
Yazar ve edebiyat profesörü Azar Nafisi devrim sırasında ve sonrasında İran'daydı. Tahran'da "Lolita" Okumak adlı kitabın yazarı. Onunla yapılan bir söyleşide verdiği yanıtlar önemli. David Branccacio soruyor, Azar Nefisi yanıtlıyor. Uzun söyleşiden kısa bir bölümü paylaşmak istiyorum. Tamamını okumak isterseniz Edebiyat ve Eleştiri dergisinin 73. sayısına bakabilirsiniz.
D.B. : Devrim sırasında İran nasıl bir ülkeydi?
A.N. : Devrimden önce kendimi bir kadın, bir yazar, bir akademisyen, değer yargıları olan bir kişi olarak görüyordum. Ayetullah iktidara gelip de nasıl görünmem gerektiğini söyleyene kadar görünüşümün kimliğimi belirleyip belirlemediğini hiç düşünmemiştim.
D.B. : İran'da taktığınız peçe altındaki görüntünüz gerçek haliniz mi?
A.N. : Evet, gerçek halim.İran'a gittiğim zaman peçeyle dolaşıyordum. Sadece yasaklandığı için birçok kadın gibi ben de kırmızı ruj sürüyordum.
Sınıfa giriyordum ve utanç duyuyordum. Çünkü öğrencilerime ders veriyordum ve onlara ahlak, hayal gücü ve kendi kendine dürüst davranmayı öğretiyordum. Oysa ben kendimin bile tanıyamadığı biri gibi görünüyordum.
D.B. : Peçeli görüntünüzün dürüst olmadığını mı düşünüyordunuz?
A.N. : Bu görüntü kesinlikle dürüst değildi. Ve diğerleri, şeytansı bir güç gibi, bunun içinden sıyrılıp çıkmaya çalışıyordu. Bu yüzden bir tutam saçımı dışarda bırakıyordum.
D.B. : Evet, başörtüsünün altından sıyrılan bir tutam saçtan kitapta aslında çok söz ediliyor. Tanrı aşkına, bir tutam saçın yarattığı tehdit nedir?
A.N. : Öncelikle şunu söylemeliyim ki, rejim kadınların saçının erkekleri tahrik ettiği gerekçesiyle başörtüsünü zorunlu kıldı. Ne biçim bir erkek, bir tutam saçla tahrik olur? Onların ciddi olarak düşünmeleri gereken sorunları var.
Ama bu konu dışı. Aslında Çinlilerin Mao ceketi giymeye zorlandığı gibi halkı tekdüzeliğe zorlamak istiyorlar. Çinli kadınlar da makyaj yapamıyordu. Saçlarını kısa kesmek zorundaydı. Bu din değil. Bu ideolojidir- dini ideoloji haline getirmektir.
D.B. : Bir baskı aracı olarak kullanılıyor.
A.N. : Evet, bir kontrol aracı. Çünkü herkes birbirinin aynı görünüyor. Ve herkes ülkenizi yöneten kişinin istediği gibi görünecek. Bu aşırı kontrol yöntemiydi. Ve bunu her totaliter devlette görebilirsiniz.
(Azar Nafisi baskılar nedeniyle üniversiten ayrılır. Ancak yedi kız öğrencisiyle perşembe günleri evinde gizlice buluşup okudukları kitaplardan yola çıkarak yaşamı sorgulamayı sürdürürler. )
D.B. : Sizce sınıfınız kızlarınızı hiç tehlikeye attı mı?
A.N. : Bundan söz ederken size yine Nabokov'u anımsatacağım. Diğer toplumlarda yaşam tehlikeli değildir.Çünkü neyin yasa dışı, neyin yasal olduğunu bilirsiniz. Bu gibi ülkelerde yaşayan sıradan insanlar için en tehlikeli şey yasanın keyfi oluşudur. Ya sizinle ilgilenmezler ya da evinizi basarlar.
Sokağa çıkarken biraz makyaj yaparsanız ve saçınızın bir tutamı görünürse size hiçbir şey yapmayabilirler. Ama siz bunu asla bilemezsiniz.
Ertesi gün sokağa çıkarsınız, yüzünüzde makyaj yoktur, başörtünüzü gerektiği gibi bağlamışsınızdır ama sizi yakalarlar. Her şey keyfidir. Her şey ne yapacağına o anda veya başka bir anda karar veren kişilerin arzusuna bağlıdır.
Bu yüzden tehlikeliydi...
****
Tahran'da Lolita Okumak adlı kitabı okumak gerekiyor bence.
Bu arada 4+4+4 Kesintili hale getirilmeye çalışılan eğitim yasasına şiddetle karşı çıkıyorum. Bu kız çocuklarımızın ölüm fermanı gibi bir düzenleme. Hayır diyorum. İmza kampanyası düzenlenmiş, hemen katıldım. Katılmak isterseniz
ŞURAYI imzalayabilirsiniz.








