Cinsel Eylem Üstüne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cinsel Eylem Üstüne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ekim 2010 Salı

ANKET BİTTİ


EN ÖNEMSİZ HANGİSİ DEMİŞTİK:

Türban
71 (54%)
İşsizlik
3 (2%)
Eğitim
3 (2%)
Enflasyon
0 (0%)
Rüşvet-Yolsuzluk
2 (1%)
Üretmeden Tüketme
2 (1%)
Terör
0 (0%)
Tarım
1 (0%)
Sağlık
0 (0%)
Gelecek Kaygısı
4 (3%)
Telefonların Dinlenmesi
11 (8%)
Cahillik
0 (0%)
Artan Suç Oranı
0 (0%)
Basının Sorunları
11 (8%)
Yargının Sorunları
0 (0%)
Gençliğin Sorunları
1 (0%)
Yaşlıların Sorunları
1 (0%)
Cinsel Sorunlar
16 (12%)
Çalışanların Sorunları
0 (0%)
Emeklilerin Sorunları
2 (1%)
AB-ABD-Ortadoğu Sorunu
1 (0%)
Kişi Başına Düşen Milli Gelir
1 (0%)
Ekonomi
0 (0%)

Votes so far: 130


Öncelikle katılan herkese çok teşekkür ederim. Tablo bu...

Yanlış anlaşılmamışsa, kasıt akla geliyor bazı seçeneklerde.

Bence ülkemizin önemli sorunlarından birisi işsizlik. Özellikle gençlerin iş umudu yok gibi... İşi olanların da kapanan iş yerleri nedeniyle işsiz kalma olasılığı her zaman var.Çalışanların sorunları, gelecek kaygısı, enflasyon birbirine bağlı önemli sorunlar. Ancak bu konular nedense bizi yönetenlerin gündemine pek girmiyor.
Eğitim önemsiz bulunmuş! Önemsiz olur mu? Her şeyin başı Eğitim bence...
Rüşvet, yolsuzluk, üretmeden tüketme, tarım yine önemli sorunlarımızdan.
Telefonların dinlenmesi herkesi paranoyak yaptı var mı ötesi? Haberleşme özgürlüğümüzün kısıtlanması, özel hayata müdahale yaşamımızı karartmıyor mu?
Hele de basının sorunları! Basın susturulursa, iş hokkabazlara kalır ki, bu da her şeyi ters yüz eder. Yalan yanlış bilgilerle halk aldatılır. Biraz uyanık olanlar bütün bunların farkına varsa bile hakkını arayacak yargıç bulamayacak demek istemiyorum. Çünkü biliyorum, hala CUMHURİYETİMİZİN SAVCILARI var, ama biz sessiz kaldıkça onlar da çaresiz kalacak. Tek başlarına bizim hakkımızı nasıl koruyacaklar? Örgütlü şer cephesi her yönden saldırıyor görüyorsunuz. Hiç olmazsa "Cumhuriyet Bayramı"mızda en yakınımızdaki kutlamalara katılarak Cumhuriyet çocukları olduğumuzu dosta düşmana göstersek nasıl olur ki? Cumhuriyeti sahipsiz sanıyorlar...

Yasaları hazırlayan hükümet değil mi?
Onaylayan da TBMM...
Kim adına? Millet adına vekillerimiz...
Hepimiz beğensek de beğenmesek de yasalara uymak zorunda değil miyiz?
"Hepimiz" hükümet üyelerini de kapsıyor değil mi?

Yasaları kim uygulayacak? Ya da yasalara uymayanları kim uyaracak?
Yargıçlar değil mi?
Kendi hazırladıkları yasalara uymayanları uyardı diye yargıçlara en son kızması gerekenler kim? Hükümet üyeleri değil mi?

Cinsel sorunlar en az diğerleri kadar önemli. Cinsellik yaşamın bir parçası. Ve sadece su yüzüne çıkan cinsel suçlara baktığımız zaman bile konunun ne kadar önemli olduğunu görebiliriz. Bir de buz dağının arkasını görebilsek dudaklarımız uçuklar. Sessiz kalınan bir konu olması, yokmuş gibi davranılması sorun olmadığı anlamına gelmez ki...

Ortadoğu ateş çemberi, biz de tam odaktayız. Terör baş belası! Ateşkes tehditin daniskası! Koskoca Türkiye Cumhuriyeti tehdite boyun mu eğiyor? Kürt yurttaşlarımızın sorunlarının çözümünün tek yolu bu mu?

O zaman yargıya ne gerek var? Herkes eline silahı alsın, gücü yeten yetene!

Ve türban! Bu kadar önemli konunun arasında bence de en önemsizi bu... Bakmayın tüm gündemi işgal etmesine, önemsiz çünkü yapay olarak yaratılmış bir konu. Kadınlar üzerinden ikbal yollarını pekiştirmenin en ucuz yolu olarak kullanılıyor. Dinin bütün kuralları bu kadar konuşulmuyor. Çünkü işlerine gelmiyor.

Yüz otuz kişiden yetmiş biri -yirmi beş sorun arasında- en ÖNEMSİZ olan türbandır demiş. Boşuna mı?

Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun...

28 Eylül 2008 Pazar

EĞİTİME KENDİMİZDEN Mİ BAŞLASAK?


Onun başına gelenleri blogları dolaşırken tesadüfen öğrendim.

İçim cız etti ! Acıdım ona da ailesine de... Ne yazık ki bu tek örnek değil toplumumuzda.

O bir eşcinsel. Bu yüzden acı çekiyor şu sıralar. Sadece o değil, annesi de, başkaları da...

Bir anne düşünün ! Bilgisayarın başına oturuyor şiir araştırmak için. Ve karşısına sevgili oğlunun blogu çıkıyor. Okuyor ve oğlunun eşcinsel olduğunu öğreniyor ! Kolay mı ?

Hiç kolay değil. Baba ve kardeş kabullenmişler durumu. Anne de kabullenecek, ama biraz sancılı olacak bu süreç anlaşılan.

Toplumumuzda eşcinsel olmak zor. Farklı cinsel tercihi olanları sadece bu nedenle mutsuz etmek için elimizden geleni esirgemiyoruz. Oysa herkes hayatını yaşar, mutluluğu kendince yakalamaya çalışır. Normal sandıklarımızın ne yaşadıklarını bilebilir miyiz? Hem artık çoğumuz biliyoruz ki bu biyolojik bir olay...

Normal, kime göre neye göre normal ?

Sadece onları mı mutsuz ediyoruz? Hayır, herkesi herkesi mutsuz edecek nedenler var bizde...

Okumuyoruz, öğrenmiyoruz, araştırmıyoruz.

Birileri ahlak polisi gibi tepemize dikilmiş şu ayıp, şu günah, şu haram... Oysa cinsel eğitimin gereği kimsenin aklına gelmiyor. Bu eğitime sadece çocukların değil, biz büyüklerin de gereksinimi var, unutulmasın.

Yasaklayarak, yok sayarak, eve kapatarak, görmezden gelerek gençlerimize de biz büyüklere de acılar yaşatarak nereye varabileceğimizi sanıyoruz.

Cinsellik var. Yemek içmek kadar önemli hem de. Biz konuşsak da konuşmasak da gençlerin hatta yetişkinlerin böyle bir sorunu var. O zaman üzerinde biraz daha düşünelim istedim hiç olmazsa...

Bakın Monteıgne, Denemeler de " Cinsel Yanımız " konu başlığı altında cinselliğin çok önemli olduğunu belirttikten sonra şunları söylüyor :

***

"Yasa koyucularımız bunu böylece bilip ona göre gereğini düşünmelidirler :

Cinsel gerçeğin erkenden öğretilmesi daha iffetli ve daha verimli olmasını sağlar, yoksa herkes onu hayal gücünün keyfine ve ateşine göre bulmaya kalkar.

Kadınları ( insanlarımız demek daha doğru)türlü yollardan aldatıp azdırıyoruz. Durmadan hayallerini çoşturuyor, dürtüklüyoruz. Sonra da dişiliklerine (tüm cinsel tercihlere) lanet okuyoruz.

Doğrusunu söyleyelim :

Biz erkeklerin hemen hepsi kendi günahlarından çok karısının günahlarından gelecek ayıptan korkar. Kendi vicdanından çok karısının vicdanın üstüne titrer ( Aman ne fedakarlık !)... Tek karısı ondan daha iffetli kalsın da hırsız olmaya, yemin bozmaya, karısının adam öldürmesine , afaroz edilmesine razıdır herkes (çocuklarımız için de aynı)...

Kötülükleri ne haksızca değerlendirmek bu ! Kadınlar da biz de cinsel taşkınlıktan daha zararlı, daha insanlık dışı binbir ahlaksızlığa düşebiliriz. Ama kötülükleri doğaya göre değil, kendi çıkarımıza göre ölçüyoruz. Bu yüzden de tutarsız türlü biçimler alıyor kötülükler."

***

Evet Monteıgne böyle söylüyor. Son cümlesini bir kez daha dikkatinize sunmak istiyorum.

"Kötülükleri doğaya göre değil, kendi çıkarımıza göre ölçüyoruz. "

Kimisi namusu türbana sokarak koruduğunu düşünüyor. Ne büyük bir yanılgı !

Platon: "Namusları, uzun eteksiz, yeterince örtüyordu onları."

"Augustinus'un sözünü ettiği birtakım adamlar çıplaklığı öyle akıl dışı bir baştan çıkarma gücü olarak görmüşler ki, kadınların mahşer günü kendi cinsellikleriyle mi, yoksa , o kutsal ülkede bizi baştan çıkarmamak için, erkek olarak mı dirileceklerinden kuşkuya düşmüşler!"

Ne komik değil mi?

Hani cennete giden erkeklerimize "huriler" hizmet edecekmiş dendiğinde tatlı tatlı gülen erkeklerimiz; kadınlara da "nuriler" diyince kala kalması gibi...

Ahlak kurallarımızın sertliği, cinselliği içinden çıkılmaz büyük bir sorun durumuna getiriyor ve ne yazık ki mutsuz insanlar türetiyor.

Farklılıkları anlamak zorundayız. Onlarla çatışarak bir yerlere varamayız. Öyle ya da böyle, onlar bizim çocuklarımız. Onları dinlemek zorundayız. Tercihlerini ister kendileri seçmiş olsun, isterse seçmek zorunda kalsın kabul etmek zorundayız. Cinselliği farklı yaşıyor diye tüm güzel özelliklerini görmezlikten gelemeyiz. Geleceğin yazarları, sanatçıları belki de onlardır. Bunu ne hakla engelliyoruz .

Zeki Müren'i "Sanat Güneşi" yapan sesini, bestelerini cinsel kimliğine kurban mı edeceğiz?

Ne dersiniz eğitime önce kendimizden mi başlasak ?

13 Eylül 2008 Cumartesi

CİNSEL EYLEM ÜSTÜNE


"Cinsel eylem insanlara ne kötülük etti ki kimse utanmadan söz edemiyor ondan? Ciddi ve edepli konuşmalarda yer verilmiyor ona ?

Hiç sıkılmadan öldürmek, çalmak, aldatmak diyebiliyoruz da ona geldi mi kısıveriyoruz sesimizi. Neden acaba ? Yoksa onun sözünü ağzımızda ne kadar az harcarsak düşüncesini kafamızda o kadar büyütmeye hak mı kazanıyoruz ?

Çünkü bilirsiniz , en az kullanılan , en az yazılan , en saklı tutulan sözler en iyi bellenen , en çok insanca bilinen sözlerdir. Her yaşta, her baştaki insan onu ekmeği bildiği kadar bilir.

Dile, sese, harfe gereği olmadan herkesin içine yazılır. Suskunun dokunulmazlığı içine kapamışız cinsel eylemi : Çıkarmak bir suçtur ordan onu, suçlamak ve yargılamak için bile olsa. Ancak dolambaçlı sözler ve resimlerle kırbaçlamaya kalkabiliriz onu. Böylesine tiksindirici olmak bir suçlu için ne büyük onur :

Adalet dokunmayı, bakmayı suç sayıyor bu suçluya ! Cezasının ağırlığı özgürlük, dokunulmazlık kazandırıyor suçluya.

Kitaplar için de öyle olmuyor mu ?

Ne kadar yasaklanırlarsa o kadar daha çok satılıyor.O kadar daha çok okunuyorlar."

MONTAIGNE- DENEMELER
(Çev. Sabahattin Eyuboğlu)

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...