
Tolga Sağ'dan dinlemiştim türküyü ilk kez. Yüreğime işlemişti...
"Yoksulun sırtından doyan doyana,
Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana...
Bilmem söylesem mi, söylemesem mi?"
Evet ben de düşünüp duruyordum, ne yazayım, nasıl yazayım diye... Yine de daha zaman var, yazarım bir şeyler derken yarın kısa bir yolculuğa çıkmamız gerekti. Ben de bu akşamdan yazıp göndermeye karar verdim erken erken...
" Açım, kara toprak, açım, duyasın biraz,
Kara öküzle beraber açım bu gece.
O düşünür, düşündükçe doyar,
Ben düşünürüm, düşündükçe acıkırım.
Açım, kara toprak, açım, duyasın biraz,
Açlık saklanılamaz. "
Ne güzel söylemiş Dağlarca. "Açlık Saklanılmaz." Saklanılmıyor da...
Televizyonlarımızda bazan çöplükten yiyecek toplayan çocuk görüntüleri yansır ya gözlerimize, üzülürüz. Üzülmekte de haklıyız. Her insan, insana yaraşır şekilde yaşamalıdır. Hiç olmazsa çocuklar yeterli ve dengeli beslenmelidir. Ama şunu da unutamayız değil mi ? Bazı çocuklar çöplüklerinde bile yiyecek bulamıyor!.. Evet... çöplüklerdekilere de razı...
Bir yanda açlıkla savaşan insanlar, öte yanda şişmanlıkla... Çelişki değil mi bu?
Şimdi tam da bu sırada "Bilmem söylesem mi, söylemesem mi?" diyen Tolga Sağ'ın türküsüne kulak vermez misiniz?
"Yoksulun sırtından doyan doyana..."
Ve ardından bir kez daha Fazıl Hüsnü Dağlarca :
" Yersin içersin sofrasından, üç yüz senedir,
Kuvvetlisin ama kuvvet hak değil.
Bakımsızlıklarla göçüp gitmiş bir cihan
Mevsimler soğumuş, sular azalmış,
Buğday, Selçuklulardan kalan başak değil."
Ve bu kez Tevfik Fikret koşup geliyor uzaklardan. Haykırıyor doymazlara...
"Yiyin efendiler yiyin,
Patlayıncaya, tıksırıncaya kadar,
YİYİN..."
YİYİN, YİYİN, YİYİN... Çatlayıncaya kadar yiyin !
Yoksulları, açları da hiç, ama hiç düşünmeyin!? Sadece oy alabileceklerinize biraz kırıntılarından koklatın! Adına da yardım diyin, kargalar da gülsün halinize... Ya da kameralara göstere göstere savurun yardımlarınızı... Paketlere ulaşamadan yesinler birbirlerini yoksullarımız !
"Ya ana kalk
Ya kadın yürü
Ya oğul koş
Bir anlamın gereken kurtuluşuna...
Kara derisi sırtında, yüreğini göğsünde taşımakta..."
Haydi Dostlar, ellerimizi birleştirelim. Güçlerimizi birleştirelim... Yüreklerimizi birleştirelim... Artık açlıktan kimse ölmesin! Tokluktan da!...
"PENCERENDEN ULUSLAR GÖRÜR BİRBİRLERİNİ
BİR MUM DEĞİL BİR İNSAN YANAR TÜRBENDE."
Yine Dağlarca'nın dizeleri... Onunla sonlamak istiyorum yazımı:
" Gün doğar, tarla kuşları uçuşurlar,
Ağır bir aydınlık , bildiğin şafak değil.
Öyle dalmış ki yüzyıllar süren uykusuna,
UYANDIRMAZSAN
UYANACAK DEĞİL... "