden kişiye değişmeyeceğine göre neyi kimden gizleme gereğini duyuyor ki? Açık açık anlatması gerekmez mi güzel dinimizi? Kaldı ki %99'u müslüman denilen bir ülkede bunu yapamayıp da ABD'den mi yapacak?

Nihai hedef nedir? Doğrusu çok merak ediyorum. Çıkıp bunu açıklamadıkları sürece de inandırıcı olamayacaklardır.

Ben doğruların söylenmesinden yanayım. Yalan, yalandır. Yalancının mumu tez söner. Yalan savaşta düşmana karşı bir yöntem olabilir ama din kardeşlerine söylenen yalanın gerekçesini anlayamıyorum. Neyse Allah taksiratlarını affetsin...

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...