temizlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
temizlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mart 2012 Cumartesi

NE DE OLSA KIŞIN SONU BAHARDIR

Bugün 15 Mart 2012...
Dün ve bugün kar yağdı, yetmedi, ara ara dolu yağdı...
Varsın yağsın...


Kar bir süreliğine sıkıntı getirse de sonunda tüm mikropları, kiri pası silip süpürecektir...
Son yıllarda toplumca çok kirlenmiştik; bu nedenle de temizlik uzun sürdü sanırım. Yağdı yağdı yağdı...
İstediği temizliğe ulaşamadı demek ki, durdu durdu, bir daha yağdı..



Baharın eli kulağında, varsın yağsın, bugün değilse yarın...

"Ne ağlarsın benim zülfü siyahım
Bu da gelir, bu da geçer ağlama
Göklere ulaştı figanım ahım
Bu da gelir bu da geçer ağlama

Bir gülün çevresi dikendir hardır
Bülbül har elinden ah ile zardır
Ne olsa da kışın sonu bahardır
Bu da gelir bu da geçer ağlama"

Dileğim gelenin bizim baharımız olması, Arap'ın Acem'inkinden önce...

29 Nisan 2011 Cuma

OKUYORUZ DA N'OLUYOR?


Kitaplar kadar insanın başına dert olan ne var şu dünyada?
Yazarsın, başına bela olur.
Okursun, huzurun kaçar.
Taşınırsın, taşıyıcılar söylenir.
Temizlik yaparsın, canın çıkar.

Evde badana var, yorumları yanıtlayamıyorum; özür dilerim. Biraz önce kitapları tek tek silinip yerleştirme işini bitirdim , ama öncesi korkunçtu.
Ne yapsak, aptalca mutlu olmak için kitaplardan vaz mı geçsek ?

28 Mayıs 2009 Perşembe

TEMİZLEYİN SİZİN OLSUN



Hayır, hayır! Temelli olarak değil, sadece 49 yıllığına size vereceğim...

Günlerdir uğraşıyorum, bir türlü bahar temizliğini bitiremedim. Her şeyi erteledim, bilgisayara bile bakamıyorum. Ne kadar değerli yorumlarım gelmiş, hala yanıtlayamadım. Blogları okuyamıyorum. Yoruldum. Artık ben yapamayacağım . Bu işi yapacak bir şirket mi olur, kişi mi olur temizlikçi arıyorum!

Yalnız koşullarım var: Evi siz temizleyeceksiniz. Ben temizlikçi ücreti vermeyeceğim. Onun yerine 49 yıllığına evi size vereceğim. İstediğiniz gibi kullanın. İster ofis yapın, ister market olarak kullanın, ister pansiyon olarak çalıştırın, her duruma uygun bir ev bu! Yeri de çok güzel, dünyanın gözü onun üzerinde...

"Nasıl anlaşma bu?" demeyin. Devletten iyi mi bileceksiniz ? Bir kez de ben kopya çeksem kıyamet kopmaz ya! Anayasayı deliyorlar da bir şey olmuyor!

Efendim, biliyorsunuzdur, sınırdaki mayın temizleme işini devletimiz aynen benim koşullarımda bir İsrail firmasına verecekmiş ihalesiz mihalesiz! Onlar mayınları temizleyecek, biz ücret ödemeyeceğiz, onlar 49 yıl bu toprakları ekip biçecek, istediği gibi kullanacak! Topraklar da çok değerliymiş. Yıllardır mayın nedeniyle ekilip biçilmediği için verimli topraklarmış, dünyanın gözü üzerindeymiş yaaaa! "Vatanımızın Sınırı" olması nedeniyle çok önemli bir yer olduğunu yazmayacağım, siz benden iyi biliyorsunuz zaten... Ayrıca su kaynaklarına yakınlığı da bonus gibi değil mi?

Evet var mı isteyen? Ben artık bilgisayarıma dönmek istiyorum. Temizliği yapana evi 49 yıllığına vereceğim. Kırk dokuz yıl sonra ölmezsem evimi tertemiz bulmanın hayaliyle mutlu mutlu yaşamak istiyorum...

Tekliflerinizi değerlendireceğim. Şimdiden teşekkürler efendim...


Not: Ev kızımın evi, benim değil! Onun için bu kadar kolay verebileceğim, haberi bile olmayacak, ha haa ha ! Yoksa...

16 Eylül 2008 Salı

YURDUMUN ÇİÇEKLENMESİ


Hafta sonu eşimin çabalarıyla işleri kolaylaştırdık.

Sağolsun eşim koltukları, salon ve merdivenlerdeki halıfleksleri bir güzel halı yıkama makinasıyla yıkadı. Ben de camları hallettim, perdeleri yıkadım. Eşim de yerlerine taktı. Geriye yıkamaya verdiğimiz halılarımızın gelmesi kaldı. Sanırım yarın onları da getirirler...

Kitaplarla maceralarımız daha bir süre devam edecek. Acele etmemeye karar verdim. Çünkü kollarım , artık yeter demeye başladı. Hem genel iş bittikten sonra aceleye gerek var mı ? Nereye yetişeceğim ki ?

Artık daha çok okuyup daha çok yazacağım...

" Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Ben mezarsız yaşamayı diliyorum,
Ölmemek istiyorum, yaşamak istiyorum,
Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın.
Tarumar olmasın istiyorum, perişan olmasın,
Beni bilse bilse çiçekler bilir, dostlarım.
Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim,
Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.

Yurdumun çiçeklenmesi için daima yaşadım.
Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya,
Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya." Ceyhun Atuf Kansu)

Yurdumuzun çiçeklenmesi için hepimize görev düşüyor. Durmak yok , çalışmaya devam...

11 Eylül 2008 Perşembe

KİTAP OKUMA CEZASI


Cem Uzan 'a Başbakana hakaret ettiği için"Kitap Okuma Cezası!" verilmiş. Daha önce de bir çobana bu ceza verilmişti. Kitap ve ceza... Neden toplum olarak okumadığımızı anladınız mı şimdi ?

Okumak ceza olarak görülüyor ! Ben bu cezaya dünden razıyım...Kitap okumak da ceza mı olurmuş ! Benim bugün kendime verdiğim cezayı görseydiniz acırdınız halime.

Salondaki kitaplığı döktüm orta yere... Elime de bir bez aldım, tüm kitapları tek tek silip yerleştirdim. Neredeyse tüm günümü böyle geçirdim. Yarın da aşağı odadaki kitaplığı döküp yerleştireceğim yeniden... İnanın çok zor bir iş.

Ama pırıl pırıl parlayan kitaplarıma ve düzenlenmiş kitaplığıma bakınca tüm yorgunluğumu unuttum.

Kitabı ödül olarak verin lütfen, ceza olarak değil !

Herkese iyi okumalar...

4 Mart 2008 Salı

TEMİZLİK

Temizlik...Ne güzel sözcük değil mi? Güzel olması çağrıştırdıklarıyla ilgili sanırım.
Temiz dünya, temiz ülke, temiz il, temiz sokak, temiz ev... Ve temiz insanlar...
Aslan yattığı yerden belli olur, diyerek işe ev temizliğiyle başladım... Diğerleri bu kadar kolay değil. Birlikte başarabiliriz ancak...

Aslında ev temizliği de sanıldığı kadar basit değil. Bence en ağır işçiler ev hanımlarıdır, dersem abartmış mı olurum? Belki...
Bugün benim boş günüm. Aynı zamanda en çok yorulduğum günler nedense hep bu boş günlerim oluyor. Hani, "Annen ne iş yapıyor ?" sorusuna verilen yanıt gibi. " Hiç ! Annem çalışmıyor, ev hanımı !
Bugün ben de evimin hanımı oldum. Dershaneye gitmedim. Boş günümdü anlayacağınız!..

Sabah erkenden kalktım. Sekizde temizlik için yardımcım gelecekti. O gelmeden temizlik araç gerecinin hazırlanması , ortalığın toparlanması gerekiyordu. Fazla zamanımı almadı, çabucak tamamladım. Daha sonra çayı koydum, kahvaltı masasını hazırlamıştım ki zil çaldı. Ayşe Hanımla kahvaltımızı yaparken sohbet ettik biraz.

Ayşe Hanım dertli... Büyük oğlu askerden döndükten üç ay sonra bir iş bulmuş çalışıyor, ama çok az para veriyorlarmış. Evlere su götürüyor. Küçük oğlu bir mağazada tezgahtarlık yapıyormuş, sigortamı yapsanız artık, diyince işine son verilmiş. Kocası gemide çalışıyor, eve arada bir uğruyor. Hayırsızın biri zaten, diyor. Devlet iki kez elli bin yardım vermiş. Biri Kurban Bayramı öncesi, biri de yakınlarda... Ama o, bana para değil, çocuklarıma sigorta versinler , diye yakınıyor.

Neyse kahvaltı sonrası evin içinde maraton başladı. Yardımcım camlara asılırken bende mutfaktaki masayı topladım. Bulaşık makinasındaki temizleri çıkarıp yerlerine dizdim, kirlileri makinaya yerleştirdim. Perdeler çıkmıştı, doğal olarak . Onları da çamaşır makinasına koydum, makinayı perde ayarına getirip çalıştırdım. Ohhhh iyi ki bu makinalar var... Artık temizlik çok kolay...
Tekrar mutfağa döndüm. Öğlen ve akşam için yemek yaptım. Salata malzemelerini yıkadım, bu iş kolay gibi görünse de kolay değil. Tertemiz yıkamak gerekiyor , özellikle marolları. Bir kısmını akşam için ayırdım. Kalanı salata haline getirdim. Masayı hazırladım, ama henüz acıkmamıştık. Ben de bu arada börek içlerini hazırladım. Kıymalı ve peynirli börek yapacaktım, konuklar için...
Öğlen yemeğinden sonra börekleri pişirdim. Onlar pişerken bir de kek çırptım. Mikserle çırpmakta ne var? Güzel de kabarınca yorgunluk falan hissetmiyor insan.
Mutfak da iyice karıştı tabi... Temizlemek gerekli. Ben de öyle yaptım. Pirille her yer pırıl pırıl oldu. Yalnız tepsiler kalmıştı. Soğuyunca, börekleri , keki tabaklara yerleştirdim. Tepsileri ve kek kalıbını elde, diğerlerini makinada yıkadım.
Salonun yıkanan perdelerini astık, diğerlerini çamaşır makinasına koydum,alt kata indim.
Dolap içlerini yerleştirdim, nevresimleri değiştirdim. İki odanın tozunu aldım. Geldim bilgisayar odasına... Kitaplığı yerleştirdim. Kitap okumak yararlı da, yerleştirmek yararlı mı bilmiyorum. Çabuk karışıyor nedense... Buradaki işi biten kitapları salondaki kitaplığa, oradakilerden bazılarını buradaki kitaplığa taşıdım. Bu odanın da tozunu aldım. İşimin bir kısmı bitmişti, ama ben de bitkin görünüyordum.
Bilgisayarı açtım. Suçluluk duygusu içinde beğendiğim bir iki şiiri yazdım. Kaçamak bir bakış attım yeni siteme... Yok henüz kimse gelmemişti. Ne bir ses, ne bir nefes, ne de bir yorum vardı. Mahsunlaştım, sonra da kendime kızdım. Daha dün bir, bugün iki... Çocukların işi gücü var... Senin gibi boş günleri var mı bakalım . Öğrenci Günlükleri sayfama da kısa bir not yazdıktan sonra kapattım bilgisayarı. Ayşe Hanıma yardıma gittim. Akşam yaklaşıyordu ve o daha üst katları yeni bitirmişti. Camlar, kapılar, halılar, koltuklar, yerler say say bitmeyecek kadar çok iş...

Sonunda akşam oldu, iş de bitti... Evimiz temizlenmiş, tertemiz olmuştu. Ayşe Hanım evindeki işlere gitmişti. Ben de akşam yemeğinden sonra yapmam gerekenleri planlamaya başlamıştım bile...
Evet, bir boş günüm de böylece geçmişti. Sizin boş gününüz var mı ?

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...