Şili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ekim 2010 Cuma

HİÇ YOKTAN İYİ MİDİR?



*"Fatmagül'ün Suçu Ne?"
Suçu: Kadın olmak! Tecavüze uğramak...
Çoğu kadın bu suçtan öldürülüyor. Fatmagül ise tecavüzcülerinden biriyle evlendiriliyor...
Hiç yoktan iyi midir?

* Vedat Türkali, Reşat Nuri Güntekin, Halit Ziya Uşaklıgil, Orhan Kemal gibi yazarlarımızın romanları son yıllarda dizi film olarak TV'lerimizde izleyici rekorları kırıyor; ancak kitap olarak okunmuyor. Eserler değiştiriliyor, başka bir hal alıyor...
Hiç yoktan iyi midir?

* "Çok seks yaptığı için sakatlandı" suçlamasına, Erman Toroğlu tarafından, maruz kalan futbolcu Arda Turan, TV'lerde herkesi etkileyen bir isyan konuşması yapıyor. "Artık ben nefret etmeye başladım bu yaşananlardan, durum çok kötü, ülkenin durumu çok kötü..." diye göz yaşı döküyor yirmi yaşındaki genç sporcu. Birilerine insanlığını hatırlatmmak istiyor bir süreliğine. Ama küfürsüz hala yorum yapılamıyor. Futbol ezilen halkları mutlu etmeye devam ediyor.
Hiç yoktan iyi midir?

* Gazetelere yansıyan habere göre: Avcılar'da fuhuşa aracılık yaptığı iddia edilen Ogulboldy A.'nın bir aylık fuhuş parasıyla ev ve cip aldığı yazılıyor.
Yine aynı haberde Türkmenistan'da kadın doğum uzmanı olan Maral K. "Ülkemdeki bir yıllık kazancımı burada bir gecelik aşk karşılığında kazanıyorum. Türk erkekleri çok bonkör..." Hem ülkemizi, hem de erkeklerimizi övüyor!
Hiç yoktan iyi midir?

* ABD yönetimi, İran'ın füzelerine karşı kurmayı istediği füze kalkanının bir bölümünü Türkiye'de konuşlandırmayı düşündüğünü dillendiriyordu uzun süredir. Bir yanda İran, bir yanda Nato'yu da arkasına alacak olan ABD... Herkese mavi boncuk dağıtmak içerde işe yarıyor da dışarda öyle olmuyor. Ya o, ya ben diretmesiyle karşı karşıyayız şimdi. Yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal... Uçaktan düşmüş gibi bir duygu olsa gerek bu?
Uluslararası ilişkilerde şak şak diyerek ayaklarını yerden kesip "Ben neymişim be abi!"havasına sokanların sözü yerine uzmanların bak bak diyen sesine kulak vermek gerekir. Arada bir kendimize de "van minüt" demekte sayısız yarar var. Neyse ki zamanımız var! 12-20 Kasım'da yapılacak Nato zirvesinde karar vermemiz isteniyormuş...
Hiç yoktan iyi midir?

* Adamlar Şili'de insanlık dersi vererek madencilerini kurtarıyor. Geçmişlerini unutturuyor.Acılı bir ortamı festivale çevirerek hayranlık uyandırıyor.
Biz Antalya Altın Portakal Festivalini, dolayısıyla ülkemizi sırf belediye başkanı CHP'li diye dünyanın gözü önünde kirletiyoruz.
Üç buçuk ay önce AKP'li Bursa Beldiyesinin festivalinde kucakladığımız ünlü yönetmen Emir Kusturica'yı bahane ederek insanları ürkütüyoruz. Hadi bunlar bilinçsiz kişiler diyelim, ya Kültür Bakanı'nın yanlışını ne yapacağız? Film festivali bu, her düşüncedeki insanın eseri yarıştırılıyor. Hem sanata hem de turizme büyük katkı sağlayan bir festival tu kaka gösteriliyor. Kaldı ki tüm dünyanın terörist olduğunu kabul ettiği kişilerle sarmaş dolaş olanlara tek cümle edilme cesareti gösterilmemişken! Çifte standart inandırıcı olmuyor. Ama yine de bir kültür bakanımız var değil mi?
Hiç yoktan iyi midir?

* Temmuz dönemi işsizlik oranı % 10.6 olarak açıklandı. Bu oran geçen yıl %12.8'miş. Yani işsizlik oranımız % 2.2 oranında gerilemiş.
Hiç yoktan iyi midir?

Bu liste uzar gider böyle. En iyisi Fransız yazar Andre Malraux'un bir sözüyle bitireyim:

" Bir hayat hiçbir şeydir; ama hiçbir şey bir hayat değildir."

Daha iyisini hak ediyoruz diyenler, el kaldırsın...

Son söz:
"Hiç" in kavram karşılığı yok.
"Yok"un kavram karşılığı var, ama ortada bir şey yok.
Kalın sağlıcakla...

13 Ekim 2010 Çarşamba

KARADON-KAFES-KODES-KAZA-KADER-KASET-KAOS-KATAKULLİ



KISA KISA

*Karadon...
Yok yok sizin aklınıza gelenle hiç ilgisi yok bunun.
Karadon, Zonguldak'ın Kilimli beldesindeki bir semtin adı. Hatırlarsanız 17 Mayıs'ta düşmüştü Türkiye'nin gündemine. Karadon maden ocağında grizu faciası yaşanmıştı. Göçükte kalan otuz işçiden yirmi sekizinin cansız cesedi çıkarılmış, ikisinin cesedine ulaşılamamıştı. Engin Düzcük ve Dursun Kartal hala yerin beş yüz kırk kodundan çıkarılmayı bekliyor... Kader işte henüz bir mezar taşları bile yok, oturup ağlanacak...

*Kafes...
Genelde hayvanların, bir de eskiden kadınların arkasından dünyaya bakmak zorunda kaldıkları özgürlük engelleyici olarak bilinir. Zonguldak'ta ise işçileri madene taşıyan ilkel asansöre verilen addır kafes. Dört yanı demir parmaklıklarla örülü olduğu için bu adla anılır. Son yıllarda büyüklerimizin veciz söyleyişinden ilhamla adı KADER olarak değiştirilmiştir.

Şili'de madencileri kurtarmak için kullanılan çeşidinin de varlığını yeni öğrendik. Onlarınkinin adı ZÜMRÜTÜANKA imiş. Mitolojiye göre Kaf dağında yaşayan bir kuşun adı verilmiş madenci kafesine. Şimdi bizlerin inanmakta güçlük çektiğimiz bir masal yazılıyor Şili'de...
Yaklaşık iki ay önceki maden kazasında yerin yedi yüz metre altında mahsur kalan otuz üç madenciyi Zümrütüanka kuşunun kanatlarında sağ olarak kaf dağına uçuruyorlar.

*Kodes...
Bildiğiniz kodes işte! Yalnız şimdilerde suçlulardan çok, suçunun ne olduğu bile söylenmeden aylarca içeri tıkılanların bulunduğu özgürlüklerin kısıtlandığı bir yer. Ancak kodes diyip geçmeyin. Eğitim düzeyi oldukça yüksek kişilerin atılmasıyla ülkenin üniversitelerinden daha düzeyli bir duruma getirilmiştir. Daha büyük kodeslerin açılması müjdesi bizzat başbakanımız tarafından Diyarbakır'da müjdelenmiştir.

Kaza-Kader...
Bu iki sözcük çoğunlukla ikiz kardeş gibi birlikte anılır. Sık sık hatırlanmasında sayısız yarar vardır. Çoğu kişinin sorumluluklarından kurtulmak için cansimidi gibi sığındığı imanın şartlarındandır.
Kaza ve kadere inanmak demek hayır ve şer, iyi ve kötü, acı ve tatlı, canlı ve cansız, faydalı ve faydasız her ne varsa hepsinin Allah'ın bilmesi, dilemesi, kudreti, takdiri ve yaratmasıyla olduğuna inanmaktır.
Peki ama insanların hiç sorumluluğu yok mu?

*Kaset...
Kaset diyip de geçmeyin!
Kaset son günlerde en ünlü sözcük oldu. Herkesin kaseti çıkıyor, hem de bedava! Artık Unkapanı'na gitmeye gerek yok! Sıranızı bekleyin.
Tek sorun bunların nerede, nasıl, kimler tarafından çekildiği bilinmiyor, en azından bizler tarafından... Çünkü bu konuda hiçbir araştırma soruşturma yapılmıyor, belli ki savcılarımız çıkaranların kim olduğunu biliyor. Bildiği bir şey olduğu için de bu konuda soruşturma açmıyor.
Kasetlerin çıkma zamanlaması da kasetleri düzenleyenlerin önceliğine göre ayarlanıyor ve anında meşhur oluyor.
Sizin hala kasetiniz çıkmadıysa üzülmeyin, gününün gelmesi bekleniyordur. Yeter ki telefon konuşmalarınıza devam edin... "Susmayın, susmadıkça sıra size gelecek!"

* Kaos...
Yunanca khaos sözcüğünden geliyor ve yarık, boşluk, uçurum,hudutsuzluk,ıssızlık,girdap diye açıklanıyor. Yaygın olarak da dağınık, kargaşa, keşmekeş,başıbozuk,düzensizlik,hercümerç,dağdağa sözcüklerinde anlamı aranıyor.

*Katakulli...
Dalavere, alicengiz oyunu, kumpas, oldu bitti...
Son yıllarda her işte bir katakulli mi var, ne dersiniz? Yoksa aklımızı mı kaçırıyoruz?

Yine uzun yazdım değil mi? Özür dilerim. Biri beni tutsun...

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...