Ne desem boş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ne desem boş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2011 Salı

BOŞ

"Bir ülkede akıl ve sanattan çok, servete değer verilirse, bilinmelidir ki orada keseler şişmiş, kafalar boşalmıştır."
Büyük Frederik

"Hayatın en büyük trajedisi, yoksulluk değil, zenginliğe doyamamaktır."
Cemil Sena

"Zeki adam, aptallar arasında çok kez söyleyeceğini şaşırır."
La Rochefoucauld

Ne desek boş...

5 Nisan 2009 Pazar

KİŞİSEL YAZACAKTIM


Bugün kişisel bir yazı yazmak istiyordum.

Zaman geçiyor diyecektim. Cahit Sıtkı "Yaş Otuz Beş" demiş, üzülmüş diyecektim. "Yolun yarısı " diyerek insan ömrüne yetmiş yıllık bir ömür öngörmüş diye üzüntülerimi paylaşacaktım. Bunu, doğru kabul etmeyeceğimi belirtecektim. Nasıl kabul edebilirim ki? Kabul edecek olsam yirmi yıldan az zamanımın kaldığını düşünüp üzülecektim. Biraz grip oldum diye ölecek miyim yani?

Hayır, ben yaşamak istiyorum. Daha yapacağım çok şey var. Evet, haklısınız. İlk torunumu gördüm. Ama onun büyümesini de görmek istiyorum. Sonra küçük kızımın mutluluğuna tanıklık etmek, yavrusunu kucağıma almak, öpmek, koklamak istiyorum. Yeter mi? Yetmez tabi. Torunlarımın çocuklarını da sevmek istiyorum suç mu?

Hepsinden önemlisi onların güzel ülkemizde özgürce yaşamalarını istiyorum. İnsanca yaşamalarını, aşkla, sevgiyle büyümeleri... Sanatın her alanında paylaşım gösterecekleri günü hayal ediyorum. Yaşamlarında hurafelerin olmamamasını, yalancıların, dolandırıcıların, cezasını bulmasını istiyorum. Bilimin aydınlığında yaşamalarını diliyorum.

Evet, bugün ben kişisel takılacaktım. Olmadı, yapamadım yine!

Star TV'de Ruhat Mengi'nin programını izliyordum bu pazar günü. Anlatılanlar canımı sıkıyordu. Hastaydım, ama yaşıyordum. Yine de umutluydum. Olanlar reklam aralığında oldu. Şöyle diğer kanallara da bir bakayım, diye gezerken yerel kanalda takılıp kaldım. Aaa ben bunu tanıyorum, tanıyorum, kim di bu!..

Programın adı: Ahir Zaman Sohbetleri...

Sunucu genç bir çocuk, ama bana yaşlı bir insanı çağrıştırıyor. Hem de boşa yaşamış olanlarından. Boş boş bakıp abartılmış bir saygıyla karşısındakine "hocam" diye hitap edip Türkiye'nin çeşitli şehirlerinden izleyicilerin gönderdiği soruları yöneltiyor.

Hocam, denilen kişi tanıdık geliyor bana. Yooo diyorum, kendi kendime; o olamaz! Google'ye bakıyorum. Evet, o! Hem de pek çok yerel kanalda dini sohbetler yapıyor. Ateist dedikleri kişilerin enses ilişki içinde oldukları sözleri kulaklarımı tırmalıyor. Arkasından Muhsin Yazıcıoğlu'nu Ergenekon örgütü öldürdü, diyor. Kendinden emin. Sonra 2041 yılında Hz İsa'nın öldüğü günkü kıyafetleriyle tekrar dünyaya bırakılacağını, o zaman Hz. İsa'yı evlendireceğini söylüyor. Yanlış duymadınız, Hz. İsa'yı evlendireceğiz! diyor.
Sonra da evrim yalanının televizyonlarda anlatılmasından dem vuruyor...

Adını söylemeyeceğim bu hocanın... Çünkü ona kimsenin gücü yetmiyor, mahkemeleri zaman aşımına uğruyor, nasıl oluyorsa. Ama onun eli uzun. Blogspotu kapattırabilir. Adını da sahte adını da bilenler biliyor. Bilmeyenlere de bilenler anlatsın artık...

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...