
Bir öykü yazdım, ama adını koyamadım. Aklıma gelenlerin hiçbirini beğenmedim. Biraz daha düşüneceğim, önerilere açığım... "GÜÇ KİMDE?" desem olur mu ki? İşte adını koyamadığım öyküm:
Emre on yaşlarnda bir çocuk. Uzun süredir harçlıklarından artırdığı paraları içine attığı kumbarasını açıyorlar annesiyle... Oldukça sevinçli, bisiklet alınacak ona...
Paralar sayılıyor, eksikler tamamlanıyor, bisiklet alınıyor...
Pırıl pırıl bisikletiyle sokağa çıkıyor. Uzun zamandır hayalini kurduğu gibi arkadaşlarının yanına bu kez bisikletiyle gidiyor. Yok yok gitmiyor, adeta uçuyor... Çocuklar başına toplanıyor. Aralarında Emre'den üç yaş büyük Gürkan da var. Gürkan zorbalığıyla tüm çocuklar üzerinde baskı kurmuş. Hepsi korkuyor ondan.
Gürkan bir adım öne çıkıyor çocukların arasından:
_ Ver bakayım...
Emre, vermem, diyemedi. Vermek de istemiyordu. Gürkan bir eliyle Emre'yi zorla indirirken diğer eliyle bisikleti altından çekip aldı. Ve bisiklete bindiği gibi oradan uzaklaştı.
Emre'yle birlikte tüm çocuklar nefes nefese arkasından koştu,koştu, koştu yetişemediler. Biraz sonra geri döndü, ama hala bisikletin üstünde oturuyor Gürkan, çocuklar etrafında ona bakıyor...
Emre soğuk soğuk terlemeye başladı.Gitti yanlarına:
_ Ver, dedi.
Öteki omuz silkti.
_ Gürkan ver, bindin işte!
Gürkan oralı olmadı. Emre bisikletinin elden gideceği endişesine kapılarak korktu, yüksek sesle, ağlar gibi:
_Ver bisikletimi!
Gürkan yine omuz silkti, Emre bisikletine yapıştı, çekiştirmeye başladı... Öteki Emre'yi itti, bisikletten indi, bisikleti kaptığı gibi yere düşen Emre'nin biraz uzağına fırlatıverdi! Bütün çocuklar korku ve merak içinde; biraz da yaltaklanarak Gürkan'ın yanında donakaldılar...
Emre usul usul yerden kalktı, çocuklar sessizce onu izliyordu bu kez. Gürkan'ın öfkesi hala geçmemiş, kızgın bir sesle:
_ Al sana bisiklet!
Emre, bir anda kendinden belkenmeyen bir hızla Gürkan'ın üzerine atıldı. Gürkan boşta bulundu, yere düştü; Emre onun üstüne çıktı, vurmaya başladı. Kavgadan önce çocukların tümü Gürkan'ın yanında yerini almışken, Emre'nin saldırmasından sonra yarısı ondan yana oldu...
Kendinden güçlü biriyle mücadele etmek zordur, ama kendinden güçsüz biriyle mücadele etmek de her zaman kolay değildir. Gürkan bunu düşündü, kavganın uzayacağını anladı. Bir hamleyle Emre'yi üstünden attı, tüm gücüyle yumruklamaya başladı. Emre çırpınmaktan yorgun, yediği yumruklardan kendinden geçmiş gibi oldu, Gürkan bir anlık duraladı, soluklandı... İşte o anda Emre, Gürkan'ın elini yakaladı, var gücüyle ısırmaya başladı. Gürkan, bir eliyle Emre'nin başına basıyor, kolunu ısırmaya çalışıyor; canı yandığı için de:
_ Bıraksana ulan! diye bağırıyordu.
Bir aralık elini kurtaran Gürkan kavgayı bile unutarak elini tuttu, canı yanıyor, ısırılan yerden kan sızıyordu...
Emre, yerden bir taş alıp Gürkan'ın suratına fırlattı. Yeniden kavgaya tutuştular. Yeniden tekme, tokat,yumruk birbirine karıştı. Onlar alt alta üst üste boğuşuyorlar, çocuklar izliyor sadece...
Sokaktan geçen bir kadın bunları ayırdı, Gürkan'a bakarak:
_Utanmıyor musun? Boyuna bosuna baksana!.. O senin akranın mı?
Gürkan, kan akan elini kadına gösterek:
_Bak ama o yaptı. Ona söylesene!
Emre, bisikletinin yanına doğru yürüdü, bütün çocuklar da onunla birlikte geldiler. Kimi bisikletini kaldırdı; kimi Emre'nin üstündeki tozları silkelemeye başladı. Bisikletine bindi, çıngırağı kırılmıştı, eline verdiler; cebine koydu. Bir iki yerinde çizik vardı, ama bozulmamıştı bisikleti. Arkadaşlarına el sallayarak bisikletini eve doğru sürmeğe başladı. Sevinçten ağlayacak gibiydi. Arkadaşları Gürkan'ı dövmüş sayıyorlardı, ondan yana tavır almışlardı...
Annesi babası geldi aklına, bisikletini ilk günden bu hale getirdiği için kızarlar mıydı ki?
"Amaaan, kızarlarsa kızsınlar! Ben Gürkan'ı dövdüm..." diye geçirdi aklından. Islık çala çala daha çok abandı bisikletinin pedalına...
Not: Karne tatiline başlayan çocuklara iyi tatiller diliyorum. Bol bol kitap okumalarını, gönüllerince dinlenmelerini öneriyorum. Size de iyi hafta sonları...