5 Haziran 2013 Çarşamba

ULUS MEŞGUL BE ANAM

 "Vites gitti, direksiyon kırıldı, tekerlekler dağıldı;
Durmak yok, yola devam..."






















































Facebook'tan seçtim. Emeği geçenlerin emeklerine sağlık...

Güven içinde özgürce yaşayacağımız; herkesin sadece kendi işini gücünü,ailesini,sevdiklerini düşündüğü, mutlu günlerinin fotoğraflarını paylaştığı normal günlere ulaşmamız dileğiyle...   

4 Haziran 2013 Salı

BU DİRENİŞİN LİDERİ KİM?

Bu direnişin Lideri Kim? 
Bunu bulmaya çalışıyor iktidar. Adını bir koyabilse rahatlayacaklar. CHP'ye attılar suçu, kimse yemedi. Sonra "birkaç çapulcu" dediler ama onları yöneten kimdi? 
Bu yazı iktidara ve rte'ye yardımcı olmak için hazırlandı. 
İhanet ediyorum ve direnişin liderini açıklıyorum: 
Kardeşlerimden özür dilerim. 
BDP başkanı Selahattin Demirtaş dedi ki "Bizim tabanımız ne yaptığını bilir, ırkçılarla, ulusalcılarla beraber eylem yapmaz." 
Desteğe herkesten önce BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder geldi. Kepçenin önünde durdu, yerlerde sürüklendi. 
Bu direnişin lideri odur. 
Bahçeli "polisi suçlamayın" falan filan diye geveledi. 
Bu esnada Gezi parkında direnen ülkücüler namaz kılarken direnişin geri kalanı onları polisten koroyordu. 
Bu direnişin lideri onlardır. 
Kılıçdaroğlu cumartesi günü yapacağı parti mitingini iptal etti; milletvekilleriyle birlikte bayraksız, rozetsiz Gezi parkı direnişine katıldılar. "Biz bu eyleme parti olarak değil, birey olarak katılıyoruz, bu örgütsüz bir eylemdir." dedi.
Bu direnişin lideridirler. 
Gümüşsuyu Askeri Hastanesi'nde bir er gördük. Polis mezaliminden yürüyecek hali kalmayan direnişçilere gaz maskesi dağıtıyordu. Ve aynı erler polisin, tomanın dönmesi için açılmasını istedikleri hastane kapısını açmıyorlardı. 
Bu direnişin lideri onlardır. 
Ve direnişin askeridir. 
Mersin'de, İzmir'de, Ankara'da, Ordu'da, Londra'da, Berlin'de, Teksas'ta... hemen her şehirde, her sokakta, her sıçan deliğinde: 
"Her yer taksim, her yer direniş" diyenleri gördük. 
Direnişin baş müsebbibidirler. 
İnsanları boğulmaya terk eden rixos'u, güllüoğlu'nu, burger king'i, starbuck'ı, alkım kitabevi'ni gördük, ama onlar bizi bir daha dükkanlarının içinde göremeyecekler. Ve mado'yu gördük, bizlere su bile vermeyen, ama polise çay servisi yapan mado'yu... 
Sabah'ı, CNN Türk'ü, NTV'yi, Haber Türk'ü gördük; "Nasıl haber kanalı olunmaz"ın kitabını yazdılar. 
Ve Halk TV'yi gördük, imkansızlıklar içinde "haber vermeye" çalıştılar. 
Bu direnişin lideri onlardır. 
Okan Bayülgen'i, Mehmet Ali Alabora'yı,Şafak Sezer'i, Erdal Beşikçioğlu'nu, Halit Ergenç'i ve daha nicelerini yanımızda gördük. Bir daha bu sistemden iş alabilir miyiz diye düşünmediler. Gaz maskelerini taktılar ve maske, onların gerçek kimliğini saklamak şöyle dursun, iyice ortaya çıkardı; ünlü değil, halk oldular. 
Bu direnişin lideri onlardır. 
Provokatörleri gördük; "direnişçiler başörtülü katılımcılara saldırıp dövüyorlar" diyorlardı.
 İlk cevap devrimci müslümanlardan geldi: "Polis dışında kimse kimseye saldırmıyor, biz kardeşlerimizle, kardeşçe direniyoruz." 
Bu direnişin lideri onlardır.
Yemekler yapıp yataklar hazırlayarak, direnişçilere evlerini açan anneler, anneanneler, babaanneler gördük. Giriş katındaki camlarının pervazından çiçekleri kaldırdılar; yerlerine sirke, süt, limon ve su koydular. 
Direnişin lideri oldular. 
İki gün önce birbirinin boğazına sarılan taraftar gruplarını gördük. 
Çarşı grubunun Beşiktaş'ta polis işkencesi çektiğini duyan Fenerbahçe ve Galatasaray taraftar grupları Beşiktaş'a girdi. Hep bir ağızdan " Beşiktaş sen bizim her şeyimizsin!" diye bağırıyorlardı. 
Bu direnişin lideri onlardır. 
Osmanbey'de bir halk otobüsü şöförü gördük, velinimetini, cehennem gibi olan caddenin ortasına yan park ederek polis tomalarının girmesini önledi. Adı mı? Adını bilmiyoruz. 
Ama bu direnişin lideri odur. 
Her sokaktan, her mahalleden, her şehirden yüz binleri gördük. Ellerinde tavalar, kepçeler,düdükler; daha güzel bir Türkiye'ye inananların "Gayrık yeter!" deyişini gördük. Bir insan, ömründe bundan daha güzel çok az şey görebilir. 
Bu direnişin tek lideri onlardır. 
Bağdat caddesinde, yetmişlerinde ve elindeki destekle zar zor yürüyen bir kadın gördük. Etrafındakilere "Taksim'e kadar yürüyeceğiz değil mi?" diye soruyordu. Provakatör, marjinal grup, çapulcu odur. 
Bu direnişin lideri odur. 
Ve Ataşehir'de küçük bir market gördük. İçeri genç bir kız girdi. Taksim'i temizleyen direnişçiler için çöp torbası alıyordu. Çantasının ucundan Türk Bayrağı göründü. Market'in sahibi sordu: 
"Taksim'e mi?"
"Evet"
"Araban var mı?"
 "Var"
 "Bekle biraz" dedi.
 Faraş,kova, eldiven,çöp poşetleri,içecekler bir güzel paketlendi. 
"Bunları da götürür müsün çocuklara? Çünkü ben gidemiyorum..." dedi.
Adını bilmiyoruz; ama bu direnişin lideri odur. 
Türkiye'nin tüm meydanlarındaki bu direniş, Ataşehir'deki o market sahibinin iradesi sayesinde, tüm zulme ve faşizme karşı ayakta dimdik durmaktadır! 
Eğer tepemizdeki diktatör, bu direnişe hemen bir son vermek istiyorsa önce direnişin liderini yok etmelidir. 
Polise tavsiyem müdahaleye önce Ataşehir'deki o marketten başlaması. Ve sonra geri kalan milyonlarca lideri tek tek yakalayabilirler... 
Avukat Cüneyt Erkmen Özbayır

21 Mayıs 2013 Salı

ABD'DE KIZIMIN MEZUNİYET TÖRENİ ve ÜÇ AYLIK MAAŞA UÇAK BİLETİ

Washington Üniversitesi'den MBA derecesini alırken...Fotoğrafı internetten canlı yayını izlerken çektik...

 Daha önce yazmıştım, kızımın Washington Üniversitesin'deki mezuniyet törenine gidebilmek için ABD vizemizi yenilemiştik. Ancak gidemedik. Emekli öğretmen olarak aldığım üç aylık maaşım uçak biletimizi almaya bile yetmiyordu çünkü. Düşünebiliyor musunuz, üç aylık maaş sadece uçak biletine denk gelmiyor. Milli gelirden payımıza düşen işte bu kadar...

Ancak üniversite, mezuniyet törenini canlı canlı yayınladı da evden her anını izleyebildik. Video olarak da üniversitenin sitesine koymuşlar, ara ara bakıyorum. 
Kızımı kutluyorum, her anne-baba gibi çocuklarımızla gurur duyuyoruz. Anaokulundan Boğaziçi Üniversite mezuniyet törenine kadar tüm başarılarında yanındaydık. Bu kez de tüm yüreğimiz, uzakta da olsak, onun için, onunla birlikte çarptı... 

Bu arada Başbakan Erdoğan'ın ABD gezisindeki resmi toplantısının ardından ATA uçağımızla San Francisko'da kızı Esra Albayrak'ın Berkeley Üniversitesindeki mezuniyet törenine gittiğini basından öğrendim. Kutluyorum ikisini de... Esra Albayrak diplomasını çocuklarıyla birlikte almış. Ne güzel...
 Başbakan ABD ziyaretine giderken gazeteciler; F.Gülen'le görüşme olacak mı, sorusunu yönettiklerinde:
  "Resmi programımızda yok, ama gökten ne yağar ki yer kabul etmez?" diye yanıtlamıştı. Kendi gitmedi, "vekaleten!" Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ı gönderdi. Başımıza neler yağacağını da zaman içinde göreceğiz. 

Sahi cümbür cemaat kaçıncı ABD gezisi oldu bu? Bunun maliyetini ödediğimiz için mi üç aylık emekli maaşımız uçak bileti bedeli kadar? Sormadan edemiyor insan. Hani onur duyacağımız gelişmeler olsa feda olsun diyeceğiz, ama her seferinde kıpkırmızı oluyoruz milletçe... 

Bu arada Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İ.M. Gökçek ABD'de yapılan Türk yürüyüşüne birilerini göndermiş galiba. Bugün CHP Grup Başkan Vekili Emine Ülker Tarhan'ın soru önergesinden öğrendim. 

Soru önergesi şöyle:
"Kaç kişi, hangi amaçla ABD'ye gönderilmiştir? Katılım için hangi kriterler aranmıştır? Toplam ne kadar masraf yapılmış, hangi bütçeden karşılanmıştır?  Vize alamadıkları için gidemeyen kaç kişi vardır ve bu şahıslar için uçak bileti ile otel gideri ödenmiş midir?  Ödenmiş ise miktarı nedir? Gezinin toplam gideri ne kadardır?" 

Kişi Başına Düşen Milli Gelirimiz artıyormuş! Ekonomimiz harikaymış!Sizi bilmem ama bizim buralarda herkes dünden çok daha kötü koşullarda yaşamak durumundadır. Ve bunun nedeni de har vurup harman savuran birileridir. Tatlı tatlı yemenin acı acı hesap sorulacağı günlerin gelmesi dileğiyle... 

Veee Ahmet Necdet Sezer'i saygıyla anımsıyorum...  

  



KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...