24 Temmuz- Lozan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Temmuz- Lozan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nisan 2009 Cumartesi

ÜZMEZ'İ ÜZMEYİN!

http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CFoto%20Haber%5CH%C3%BCseyin%20%C3%9Czmez,%20mizah%20dergileri%20kapa%C4%9F%C4%B1nda%5C6764775.jpg



14 Yaşındaki İlköğretim öğrencisi B.Ç 'ye Bursa-Mudanya'da cinsel taciz suçundan yargılanan Üzmez' i üzmeme çalışmalarının bütün hızıyla devam ettiği anlaşılmıştır.

Adli Tıp'tan verilen birinci raporda "Çocuk B.Ç. tacizden etkilenmemiştir!" yönündeki raporun usulsüz ve vicdansız bir rapor olduğu anlaşılınca ikinci bir raporun hazırlanmasına karar verilmişti.

Raporun sağlıklı hazırlanması için de Doç. Dr. Ayten Erdoğan Adli Tıp Kurumunda dört ay önce görevlendirilmişti. Ve bugün gazetelere şu haber düşmüştür:

"Doç. Dr. Ayten Erdoğan, 'Bu koşullarda sağlıklı rapor çıkarmak zor' gerekçesiyle Adli Tıp Kurumu'ndan istifa etti. 7 sayfalık istifa dilekçesinde neden İhtisas Kurumu'nda çalışamayacağını 27 madde halinde sıralayan Erdoğan, Adli Tıp Kurumu'na yönelik ithamlarda bulundu ve B.Ç.'ye yine aynı raporun verileceğini iddia etti.

İstifa eden psikiyatrist Doç Dr. Ayten Erdoğan, Adli Tıp kurumuna ağır eleştiriler yöneltirken, "B.Ç.'ye yeniden aynı raporu verecekler" dedi. Erdoğan, istifa gerekçesinde, "Bu koşullarda sağlıklı rapor çıkarmak çok zor" ifadesini kullandı.

İşte "Adli Tıp Kurumu'nda çalışan birçok üye ve yönetici tarafından eleştirilere ve yıpratmalara maruz kalmaktayım" diyerek istifa eden Doç. Dr. Erdoğan’ın istifa dilekçesinden çok çarpıcı iddialarda bulunmuştur."


Sayın doktorun iddialarını gazetelerden okuyabilirsiniz.

Beni şaşırtan Hüseyin Üzmez'i üzmemek için elbirliği edenlerin, Sayın Türkan Saylan'ı üzmek için güç birliği etmeleri! Bu size de garip gelmiyor mu?

Aynı şekilde Lozan'ı karalayanların Serv'i hortlatmak isteyenlerle işbirliği yapmasına siz de şaşırıyor musunuz benim gibi? Serv bir ulusun ölüm antlaşması, Lozan varoluş destanı değil miydi?

Ve son bir şey daha...

Hapishanelerimizin konuklarının eğitim düzeylerinin yüksekliğiyle dışardıkileri sollamış olması size de komik gelmiyor mu?

Gülsek mi ağlasak mı?

Galiba gülme aşamasına geldik toplumca!..

http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CFoto%20Haber%5CH%C3%BCseyin%20%C3%9Czmez,%20mizah%20dergileri%20kapa%C4%9F%C4%B1nda%5C6764776.jpg


23 Temmuz 2008 Çarşamba

VEDA


Bugün de denize erkenden gittim. Nedense her zamankinden de güzel geldi bana... Elimizdekilerin değerini hep kaybedeceğimiz zaman daha çok anlıyoruz. Sevdiğimiz insanlarla da öyle değil mi ?

Sevgi sözcüklerini kullanmakta cimriyiz cimri... Sadece ayrılıklarda kullanıyoruz en çok. Sevdiklerimiz yanımızdayken de sık sık yapmalıyız bunu... Yitirirken değil.

Biraz önce bir dost komşum , Can Dündar'ın güzel bir yazısını göndermiş. Harika bir yazı... Okumadınızsa lütfen okuyun. Temel fıkralarıyla içinde bulunduğumuz durumu ne de güzel anlatmış. Tren devrilmeden, özellikle içindekiler, insinler trenden. Kendilerini de ulusu da kurtarsınlar. Biliyorum, çoğu iki yıl olsun , emekli hakkı kazanalım diye "ya sabır" çekiyor. İki yıl dolup dolmayacağı belli değil ama tren devrilirse hep birlikte öleceğimiz kesin. Vatanını , ulusunu sevenler yapsınlar bunu... Onları buraya taşıyanlar için yapsınlar hiç olmazsa... Yoksa tarih affetmeyecek suçluları...

Yarın 24 Temmuz... Tarih sayfalarına bir kez daha bakmakta yarar var. Bu vatan kolay kurtarılmadı... Kişisel hırslar yüzünden batırmaya kimin hakkı var? Suç işlememek yetmez, suçluya göz yummak da suçtur. Nelere parmak kaldırdığımızı bilmek zorundayız. Bir ulusun geleceğiyle oynamayın lütfen...

Vatan elden giderken söyleyeceğimiz güzel sözleri duymayacaktır bile... Bizim de veda sözcüklerini dile getirecek dermanımız olur mu bilmem...

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...