

Çalan telefonla irkildim... Cep telefonumdu çalan. Açtım, arkadaşımın meraklı sesi:
-Nerelerdesin sen?
-Evdeyim, burdayım...
-Hiç sesin soluğun çıkmıyor, çalışırken daha çok görüyorduk seni!
Cumartesi arkadaşlarla buluşuyoruz, "Doktorlar Lokali"nde...
-Tamam , gelirim... Sevindim.
-Çık dışarı biraz , ne bu ?
Haklıydı arkadaşım. Ne zamandır eve kapandığımı ben de biliyordum.
Şöyle bir etrafıma bakındım. Boş bir mukavva kutu ve etrafına saçılmış defterler, kağıtlar... Ortasında da ben... Bir de atılacaklar için yanıma koyduğum poşet...
Poşetin içinde çok az atılacak var... Diğerleri gözümün içine bakıyor. Kıyma bize !
Açıyorum sayfa sayfa... Okuyorum, gülüyorum, üzülüyorum, hüzünleniyorum ve bir türlü atamıyorum.
Elimde küçük bir şiir defteri var şimdi. Ortaokul birinci sınıfta tutmuşum. Belli ki Türkçe öğretmenimiz Nurettin Hasköylü tutturmuş. Ne çok severdim onu. Gözünde bir sorun vardı galiba, acımasızca "Allah'a Yan Bakan " adıyla anılıyordu öğrenciler arasında...
Defteri karıştırırken baktım arkadaki boş kalan sayfalara kurşun kalemle birşeyler yazılıp silinmiş. Birazı dikkat edince okunuyor. Ön sayfaya baktım, benim adımın üstüne bir çizgi çekilmiş, üstüne de kızımın adı yazılmış. Kızım ilkokuldayken defterimi okumuş, kendi defteri olsun istemiş, içine de çocuk şiirleri yazmış, sonra da silmiş yazdıklarını ! Şimdi ben bu defteri atabilir miyim? ( Masumiyet Müzesi' ne mi göndersem.)
Şimdi bir başka defter duruyor elimde. Benim değil. Bu kez ben, defterimi sahiplenen kızımın orta üçüncü sınıf Türkçe defterini saklamışım, kendiminkilerin arasında.
Sayfalarının arasında gezinirken kalakalıyorum... " Skandal "! Bu bir kompozisyon çalışması onun.
Ödevin Konusu Şu: "Ani değişikliklerin insan ve toplum üzerindeki etkileri. "
Yazı uzadı. Ben birazdan atamadıklarımı yeniden kutuya dolduracağım. Bir başka zamanda denemek üzere depoya kaldıracağım.
Kızımın yazdığı "Skandal" isimli öyküyü de kaybolmaması için bir sonraki yazımda sizlere de sunacağım.
Ben atamıyorum. Siz atabilir misiniz ?