
"Okunmuyorum" diye üzülenler üzülmesinler. Okunuyoruz. "Uykusuz" lar okuyormuş...




Çöl ortasında bir kervan ağır ağır ilerlemektedir. Ters yönden de veba gelmektedir hızlı hızlı...
İki ünlü insan barda tanışıp eğlenmişler, sonra da erkek olanın evine gitmişler... Kadın fenalaşmış. Bu durumda ne yapılır? Telefonla en kısa sürede sağlık ekiplerine ulaşılır değil mi? Ama öyle olmamış. Ailesi yazar kaynayan, kendisi de babasının, çok konuşulan gazetesinin, yazı işleri müdürü olan bu genç adam korkmuş, duyulsun istememiş, paniklemiş, örtbas edeceği bir doktor aramak için yollara düşmüş ve geç kalmış... Korkmasaydı, hemen arasaydı belki de kurtulacaktı genç kadın... Ve basına da malzeme olmayacaktı, en azından bu acıyla...
Ama aynı zamanda Ankara'da başka emekçiler, sokaklara düşmüş yüreklice hak,emek, ekmek, insanca yaşam, iş güvenliği diye haykırıyordu... Hükümetin,'Torba Yasa' adını verdiği, referandum benzeri cinlikle hazırladığı yasaya karşı olduklarını duyuruyorlardı. Çünkü yeni haklar veriyormuş izlenimi vererek emekçilerin kazanılmış haklarını da ellerinden alan onlarca maddeyi doldurmuşlardı torbanın içine. Direne direne kazanacağız diyen emekçiler, polis şiddeti altında, hepimiz için mücadele ediyordu.

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...