31 Ekim 2007 Çarşamba
DÖNÜŞ
Aşkımızın, sevgimizin üstünden
Sene geçti, mevsim geçti, ay geçti
Ne birleştik ne ayrıldık
Biz senle.....
Evet A......., senin de dediğin gibi koskoca bir yıl, 365 gün geçti, tanışalı.
Bu uzun süre içinde kaç kez görüşebildik....İki elin parmakları kadar bile değil....Ama mektuplarla buluştuk bir anlamda...
Bu şubat tatilinde ,18 Şubatta birkaç saat konuşabildik. Son kez de 22 Şubatta çok ama çok kısa oldu, hatırlıyorsun değil mi?
Ve yine ayrılıklar,özlemler... Bakalım nereye kadar..
Şubat tatilinden bugün döndüm. Biraz önce senin mektuplarını sırayla okudum.Şimdi uyuyacağım.
30 Ekim 2007 Salı
YARIN BAŞKA BİR GÜNDÜR
Bugün 29 Ocak, Salı, yurttayım.Önce Ahmet Hamdi Tanpınar' ın Bursa'da Zaman' ını bitirdim . Beş Şehir adlı eserinden. Oh dedim. Ne zamandır elimdeydi.Şindi de Reşat Nuri Güntekin'in "Değirmen " inine başlayacağım fakat başaramadım. Yattım, kalktım , tekrar yattım yine kalktım.Bu yıl yurt odasının pek tadı yok. Oda bir hayli kalabalık. Gülüşmeler, bağırarak konuşmalar, radyonun rahatsız edecek şekilde açılmış sesi....Uyarsam daha kötü olacak. Arkadaşın misafirleri... Hiç saygı kalmamış.Odada uyuyan biri mi var umurlarında değil...Ah o konuşmalar bu kadar bayağı, seviyesiz şeyleri de nerden buluyorlar ki..
İnsan üzülüyor.Bazıları aile baskısından uzaklaşınca iyice şaşırıyor.Biraz da yetişme koşulları galiba..
Neyse onları kendi hallerine bırakıyorum.İyi ki üst ranzadayım. Nerede kalmıştık. Ha.... Evet yarın evime yuvama dönüyorum.Dört ay dile kolay, dört ay oldu görüşmeyeli. Özledim, çok özledim hepsini.
Yarın akşam 21.00 'de M......... ile Ankara'ya gideceğiz. Kardeşimle terminalde buluşacağız. Birlikte gara gideceğiz. Saat 7.15'de kalkan Van Gölü Ekspresine bineceğiz.Ver elini E....... .Kısmetse sabah 6 veya 7'de oradayız.
Ne diyorduk.? Evime aileme kavuşacağım için çok seviçliyim. Fakat isimlendirmek istemediğim sıkıntılarım da var.Sebebi tabii ki O...
Tatil 24 gün... Aynı şehirdeyiz. Görüşmek bir dert, görüşmemek ayrı bir dert .Rahatım huzurum kaçtı.Bakalım ne olacak...Çok tedirginim
6 Şubatta tam bir yıl olacak . Toplam ne kadar görebildik birbirimizi..
Çok karışık bir durumdayım.
Yarın ola hayrola....Yeni ufuklara doğru yarın yelken açacağız.Yarınlar bizim. Yarın başka birgündür......Ne olacağını yaşayıp göreceğiz... Şimdilik elveda sevgili günlüğüm. Dönüşte sana anlatırım ...
KARACAOĞLAN
Dün gece okulun spor salonunda Karacaoğlan'ı anma gecesi düzenledik.
Çok güzel oldu, çok beğeni topladı.Çok da alkış aldık...Yorgunluklarımıza değdi.F.........., Karacaoğlanı canlandırdı,
ben de GELİNİ...
O şiirlerden birkaç örnek yazmak istiyorum, günlüğüme... Suya giden allı gelin
Niçin böyle salınırsın
Gelin bir su ver içeyim
Gelin kimin gelinisin
Su değildir senin derdin
Görmek ise yeter gördün
Oğlan burda çokca durdun
Ağam gelir dövülürsün
Dövülürsem dövüleyim
Sövülürsem sövüleyim
Gelin sana kul olayım
Ölürüm kanlım olursun
Yaylalara göçmedin mi
Soğuk sular içmedin mi
Güzel görüp geçmedin mi
Beni görüp delirirsin
Türlü yaylayı görünce
Soğuk suları içince
Kocayıp vaktin geçince
Taşlar alır dövünürsün
Evlerinin önü solgan
Ağamı görünce korkan
Telli perçemlisin oğlan
Ne dedim ki darılırsın
Karac'oğlan sana vurgun
Döşlerin almadan dolgun
Sevindirdin beni bugün
İnşallah cennet görürsün.
KORO Türkülerimizin de birer dörtlüğünü yazayım:
Bir daracık yerim de yok
Oturup derdim dökecek
Bir münasip yarim de yok."
**************
"Kadir Mevlam senden bir dileğim var
Muhannes kuluna muhtaç eyleme
Cennet-i alayı nasip et bana
Sırat köprüsünden yolum bağlama"
***********
"Ela gözlerini sevdiğim dilber
Ben güzel görmedim senden ziyade
Bilmem huri misin göklerden inen
Bugün güzelliğin dünden ziyade "
************
"Gel gönül gurbete gitme
Ya gelinir ya gelinmez
Her güzele meyil verme
Ya sevilir ya sevilmez"
********
"Güzel ne güzel olmuşsun
Görülmeyi görülmeyi
Siyah zülfün halkalanmış
Örülmeyi örülmeyi."
YENİ YIL - 1974- AKDENİZ
Evet.....Bir yılı daha geride bıraktık. Düşünüyorum da neler değişmedi geçen yılla birlikte.Beni hem mutlu eden bir o kadar da üzülmeme sebep olan Ayşe sensin..
Radyoda "Madem küstün, dargındın niye geldin ağladın; rıhtımda boynu bükük bana mendil salladın..." diyerek sitem ediyor sevdiğine sanatçı.
Ayşe ile tanışalı 6 Şubatta bir yıl olacak.Gittiğimde onunla belki de hiç görüşmeyeceğiz.İyice yalpalamaya başladım. Bir gün öyle bir gün şöyle diyorum onunla ilgili kendime.Bazen mektup yazıp her şeyi bitirmek istiyorum. Bir yandan da sabırsızlıkla mektubunu bekliyorum.Kendimi tanıyamaz oldum. Bu hal pek normal değil ama hadi hayırlısı. En iyisi zamana bırakmak...Zaman en iyi ilaçmış...
1974 Yılına çok hareketli girdim.Saat tam 24 'te otobüsteydik.
Akdeniz gezisine çıkmıştık...31 Aralık 1973'te Samsun'dan hareket ettik.Adana, Mersin,Silifke,Anamur,Alanya, Antalya ve son olarak da Isparta... Gezdiğimiz yerler.
Antalya'da Sevgili Fatoş ve arkadaşı Apo bizi karşıladı.Sayelerinde çok güzel gezdik.Teşekkürler Fatoş. Seni çok seviyorum.
Daha sonra 4 Ocakta İsparta'ya güller diyarına geldik.Geldik ama bizi güllerle karşılayan olmadı. Otobüsten inerken bu kadar genç kızı bir arada gören gençlerin attığı , adını şimdi hatırlayamadığım,ama acısını bacağımda hala hissettiğim sapan gibi bir şeyle tenimize batan tellerle karşılandık.( civ mi ne atılan)
İsparta'ya Eski Türk Edebiyatı hocamızı ziyarete gedik.Hocamız bizden ayrıldı, tayini buraya çıkmış. Bizleri çok güzel ağırladı.İnanılacak gibi değil ama onu özlemişim, ayrılırken hüzünlendim bile diyebilirim.Şu insanları anlamak galiba uzmanların işi, ben kendimi çözemedim daha...Belki de alıştıklarımızı arıyoruz bazen.
Daha sonra Ankara'ya geldik.Arkadaşlar saat 24'te Samsun'a hareket ettiler.Ben Ankara'da teyzemlerde kaldım.Ocağın yedisinde kardeşimle gezdik.Sinemaya gittik.Birlikte resim çektirdik.7 Ocak saat 16.00 'da Samsun'a hareket ettim.O geceyi okulda geçirdim.Ertesi gün derse girdik.Böylece monotun yaşantımıza kaldığımız yerden başlamış olduk.
Şubat tatiline de bir şey kalmadı.Ailemi çok özledim. Hepsini çok seviyorum. Yeni Yıl mutluluk getirsin herkese....
II . ADAM- İNÖNÜ
İNÖNÜ'YÜ KAYBETTİK Devletimizin kurucularından ,Atatürk'ün silah arkadaşı, milli kahraman
eski Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü'yü 25 Aralık 1973 tarihinde kaybettik...Geçirdiği kalp krizini yenemeyerek aramızdan ayrıldı.
Milli Mücadele kahramanı, eski Cumhurbaşkanı , Tabii Senatör İsmet İnönü bugün büyük bir törenle Anıt Kabir' de Atatürk 'ün yattığı yerin tam karşısında sütunlu bölümde toprağa verildi.
Bugün saat 9.30 sıraları okulumuz spor salonunda biz de anma toplantısı düzenledik. Gün boyu radyodan, Ankara' da yapılan törenin ayrıntıları dinlettirildi bizlere.
İnönü , 24 Eylül 1884 tarihinde İzmir'de doğmuş.Babası Malatyalı Hacı Reşit Bey, annesi Müderris Hasan Efendinin kızı Cevriye Temelli'dir.İnönü' nün göbek adı Mustafa imiş.
1900' de ORDUDA
1923'te BAŞBAKAN
1938' de CUMHURBAŞKANI
1950'de MUHALEFET
1972'de CHP'den KOPUŞ
1973.......
Tarihimizin bir altın yaprağı çevrilip kapandı. Bir anıt insanı toprağa verdik.Biliyorduk yaşlıydı, hastaydı, o cılız vücut o muazzam beyni güçlükle taşıyordu.Yine de ölümünü düşünemiyorduk. Devletimizin bir güvencesiydi.Dünyaya da bir ışıktı.
Tesellimiz O'nun gittikçe daha iyi anlaşılacağı ve anlaşıldıkça daha fazla sevileceğidir.....
" BİR ÖLÜNÜN ARDINDAN
Kabrime çiçek getirenlere gülerim;
Gafil kişilermiş şu insanlar vesselam;
Bilmezler ki bu kabirle yoktur alakam:
Ben o çiçeklerdeyim, ben o çiçeklerdeyim....."
(Cahit Sıtkı )
KAYIPLARIMIZ
1973'ün Edebiyat Cenazeleri gittikçe çoğalıyor.
Sabahattin Eyüboğlu, Kemal Tahir, Tahir Alango, Selahattin Batu, Fikret Adil, Şükufe Nihal, Halikarnas Balıkçısı diye düşünürken Faruk Nafiz Çamlıbel'i de kaybettik.
" Ani bir üzüntüyle bu rüyadan uyandım
Tekrar o alev gömleği giymiş gibi yandım. "
VE
Han Duvarları' dan:
" On yıl var ayrıyım Kına Dağı' ndan
Baba ocağından , yar kucağından
Bir çiçek dermeden sevgi bağından
Huduttan hududa atılmışım ben
Gönlümü çekse de yarin hayali
Aşmaya kudretim yetmez cibali
Yolcuyum, bir kuru yaprak misali
Rüzgarın önüne katılmışım ben
Garibim namıma Kerem diyorlar
Aslımı el almış, haram diyorlar
Hastayım derdime verem diyorlar
Maraşlı Şeyhoğlu Satılmışım ben
Arabamız tutarken Erciyes'in yolınu :
"Hancı, dedim , bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu'nu? "
Gözleri uzun uzun burkulu kaldı bende ;
Dedi :
_ Hana sağ indi , ölü çıktı geçende !
Yaşaran gözlerimde her şey artık değişti,
Bizim garip Şeyhoğlu buradan geçmemişti....
Evet bir yıldız daha kayıp gitti aramızdan...Ama eserleriyle yaşayacak sonsuza değin , diğerleri gibi....
Sınıf arkadaşım sevgili N..........Kasım ayı başlarında ona mektup yazmayı planlıyordu. Olanak bulursak ziyaretine de gitmek istiyorduk. Olmadı...
8 Kasım 1973' te aramızdan ayrıldı...Yazık.
AYIP BU YAPTIĞIM
Bugün oldukça canım sıkılıyor.Biraz önce çarşıdan geldik. M......yatakhaneye gitti. Çamaşır yıkayacakmış. Ben de yurda geldim. Şimdi yatağımın üzerinde bu satırları karalıyorum.
Odada yalnızım. Radyoda İngilizce dil dersi var. Birazdan roman okuyacağım.
A............'e mektup yazsam iyi olurdu ya biraz daha bekleyeyim bakalım nasıl olacak. Mektubunu yazalı bugün tam 20. gün oldu. Hala cevabını yazmadım. Amacım onu denemek. Pek iyi etmedim ama mademki bekledim bir iki gün daha bekleyeyim. Acaba ne düşünüyor? Çok kararsızım. Her şeye bu sıra çok üzülüyorum. Hayırlısı artık.
Tez olarak Dadaloğlu' nu aldım. Halk Edebiyatı dersinden. Henüz başlayamadım...
"ULUSUN TÜRKÜSÜ"
Saat: 21.15
Şu anda yatağımda oturuyorum. radyoda bu parça çalıyor... Bir yandan şarkıyı dinlerken bir yandan da " Ulusun Türküsü " isimli yapıtı incelemeye çalışıyorum. Bugün Zafer Sinemasında oyunu izledim.Çok da beğendim. İlgiyle izledim. Savunulan düşünceler bana göre doğru ve güzel. Fakat beğenmediğim yönleri de oldu. Tiyatro çıkışında kitap olarak şatışa çıkardıklarını görünce kitabı da aldım. Okudum...
Evet kitap bilime önem veriyor. Çok iyi. Biz de bilimi savunuyoruz. En gerçek yol gösterici bilimdir, diyoruz Atamız gibi. Bunun yanında gelenek , göreneklerimiz; manevi değerlerimize de saygılı olmalıyız. On ları da hepten yok sayamayız ki...
Bir evlat ne kadar başarılı olursa olsun evlattır. Babası da baba...
Eserde oğlu odaya girince babası ayağa kalkıyor ve:
" Baba olmak başka , genç olmak başka... Biz bilime ayağa kalkarız, senin bilimin bizden öte olduğundan ayağa kalkarız; baban olduğumuz için bundan kıvanç duyarız..." diyor. Bilimin önemini vurgulamak istemiş ama beni rahatsız etti.
Bugünler A.........'i sık sık düşünmek istiyorum. Her seferinde büyük bir yorgunluk, karamsarlık kaplıyor her yanımı...Bilmem neden zaman zaman pişmanlık duyuyorum. Kuşkulanıyorum. Kesin olarak inansaydım belki böyle olmazdı. Kim bilir? Acaba gerçekten seviyor muyum onu? Bu düşünce zaman zaman aklıma takılıyor. Mektubu gelirse belki düzelir. Daha bir hafta var mektubun gelmesine...Ya o ne düşünüyor şu anda?
KASIM 1973
EYVAH
Bu sabah uyanır uyanmaz ablamın mektubu geldi aklıma...Yataktan kalkmak istemedim.Çok üzgünüm.
Ahh ablacığım böyle bir şeyi hiç beklemiyordum. En azından bu şekilde öğrenmenizi...
Dün ablamın mektubu geldi. Her zamanki gibi sevinçle açtım.İçinden bir mektup daha çıkmaz mı? İkinci mektup Ü......'mdendi. Çok sevindim.
Samsun'a gelir gelmez hemen ona mektup yazmıştım, çünkü daha önce yazdığım mektubun cevabını alamamıştım. Babası hastaydı. Çok merak ediyordum durumunu. Meğer o yazdığı mektubu E.........' a göndermiş. Mektup ben ayrıldıktan sonra oraya gitmiş. Erkek kardeşim de yeni bir zarfa koyup göndermek için açmış zarfı...Babasının hastalığını o da merak ettiği için mektuba bakmak istemiş....İşte bütün kıyamette ondan sonra kopmuş...."Kim bu Ayşe ? "diye tutturmuş... Ablam ikna etmeye çalışmış ,arkadaşlarıdır, şakalaşıyorlardır , diye ama pek yararı olmamış.
Ah ablacığım, inan ben de çok üzüldüm. Sizleri üzdüğüm için üzüldüm. Böyle bir şeye ben sebep olduğum için üzüldüm. Özür dilerim. Ü........... de bilse ne çok üzülür.
29 Ekim 2007 Pazartesi
YENİ GÜNLÜĞÜM
Yitip gitmede olan günlerin ardından bir an durup geçmiş anılara , ılık ılık yaşantıların yer ettiği yerlere bakıvermek az şey değildir saanırım.
Bu düşünce ile öğrenim hayatımın son yılında böyle bir defter tutmaya karar verdim. Ne denli başarılı ve yararlı olacağını zaman gösterecek. Dileğim bunun olumlu bir yönde gelişmesi ve yıllar sonra bu defteri açtığımda tüm rüyalarımın gerçekleştiğini görmek.... Kim bilir ilerde bir roman yazarım ve kaynağı da bu defter olur.
"Ama zaman , bu tereddütlerin, bu şüphelerin üstünden durmaksızın akıp gidiyordu. Yıllar bir selin dalgaları gibi birbirini kovalayarak, birbiri ardı sıra inip çıkarak ve kıyılarda ne bulursa alıp sürükleyerek başdöndürücü bir hızla, bilinmeyen bir yere doğru atılıyordu.
Bilinmeyen bir yere... Baş döndürücü bir hızla..."
( Yakup Kadri Karaosmanoğlu_ Ankara )
Bugün Ekim ayının on dokuzuncu günü... Sınıftayım. Hocamız kürsüde ders anlatıyor ama hiç dinlemeye niyetim yok... Arkadaşlar not tutuyor ,onlardan alırım sonra. Sıram sınıfın en arkasında, pencere kenerında.Dışarıyı rahatça görebiliyorum.Kulağıma rüzgarın uğultusu geliyor.Denizin küçük bir bölümünü görebiliyorum oturduğum yerden. Dalgalı..Beyaz köpükler oluşturmuş. Saat 11.30. Uzaktan ezan sesi buraya ulaşıyor. Eski Türk Edebiyatı Hocası olsaydı susar, dersi bırakır , ezanın bitmesini beklerdi...Karnım da acıktı. Neyse şurada ramazanın bitmesine de bir şey kalmadı. Bugün üçüncü hafta oluyor. Şöyle böyle bir hafta kaldı bayrama. Hiç olmazsa bayramda evimde olmayı çok isterdim.
Düşünüyorum da bu Samsun'daki üçüncü yılım..İki yıl nasıl geçti bilemiyorum. Bir yığın acı tatlı anı... Ben tatlılarını hatırlamak istiyorum...
Bu yıl Cumhuriyetin kuruluşunun 50. yılı.. Çok büyük hazırlıklar yapıldı.Ben de bu yılda bir roman yazmak isterdim ama nerde? Ben kim ,roman yazmak kim? Tatilde yazmaya yeltendim de bir şeye benzemedi. Öylece duruyor.
Bu yıl Türkçe Öğretmeni olacağım. Daha 20 yaşındayım. Roman yazmayı çok istiyorum. Ama bu yıl beni yoğun bir çalışma bekliyor. Kendimi öğretmenliğe hazırlamam gerekiyor. Diğer taraftan tez çalışmalarım da var.Henüz hangi konuyu seçeceğimi belirleyemedim.Artık bayramda bakarım. Çoğu konu önceden seçilmiş. Bu yılın sonuna kadar bitirmem gerekiyor. Sınavlardan önce teslim etmemiz gerekiyor.
Dün şehre inmiştim. Bayram için kartpostal aldım. A......... için alırken özellikle çok dikkat ettim. Zil çaldı, öğlen tatili ama oruçlu olduğum için yurda gitmeyeceğim. Yakup Kadri' nin Yaban romanını okuyacağım.
On dakikadır okumaya çalışıyorum ama boşuna. Her satırda sanki A.....yazılı. Bir an için aklımdan çıkmıyor. Artık kesin olarak biliyorum, onu çok sevdiğimi.Fena tutulmuşum. Şubat tatilinde tanışmıştık.Bir anda aşık olmuştuk. O andan sonra sık sık şüpheye düşüyordum. Ya yanılıyorsam, ya gerçekten sevmiyorsam, bu kadar kısa sürede aşık mı olunurmuş diye... Haksız da sayılmazdım hani!
Çok ani oldu...Hiç beklemediğim bir anda onunla karşılaştık. Ancak iki kez konuştuk, üç sefer de birbirimizi uzaktan gördük. Tatil bitti ve ben okula döndüm... Hepsi hepsi bu kadar. Ama ilk kez böyle bir duyguyla tanışıyordum.Pek çok kez teKlifler olmuştu. Burada ortam çok uygundu, ama değil arkadaşlığı kabul etmek , aklımın ucundan bile geçirmiyordum!
Şairin biri ilk sevgi için: "Geçse de hayatın en güzel çağı , başkadır ilk sevgi ilk göz ağrısı..." demiş. Gerçekten öyle... Bu konuda daha pek çok kişi pek çok şey söylemiş. Boşuna mı?
Şu anda A..........ile ilk karşılaşmamız geldi aklıma....
CUMHURİYETİMİZ 84 YAŞINDA
Ey Türk Gençliği!
Birinci görevin, Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini sonsuza kadar korumak ve savunmaktır.
Varlığının ve geleceğinin tek temeli budur. Bu temel senin en değerli hazinendir.
Gelecek de dahi seni bu hazineden yoksun bırakmak isteyecek iç ve dış düşmanların olacaktır.
Bir gün gelecek ve bağımsızlığını savunmak zorunda kalırsan göreve başlamak için içinde bulunacağın durumun olanak ve koşullarını düşünmeyeceksin.
Bu olanak ve koşullar hiç de uygun olmayabilir.
Gelecek ve bağımsızlğını yok etmek isteyecek düşmanlar , bütün dünyada örneği görülmemiş bir yenginin temsilcileri olabilirler.
Zorla ve hileyle aziz vatanın bütün kaleleri ele geçirilmiş, bütün gemi yapım yerlerine girilmiş , bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi doğrudan doğruya ele geçirilmiş olabilir.
Bütün bu koşullardan daha acı ve daha tehlikeli olmak üzere memleketin içinde yönetime sahip olanlar, gaflet( aymazlık) ve dalalet ( doğru yoldan ayrılma) ve hatta hıyanet (vatan hainliği) içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri kişisel çıkarlarını, düşmanlarımızın siyasi emelleriyle birleştirebilirler.
Millet yoksulluk ve sıkıntı içine düşürülmüş olabilir.
Ey Türk geleceğinin evladı ! İşte , bu durum ve koşullarda bile görevin ; Türk Bağımsızlığını ve Cumhuriyetini KURTARMAKTIR.!
Muhtaç olduğun güç damarlarındaki soylu kanda bulunmaktadır.
Vatan toprakları işgal altındaydı...Düşmanlarımız orduları ve donanmalarıyla topraklarımızı dört bir yandan kuşatmıştı. Halkımız, savaş yorgunluğu ve tükenmişliği içindeydi. Osmanlı Devleti , çoktan kendini yabancılara teslim etmişti.Padişah ve hükümet işgal güçlerinin buyruğu altındaydı.Bu duruma direnenlerin elinde ne silah, ne cephane,ne de aralarında inanç ve amaç birliği vardı.
İşte bu koşullar altında, Büyük Önder,Yiğit Asker Mustafa Kemal Atatürk ,İstanbul önlerine demirlemiş olan , yabancıların savaş gemilerini göstererek ,"GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER ! "demiştir.
Bugün Atatürk' ün ilke ve devrimleri , iç ve dış düşmanların tehdidi altındadır. Serv anlaşmasının maddelerine döndürülmek isteniyoruz. Yeni haritalar ortalıkta dolaştırılıyor. BOP ve GOP diye vurgulanan geniş kapsamlı öngörüler dile getiriliyor.
BOP ( Büyük Ortadoğu Projesi), "11 Eylül Komisyonu " nun hazırladığı GOP ( Genişletilmiş Ortadoğu Projesi ) ile birlikte ele alındığında Türkiye'ye "Ilımlı İslam Devleti "rolünün biçilmesinin nedenleri daha iyi anlaşılabilir.Ortak yürüyüş hedefleniyor.
Şimdiye dek bu ortak yürüyüşte görülen aksamalar biliniyor; Meşhur "Tezkere olayı ", Hamas' a yaklaşma girişimi, son olarak Tahran'la işbirliği girişimi, ABD de kuşku yaratsa da, Ilımlı İslam Devleti' ne doğru yürüyüş demokratik görünüş altında sürüyor.
" Tehlikenin Farkındayız."
- Amerikan Temsilciler Meclisi' nde sözde Ermeni soykırımına ilişkin kararın çıkma olasılığı;
- PKK' nin hemen genel seçim sonrasında yükselen terör eylemleri.
- Amerikan işgali ve koruması altındaki Kuzey Irak'ın , Türkiye için tam bir tehlike ve tehdit oluşturması,
- PKK'nin son haftalardaki üst üste saldırıları ve cinayetleriyle birlikte Meclis' teki DTP'nin etnikçi teröristlere sahip çıkan tutumu;
- Türk Silahlı Kuvvetleri'nin PKK'ye karşı hareket olanaklarının uzun süredir kısıtlanmış olması.....
Bunlar ve başkaları...Evet Tehlikenin farkındayız..Türk halkı da yavaş yavaş da olsa , biraz geç de olsa tehlikeyi farketmeye başladı. Tüm kentlerde tepkiler meydanlara taşındı. Bayrak bayrak yollara dizildi.Kurduğun Türkiye Cumhuriyeti öyle sağlam temeller üzerine oturtulmuş ki içten ve dıştan bu kadar zorlanmasına karşın dimdik ayakta. Bugün Cumhuriyetimizin 84. yılını kutluyoruz. Coşkuyla kutluyoruz; teröre kurban verdiğimiz evlatlarımızın acısını yüreğimizin derinliklerinde taşıyarak kutluyoruz...
Herkes bilmeli , sağır sultanlar duymalı:
" Ne senden geçeriz ATAM; ne senin ESERİNDEN..."
Aysema
KİMSE YOK MU
"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...
-
ANKETİN SORUSU ŞU: Sizce Türkiye'nin en ÖNEMSİZ sorunu nedir? Seçeneklerden sadece birini tıklayacaksınız. Şimdiden teşekkürler...
-
Eşime sordum: "57" dedi, inanamadım! Şaka yapıyorsun, dedim. Hesapla bak, dedi. Hesapladım, hesapladım işin içinden çıkamadım......