"Dünyanın başka uygar toplumlarında olduğu gibi Atatürk
Türkiyesinde de laiklik, bireylerin birey olarak diledikleri dinsel
inanca sahip olmalarına ya da hiçbir dinsel inanca sahip olmamalarına
başta devlet, hiç kimsenin karışmaması olarak anlaşılır.
Ancak
yine başka toplumlarda olduğu gibi Türkiye'de de laik düzene karşı
olanlar kendi dinsel tutumlarının topluma zorla benimsetilmesi
amacında olduklarını açıkça ortaya koyamadıkları laiklik ilkesine doğrudan doğruya karşı
çıkamadıkları için genellikle laiklik kavramına ve laik devlet, laik
toplum düzeni kavramlarına eksik ya da yanlış tanımlamalar getirmeye
yönelmişlerdir. BÖYLECE DİNİ SİYASETE ve BAŞKA TÜR BENCİLCE ÇIKARLARA
ARAÇ YAPABİLME KAPILARINI ZORLAMAYA ÇALIŞMIŞLARDIR.
Laiklik Ne Değildir?
- Laiklik, en sık yinelenen " Dinle devletin birbirinden ayrı olması..." tanımının yüzeysel olarak anlaşılmasına dayalı "Din alanında kim ne yaparsa yapsın, devlet karışamaz." anlamını taşımaz.
- Laiklik devlet gücünün, otoritesinin ve olanaklarının herhangi bir dinsel inancın ya da inançsızlığın eğitilmesinde, öğretilmesinde, yayılmasında kullanılması demek de değildir. Çünkü böyle bir durumda başka dinden ya da mezhepten olanların, aynı dini ayrı biçimlerde yorumlayanların ve herhangi bir dinsel inanç beslemeye gerek görmeyenlerin inanç ve vicdan özgürlükleri ortadan kaldırılmış olur.
Mustafa Kemal Atatürk'ün eşsiz önderliğinde gerçekleşen Türk
Devrimi bir ulusal bağımsızlık ve çağdaşlaşma hareketinin adıdır. Bir
toplumsal -yeniden- biçimleniştir. Ulusal bağımsızlığı ve özgür
düşünceyi temel aldığı için bir Türk Aydınlanmasıdır.
Gerçekten laik bir dünya anlayışı temeli üzerinde yükselen Türk Devrimi, Türk toplumunda akıl çağını etkin biçimde açmıştır.
Türk
Devriminin temeli olan ulusal bağımsızlık ilkesi, düşünce ve inanç
bağımsızlığı ve özgürlüğü demek olan laiklikle özdeştir. Boş
inançların, dinsel baskıların doğmatik zincirleriyle aklın bağlandığı
yerde ulusal bağımsızlığın düşü bile görülemez.
BUNUN GİBİ İNANÇLARIN
YÖNETİMİNDE BİLİM DE YAPILAMAZ. Öyleyse laik düşünüş ve davranış
olmadan DEMOKRATİK BİR HUKUK DEVLETİ DE KURULAMAZ.
Öte yandan
laiklik, " Dil, kan, hatta din birliğine karşın Türk halkını
yüzyıllar boyunca bin parçaya bölen ACIKLI DİDİŞMENİN de sonu, en sağlam
birlik demek olan eğitim ve kültür birliğinin de başlangıcıdır.
Atatürk 30 Ağustos 1925 tarihinde Kastamonu'da şunları söylemiştir:
"Efendiler,
yaptığımız ve yapmakta olduğumuz devrimlerin amacı, Türkiye
Cumhuriyeti halkını tümden çağdaş ve bütün anlam ve biçimleriyle uygar
bir toplum durumuna ulaştırmak... Şimdiye değin ulusun kafasını
paslandıran , uyuşturan... düşünüşte bulunanlar olmuştur. Herhalde
düşünüşlerdeki boş inançlar tümden kovulacaktır. Onlar çıkarılmadıkça
kafaya gerçek ışıklarını ulaştırmak olanaksızdır.
Efendiler ve ey
ulus, iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler,
mensuplar ülkesi olamaz. En doğru, en gerçek tarikat,uygarlık
tarikatıdır."
İlk yayınlanma tarihi: 26 Ocak 2008
8 yorum:
Teşekkürler, akıl ve sanat kazanacak, umutsuzluk iyi değil!Doslukla.
Düşünceye iğdiş operasyonu çoktan yapıldı da, yaranın kavuşması bekleniyor aşamasında toplum. Yara kapandığında, 4+4+4 ve mahalle uzantılarıyla, "iman" dönemi başlayacak ki, özgür birey yerini mürütliğe bıraktığında, sıra, ne kadar heykel varsa "put" kapsamında yıkılmaya başlanacak. İşte o zaman iş işten geçecek, bizi zorla da olsa cehenneme gitmeten kurtaracaklar, cennete havale edecekler. İnşallah:)
Üzüntümü kelimelerle anlatmam mümkün değil ...Hep bir umut vardı bu yüzyılda yok canım olamaz diyordum.Cok şey oldu,bilmiyorum yol ayrımımı artık ne dersek diyelim.Ama yinede ufacıkda olsa umut etmekten vazgeçmek istemiyorum.Sevgilerimle..
yol ayrımına 10 yıl önce geldiğimizi düşünüyorum.
"Umut oldukça her yeni gün bir başlangıçtır" sözünü hatırladım Sevgili Ali Zafer Sapçı, teşekkür ederim.
Umutsuz olmaz, yazıyorsak umudumuzu yitirmediğimizdendir değil mi? Akıl ve sanat kazanacak inanıyorum...
"Cennet cennet dedikleri
Birkaç köşkle birkaç huri
İsteyene ver onları
Bana seni gerek seni" demiş Yunus Emre...
Sorunlarla baş etmek türban olayına benzemiyor, yalpalamaya başladılar, bu ülkenin aydınlık yüzlü insanları da var, kul köle olmayan.
Geldikleri gibi gitsinler...
Sevgili Asis,
Umutsuz olmaz, sabah olacaktır, aydınlıklar karanlıkları kovacaktır... Zor,ama olanaksız değil...
Sevgili Mehtap,
Pilleri bitti gibi geliyor bana... "Yolun sonu görünüyor" Aydınlık günlerde buluşmak dileğiyle...
Yorum Gönder