umut da mutluluktur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
umut da mutluluktur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Aralık 2010 Perşembe

2011'e Bir Kala...


"Düşüncenin her korkudan azad olduğu bir ülke
Bir ülke ki insanları dimdik,
Dünya duvarlarla bölünmemiş,
Kelimeler gönlün derinliklerinden fışkırır,
Emek kemale uzatır kollarını,
Aklın ırmağı
alışkanlıkların karanlık çölünde
kuruyup gitmemiş.

Ne olurdu Tanrım !
Benim yurdum da böyle bir ülke olsa !"
(Tagor)

Yeni bir yıla daha giriyoruz.
Başlangıç yeni umutlara,yeni beklentilere neden oluyor ister istemez.
Ve bitişin değerlendirilmesine...

2010 yılının gönlümüzce bittiğini söyleyebilir miyiz?

"Bu akşam da gönlünce bitmediyse gün

Demek tümü bizim omuzlarımızda yükün
Gelin buna bir çare bulalım.
Bunca olduğumuz gayrı yetmiyor
Yarın daha iyi adam olalım
Yarın daha sağlam daha akıllı
Yarın daha sevdalı daha haklı
Günün bize bağlı olduğunu bilelim.
(M.C.Anday'dan)


O zaman, gelin 2011 yılında buna bir çare bulalım...
Bunca olduğumuz gayrı yetmiyor.


Yarın daha iyi adam olalım
Yarın daha sağlam, daha akıllı
Yarın daha sevdalı, daha haklı
Günün bize bağlı olduğunu bilelim.

5 Ocak 2010 Salı

UMUT'TA BULUŞTUK



Bu yıl yeni yılla birlikte Yağmur'umuzun da birinci yaşını kutladık.
İyi ki doğdun, iyi ki girdin dünyamıza Sevgili Yağmur'um... Seni çok seviyorum, bunu sen de biliyorsun artık, anlıyorsun değil mi?

Pazar gecesi yol boyu süren yağmurun eşliğinde döndük İstanbul'dan. Sabah yorgun, ama huzur içinde uyandım. Dışarda zaman zaman şiddetini arttıran kar yağıyordu, iyi ki akşamdan yola çıkmışız diye düşünerek uzun zamandır ihmal ettiğim arkadaşlarımı aramaya karar verdim. İyi ki aramışım. "Geldin mi, bugün arkadaşlarla buluşuyoruz!" dedi telefondaki ses... Nerede, soruma aldığım yanıt, heyecanlandırdı beni. "Karadenizin yöresel yemeklerini yapan yeni bir yer açılmış Balıkçı pazarının üst katında, orada." "Adı ne?" dedim. "Adı Umut'muş!" dedi arkadaşım.

Adı Umut, ne güzel!

Açılmayan valiz, evdeki işler, dışardaki kar hepsi hepsi bir anda önemini yitirdi; Umut'ta buluşmak sardı sarmaladı beni. Hazırlanıp çıktım evden. Koşa koşa yeni yılın ilk buluşmasına Umut'a gittim. Ben dün arkadaşlarımla Umut'ta buluştum.

Hepimiz hepimiz umutta buluşalım. Umutlarımızı birleştirelim. Karanlıkların üzerine umut çiçekleri serpelim. Yeşersinler, çoğalsınlar bizi aydınlık yarınlara taşısınlar...

2010 Umutlarımızın gerçekleştiği yıl olsun...

9 Ekim 2009 Cuma

YENİ BLOGUM ve İLK SESLENİŞİM

Yeni Blogum ve oradaki ilk yazımı sizlerle de paylaşmak istedim.

ÇIRILÇIPLAK KAYALARDA YEŞERİR İNCİR AĞACI





Ankara'daydım bir süredir, yeni döndüm... Döner dönmez de Sevgili Gülen'in önerisini ciddi ciddi düşünmeye başladım.

Yazılanları okudum. Ankara'dayken gönderdiği logoya bir kez daha baktım ve "Neden olmasın?" dedim. Neden olmasın?

Dostlar emek vermiş, her şeyi hazırlamışlar. Çok da güzel olmuş. Ben hazıra kondum anlayacağınız. Emeği geçen arkadaşlarımızı kutluyorum.

Her yeni başlangıç yeni bir umuttur. Tüm umutlarımızı birlikte yeşertmek için ben de varım, ben de buradayım...

Bu ilk seslenişimde sizleri Arif Damar'ın "Gitme Kal" isimli şiirinden bir bölümle selamlamak istiyorum:


"Kıraç mı kıraç toprakların üstüne
Güneşler açar yağmurlar kesilince
Çırılçıplak kayada yeşerir incir ağacı
Dağların kuytusunda bir uslu çiçek
Dağıtır mavisini kendi kendine
Gitme beraberlik içinde
Nasıl sevinirdik aklına getir

Her şeyi her şeyi aklına getir
Gece yarılarını aklına getir
Söylediklerini aklına getir
Sinsi yağmurlar yağıyordu

Soğuktu

Yaktığımız ateşi aklına getir


Nelerden geçiyorsun aklına getir
Gitme dünyamızın her yerinde
Yorgun eller gülleri derleyince
Ellerin sevincini aklına getir
Güllerin sevincini aklına getir"


21 Ocak 2009 Çarşamba

ARAYAN BULUR



"Bir adam vardı. Suyu arıyordu. Toprağı üç kulaç, beş kulaç kazdı. Suyu bulamadı.

On kulaç, on beş kulaç kazdı. Gene suyu bulamadı.

Sonra yerin derinliklerinde kara kaya tabakalarına rastladı. Yeise düştü, gücü sona erdi ve suyu bulmaktan ümidini kesti.



Fakat bir ses ona:

' Daha derinlere in, daha derinlere! ' dedi.


Daha derinlere indi ve suyu buldu..."



Rama Krişma



Yeter ki
Nerede arayacağınızı bilin!
Nasıl arayacağınızı  bilin!
Ve 
Umudunuzu  yitirmeyin...
Neyse aradığınız,


Bulacaksınız aradığınızı
ARAYAN BULUR






27 Ağustos 2008 Çarşamba

ÜZÜM PESTİLİ


Bağ bozumu başladı...

Ve ben bu yıl ilk kez komşularımın önerisiyle üzüm pestili yaptım. Bakalım güzel olacak mı ?

Yapmak isteyen olur mu bilmiyorum, ama ben yine de anlatayım. Çok kolay, hem de sağlıklı.

Öncelikle üzüm çekirdeksiz olacak. Dikkatlice üzüm tanelerini ayıklayacaksınız. Güzelce yıkayıp süzgeçte süzülmesini bekleyeceksiniz. Sonra tencereye ( Düdüklü tencerede daha çabuk oluyor.) koyup kaynatacaksınız. Sıcakken el blendırıyla ezeceksiniz. Ve tepsiye koyup güneşte bekleteceksiniz. Fazla kalın olmasın sakın ! Kuruyunca da yufka gibi çıkıyormuş ve mandalla ipe asılıp kurutuluyormuş. Ben o aşamaya henüz gelmedim, bugün yeni yaptım, tepsiyle terasa koydum. İçine şeker de su da katılmıyor. Tamamen organik, katkı maddesi yok, hormonu yok...

Kayısı zamanını kaçırdım , ama eriklerde biraz kaldı. Erik pestili de yapacağım. Erikleri biraz fazla pişirmenin dışında işlem üzümlerle aynı.

Bu arada kayısı ağacımız kurudu kuruyacak !.. Bilenlerin söylediğine göre su seviyesi yükselmiş kışın, o nedenle de ağaç kuruyacak. Bir de işgüzar birileri biz yokken ağacı yanlış budamış, ondan da olabilir mi diye kuşkulanmıyor değilim. Ama o güzelim ağacımız soldu gitti. Umarım seneye herkesi şaşırtır. Bu da olmayacak duaya amin demek gibi... Olsun, umut da bir mutluluk değil mi ? Ben ağaçlarımızı seviyorum... Onları kaybetmek beni üzüyor.

Meyveye doyurdular bu yıl bizi. Ye ye bitecek gibi değil ! Onların ürettiklerini değerlendirmek zorundayız değil mi ?

Ayrıca pestilin içine ceviz sarıp yemek de güzel olacak kış mevsiminde. Ha bir de pestilden bir parçayı akşamdan suya koyup bekletince eriyormuş. Bunu da meyve suyu olarak içebiliyormuşsunuz. Değmez mi bütün bu çabalara ?

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...