
BEN SANA MECBURUM
ne vakit bir yaşamak düşünsem
bu kurtlar sofrasında belki zor
ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
ne vakit bir yaşamak düşünsem
sus diyip adınla başlıyorum
içimsıra kımıldıyor gizli denizlerin
hayır başka türlü olmayacak
ben sana mecburum bilemezsin
ne vakit bir yaşamak düşünsem
bu kurtlar sofrasında belki zor
ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
ne vakit bir yaşamak düşünsem
sus diyip adınla başlıyorum
içimsıra kımıldıyor gizli denizlerin
hayır başka türlü olmayacak
ben sana mecburum bilemezsin
Attilla İlhan'ı yitireli beş yıl olmuş. Anısı önünde eğilirken tüm gerçek şair ve yazarlara da selam duruyorum.
Şiirsiz olmaz, şiirsiz yaşanmaz. Şiir getirin, daha çok şiir...
Belki de birbirimizi bu kadar acımasızca yememizin nedeni şiiri terk edişimizdendir. Şiir olmayan yerde insan sevgisi de olmuyor çünkü...
Attilla İlhan Yağmur Kaçağı isimli şiirinde:
"elimden tut yoksa düşeceğim
yoksa bir bir yıldızlar düşecek"
diye sesleniyor.
Belki de işin sırrı burada. Birbirimizin elini tutmadığımız sürece bir bir yıldızlarımız kayacak...
EK: Hakimler Savcılar Yüksek Kurulunun yedi üyesi, çalışmaları engellendiği gerekçesiyle, görevlerinden istifa ettiklerini 14.30'da açıkladılar.
9 yorum:
O kadar bıraktık mı ellerimizi? Sanırım birinin "hayır" demesine ihtiyacımız var öğretmenim.
hiç görmediğim gökler vahşi yeşil
ağır şehirler oturmuş altına
içinden sular geçiyor erimiş cam
parıltıdan göz gözü görmez olmuş
bu kız sevdiğim o kız değil
bir başka yüz takmışlar suratına
kendisiyle kavgalı sabah akşam
kirpikleri maviymiş dudakları mormuş
insanlarla yanılmış eski sahil
şarkılar asılı günün her saatıne
hangi rastladığıma kimi sorsam
kimin kim olduğunu bilmiyormuş
denizin üstü yıldız çil çil çil
dağların arkasında saklı fırtına
kötü bir rüyadaymışız tamam
ne yapsan bir sona ermiyormuş
ATİLLA İLHAN
Waldorf Astoria
kadınsa kadın doktor spiedell
dudakları kalın
buğulu
üstüne yoktur linda'nın doktor spiedell
benim linda'nın
(bir içim su)
karanlıkta cıgara içiyor doktor spiedell
şehvetli
tembel
uykulu
ah doktor spiedell siz yok musunuz
neden durumu anlamıyorsunuz
orta doğu'dan vazgeçin diyorum size
zaten alışverişi nedir orta doğu'nun
güney doğu asya'yı alsanız elinize
ah doktor spiedell ne işler çevrilir
haksızlık neresinde bunun
..........
..........
Attila İlhan
Hep "dip dalgası " derdi...Acaba yaşasaydı Silivri'de mi olurdu?
Türkiye
türkiye türkiye dağlarını duman almış
üzümler memleketi tütünler memleketi
türkiye türkiye çok gülmüş çok ağlamış
sabırlı bağrıyanık insanlar memleketi
bulut gibi köpürmüş topraktan bereketi
pehlivan dağlarında şafaklar büyümüş
ya o nehirler delirip gün gür gelirler
bir şarkı gibi dağdan denize yürümüş
sen türkiye'sin sağdıcım kirvem Türkiye
insanların insanların ah senin insanların
morca gözlerinden öpsem namuslu gözlerinden
asiye'm işveli hatice fistanı dal işlemeli
sen kırk köyün içende şanlı zeyneb'im
şahan'ı vurdular yirmi yaşında köprü başında
gel yılmaz mahmud'um gel bilaloğlan
arabamın atları deh deh amanda
ha burası Karadeniz gemiler yatar limanda
deryalar aslanı şem-i bahri kâmil reis
bu insanlar senden gelir sana gider
tarlaya savrulmuş buğday gibi Türkiye
sen türkiye'sin ekmeğim tuzum türkiye
omzumda mavzer koynumda çevresin
ve kıl heybemde taze lor peyniri
gök rengi süt karanfil rengi şarap
batan güneş gibi bakır taş kömürü
ve rüzgara vermiş saçlarını nefti ormanlar
ve köylere karşı sarışın harmanlar
ferik elması kavun karpuz dut ve kayası
fındık da sende bademde sen de ceviz de sende
alnımın teri gözlerimin nuru türkiye
sen türkiye'sin evim barkım köyüm obam türkiye
o senin çift çarşılı harp görmüş şehirlerin
sahilde mersin yayla türküsü Konya
adana'nın yolları taştan yola çıkıp maraş'tan
ezanla birlikte vardık bir akşam urfa'ya
bursa'nın ya bursa'nın ufak tefek taşları
uçan yıldızı dondurur ardahan'ın kışları
erzincan'da bir kuş var kanadı gümüş pul pul
ve göğe kılıç gibi çekilmiş minarelerini
şehirler padişahı canım istanbul
türkiye türkiye ay'lı yıldız'lı türkiye
sen mehmed'sin omuzlarında anadolu yaylası
aladağlar toroslar dev gibi gövden
sen şehit oğlu şehit babası
sana selam olsun dünyadan hürriyetten
http://www.tilahan.net/default.asp?lang=0&pId=6&fId=8&prnId=1&hnd=0&ord=0&docId=313&fop=1
ilk defa okuduğum bir şiiri paylaşmak istedim
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
der ya bir şiirinde, ne çok severim.
yıldızların kaymaması dileğimle
şiirler ne çok şey anlatır bizlere
ruhun temizlik süngeri sanki
Şiirler ve şairler olmasaydı ne kadar renksiz bir hayatımız olurdu...
Not: geçen yıldan sana olan masa üstü mim borcumu bu mim gündeme gelince yeniden, hemen ödeyiverdim:))
“...elsiz ayaksız bir yeşil yılan
yaptıklarını yıkıyorlar mustafa Kemal
hani bir vakitler kubilayı kestiler
çün buyurdun kesenleri astılar
sen uyudun asılanlar dirildi
mustafam mustafa kemalim
ankaranın taşına bak
tut ki baktım uzar gider efkarım
çayır ağlar çimen ağlar ben ağlarım
gözlerimin yaşına bak
ankara kalesinde rasat tepede
bir akça sağan gezer dolanır
yaşın yaşın mezarını aranır
şu dünyanın işine bak
mustafam mustafa kemalim”
Attila İlhan
Oya
Yorum Gönder