Bir kadın küçük bir kızken yatağa yatacağı sırada annesine:
"Yarın görüşürüz." diyormuş.
Annesi de geri çekilerek her zaman:
"Belki..." diye yanıt veriyormış.
Böylece anne, varlık ve yokluğunu kontrol eden bir konuma sahip olmuş. Kızını tereddütte bırakarak her şeye gücü yeten biri rolünü üstlenmiş.
Kız büyüdükten sonra annesiyle arasında yinelenen bu sahneyi hatırlayıp tanımlarken: "havada asılı kalmak" deyimini kullanır.
"Havada asılı kalmak" bugünkü konumumuza ne kadar da uygun değil mi? İçte ve dışta pek çok sorunumuz var ve tüm sorunlar çözümsüz, havada asılı bekliyor. Yarını olmayan günlere mi kaldık.
"Belki" sözcüğü sadece çocuklukta mı sarsıcı? Son yıllarda toplumun bu kadar tedirgin olmasının bir nedeni de bu değil mi? "Belki"lerle toplumun büyük bir kısmı gelgitler yaşıyor, tereddüt içinde kalıyor. Aklı karıştırılıyor. Doğrularla yanlışlar bir torbada sunuluyor, iyilerle kötüler aynı terazide tartılıyor, sonuç değişmiyor. Akıl tutulması mı desem, beyin körelmesi mi desem, art niyet mi, gizli bir hesap mı var desem bilemiyorum. Belki de hepsinden bir parça vardır. Yoksa "Dur bir düşünelim, diyenin tepesine durup dururken neden inilsin ki? Konuşmadan, enine boyuna tartışmadan gerçeğe ulaşmak mümkün mü? Belki de her şey "havada asılı kalsın" diye kendileri gibi konuşmayanları, susturmaya çalışıyorlardır. Kimbilir?
"Yarın görüşürüz"
"Belki..."
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
KİMSE YOK MU
"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...
-
ANKETİN SORUSU ŞU: Sizce Türkiye'nin en ÖNEMSİZ sorunu nedir? Seçeneklerden sadece birini tıklayacaksınız. Şimdiden teşekkürler...
-
Eşime sordum: "57" dedi, inanamadım! Şaka yapıyorsun, dedim. Hesapla bak, dedi. Hesapladım, hesapladım işin içinden çıkamadım......
4 yorum:
Evet çok inceden acıtıyor o muğlaklık. Bir an ee peki ya görüşemezsek dediğimiz an.
Ama görüşelim :) Kesin
kurduğumuz cümleler gibi ucu açık hayatlar yaşıyoruz artık. kim vurduya gidecek/gidiyor yaşamlarımız...
Acıtan bir hikaye. "Belki" yanıtı hiç çaba barındırmıyor içinde, oysa bizler uğrumuzda çaba sarfedilsin istiyoruz. Hele ki bir çocuk; annesinden bile bu güveni alamıyorsa bir tarafı eksik kalıyordur kesin.
Ülke meselesinde de durum aynen tesbitinizdeki gibi, artık herşey ihtimal dahilinde ne yazık ki :(
"belki"lerin öbür ucundaki engeller de hesaba dahil.
bir ucunda farkındalığınız, diğer ucunda engeller olunca, "belki"ler boşluğa çakılmış bir çivi gibi durur...
biz de bazen boyumuzu aşan yerlerde eylemlerimizi belki çivisine asmak zorunda kalıyoruz.
sürpriz olarak anlaşılması gerkenlerin sıradanlaştığı bir ülkede yaşayınca, bir annenin de "belki"lere tutunması kaçınılmaz olmakta.
ölüm de bir "telefon kadar yakın", yoksulluk da, hatta tutuklanmak da....
Yorum Gönder