çocuklar ölmesin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuklar ölmesin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ağustos 2012 Çarşamba

KADIN BEDENİ KİMİN SORUNU?

Kadınlar, kadınlar, kadınlar... İnsan neslinin devamını sağlayan; çocuk doğuran, bunları besleyip büyüten kadınlarımız... İnsanlararası ilişkileri daha uyumlu ve yumuşak hale getiren, yani sevgi ve şefkat köprüleri kuran kadınlar...    Doğdukları andan başlayarak giyinişleri,oturup kalkmaları, yürüyüşleri, gülüp konuşmaları sınırlandırılmaya çalışılmış kadınlar... "Kutsal" diyerek bir kenara ötelemek istediğimiz, mümkünse evde oturmasını beklediğimiz, paraya ve iktidara el sürmeyen, her türlü sıkıntıya boyun eğen ezilmiş ve bağımlı olması istenen kadınlarımız... Kendi ahlak zafiyetlerimizi gizlemek için suçlu muamelesi yaptığımız kadınlar... Meydanlarda sesini duyurmaya çalışan kadınlar...

Toplumsal düzeni sağlamak için yola çıkanların ilk hedefi kadınlar oluyor nedense? Kadın bedenini ve cinsel kimliğini  denetim altına almaktan daha önemli sorunları yokmuş gibi...
Siz hiç doğum yaptınız mı? Ben yaptım hem de iki çeşidini de... Birincisi normal, ikincisi sezeryandı. Yani ikisini de biliyorum. Zorunlu olmadıkça kimse sezeryanla doğum yapmak istemez biliyor musunuz? İsterseniz bırakalım işin uzmanı karar versin, siz de enerjinizi anne ve çocuklarının yaşam kalitesini yükseltecek kendi sorumluluk alanlarınıza yöneltin. Daha doğru olmaz mı? 

Eminim kürtaj da yaptırmamışsınızdır, kürtaj yaptırmak için karar vermek zorunda da kalmamışsınızdır. Ben de kürtaj yaptırmadım, çok şükür böyle bir karar vermek zorunda da kalmadım. Ancak bu durumda kalan kadınların ne acılar yaşadığını sizden iyi anlayabilecek durumda olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim.  Bak ne demişsiniz bu konuda:
 
"Sezeryanla doğumlara karşı bir başbakanım. Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum. Buna kimsenin müsaade etme hakkı olmamalı. Ha anne karnında bir çocuğu öldürürsünüz, ha doğduktan sonra öldürürsünüz hiçbir farkı yok." .
Ve ekliyorsunuz: " Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum. Bu ifademe karşı çıkan bazı çevrelere, medya mensuplarına da sesleniyorum. Yatıyorsunuz kalkıyorsunuz Uludere diyorsunuz. Her kürtaj bir Uluderedir."

Oldu mu ya? Kürtaj tıbbi bir konudur ve doktorla hastayı ilgilendirir. Oysa Uludere bir yönetim sorunudur, sizin görev alanınıza girer ve pek çok vatandaşın birilerinin hatası sonucu öldürülmesidir. Asıl cinayet budur ve sorumlularından hesap sorulmalıdır. 

Peki yüreklerimizi dağlayan şehit cenazeleri nedir? Bunun adına ne diyeceğiz, bunu neyle kıyaslayacağız? Ve eklesem, sizin hiç çocuğunuz şehit oldu mu?
 Ölüm acısını siz de yaşadınız. Yaşlı annenizi kaybettiğinizde nasıl etkilendiğinizi, mezar ziyaretlerinizi TV'ler naklen yansıttılar bize, hepimiz acınızı paylaştık. Evlat acısının hiçbir şeyle kıyaslanamayacağını da biliyoruz değil mi? Onun için konuşurken daha çok düşünmek zorundayız. Bence bilime, bilim insanlarına daha fazla önem vermeliyiz...     
Her tür hukuk, insanın bedeni ile kişiliğinin ayrılmaz bir bütün olduğunu ve insanın kendi bedeni ve kişiliği hakkında tek egemen özne olduğunu kabul eder. Bırakalım kadınlar kendi bedenleriyle ilgili kararı kendileri versin. Herkes bakabileceği sayıda çocuk sahibi olsun.

 Siz ülkenin her geçen gün büyüyen sorunlarını çözün, ulusal refahı yükseltin, herkese iş, aş verecek bir ortam yaratın; gerçek anlamında adil bir düzen kurun, huzuru sağlayın o zaman göreceksiniz aileler istediğinizden de çok çocuk yapacak...

22 Kasım 2011 Salı

ONLAR BİZİ OKUTANLAR

Yüzüme bakma çocuk!
Utanıyorum...

"Sığ sulardaydık. Aydınlıksızdık. Kan ısısındaydık.
Yoksunduk. Gitgide azalıyorduk, başkaldıramıyorduk..."

"Damarda kandık, sıza sıza tükeniyorduk.
İnsandık, mutsuzluk emiyorduk. Birbirimizi kemiriyorduk.
Rüzgardık, durmuştuk. El kadar maviler döküyorduk.
Yağmurduk, kesilmiştik. Dolam dolamdık."

Mini mini birler
Çalışkandır ikiler
....
Dokuzlar, doktor olup çıktılar
Onlar, bizi okutanlar...

Bir çocuk tekerlemesinde anlamını bulan "ONLAR" yok artık. Onlar bizi okutamayacak...
"Doğanın mı bataklığındaydık biz,
Kişinin mi?
Anlayamıyorduk..."
Bakma bize öyle çocuk, bakma!
Utanıyoruz...
"Topraktık. Avuç büyüklüğünde bin kez çatlıyorduk.
Pınardık. Bir parmak suyumuz bin kez kesiliyordu.
"Ağaçtık. Bin kez kuruyorduk, kabuklaşıyorduk.
Doğanın koyaklarına bakıyorduk. Oraları bile yeşilsizdi."
"İnsan yüreğiydik. Usturalarla, sırım çekiyorlardı.
Delikanlıydık, asıyorlardı, tutuşan sarkaçlardık.
Havaydık, boğuluyorduk. Bir yere sızamıyorduk.
Kursaktık, düğüm atıyorlardı. Tıkanıyorduk.
Milyon gemiydik. Teker teker batırılıyorduk.
Depremden kurtuldun çocuk,
Biz seni açlıktan öldürdük deprem çadırında,
Diğerleri gibi naylon çadırında...
Soğuktan öldürdük, yanarak öldürdük.

Anneleri öldürdük, babaları öldürdük...
Öğretmenlerini öldürdük...
Geleceğini söndürdük...

Sorumlulara,
suçlulara,
hırsızlara,
arsızlara,
aymazlara,
aldırmazlara,
acımasızlara,
iftiracılara,
vatanı satanlara,
geleceğimizi çalanlara,
emeğimizi sömürenlere,
görevini yapmayanlara,
sınavlarımızı şifreleyenlere,
sansürün danıskasını uygulayanlara,
herkesi korkutup sindirmeye çalışanlara,
kulağını evimizin içine kadar sokanlara,
doğruları söyleyenleri doğduğuna pişman edenlere
tepki göstermeyerek, SUSARAK öldürdük...


Yüzüme bakma çocuk!
Utanıyorum...
"Çiçek açmasaydık; yeşil üstüne, kızıl yağmasaydık.
Sarı yağmasaydık, mor yağmasaydık, mavi yağmasaydık.
Neyleyim ki, bir türlü açılamıyorduk.

DOĞANIN MI BATAKLIĞINDAYDIK BİZ?
KİŞİNİN Mİ?

ANLAYAMIYORDUK...




Not: Tırnak içindekiler Cahit Külebi'nin
Bir Bataklık Türküsü adlı şiirinden alınmıştır.



20 Kasım 2011 Pazar

BUGÜN DÜNYA ÇOCUK HAKLARI GÜNÜYMÜŞ

Bayramda birlikteydik.

Gittikten sonra telefonda konuşuyoruz:

- Nasılsın Tatlım?
-İyiyim. Sen nasıılsıınnnn?
-İyiyim, ne yapıyorsun?
-Geleyor musun?
-Doğum gününde geleceğiz Ela'cığım...
-Doğum günüm başladı bile... Geeeliiiinnnnn!

Doğum günü: 31 Aralık'ta...
İyi ki doğdun Ela Yağmur, seninle hayat çok güzel.



















Tüm çocuklar korunmayı, insanca yaşamayı, sevilmeyi, okşanmayı hak ediyor.

"Gündemde Çocuklar Olmalı" , evet...

Çok çocuk yapın(!) demek kolay; zor olan onları mutlu, sağlıklı yaşatabilmek, eğitimli yurttaşlar olarak yetiştirebilmektir...

Deprem değil, biz öldürüyoruz onları!


"Lunaparkta Yaşamak" Bulogunda Kamikaze'nin Duyurusunu okuyun lütfen:

DEPREM BÖLGESİNDEKİ

300.000 ÇOCUĞUN YAŞAMI RİSK ALTINDA

VAN-ERCİŞ BÖLGESİ’NDEKİ ÇOCUKLARIN YAŞAMINI KORUMAK İÇİN

HERKESİ İVEDİLİKLE HAREKETE GEÇMEYE ÇAĞIRIYORUZ.

18 Kasım 2011 Cuma

VAN MİNUT




YENİ MİLLETVEKİLLERİNE

Haklısınız, bir büyük millete vekilsiniz;
Göğsünüz kıvanç dolu, gerildikçe gerilir.

Bilin ki Atatürk'ün kurduğu Ankara'ya
Atatürk'ün yolundan yürünerek girilir.

Bir avuç yobaz için, bir sürü cahil için
Devrimi çiğneyecek ayak varsa kırılır.

Bir de bakarsınız ki her meydanda bir kere
Her genç Türk'te bir kere bir Atatürk dirilir.

Bir an unutmayın ki Atatürk ülkesinde
Ahiretten önce de Yüce Divan kurulur."

Behçet Kemal Çağlar

PADİŞAHIN SELAMI VAR
Yılmaz Özdil yazmış...

19 Nisan 2008 Cumartesi

KIZ ÇOCUĞU


Kapıları çalan benim
Kapıları birer birer
Gözünüze görünemem
Göze görünmez ölüler.
Hiroşima'da öleli
Oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım.
Büyümez ölü çocuklar.
Saçlarım tutuştu önce.
Gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim.
Külüm havaya savruldu.
Benim sizden kendim için
Hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
Kaat gibi yanan çocuk.
Çalıyorum kapınızı
Teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin
Şeker de yiyebilsinler.
(Nazım Hikmet-1956)
Not: Sevdiğim bloglardan söz ederken unuttuğum Çayır Çimen 'den, bugün bir mesaj aldım. Yukardaki duyuruyu göndermişler, sizlerle paylaşmak istedim.
Ben de onlara Nazım Hikmet 'in Kız Çocuğu şiirini armağan olarak buradan gönderiyorum, saygılarımla birlikte.
Aslında tam da unuttum denemez, onlar için ayrı bir yazı geçiyordu aklımdan.Nasıl unuturum ki ? Çayır çimen geze geze yorulmuşken, durdum sitelerinde, biraz gevezelik ettim. Yöneticilerine darılma dedim. Sitenize gönül verdim diye de ekledim. Sitenin adresini sevdiklerime ekleyeceğim. Meraklısı bakabilir. Bizim için uğraşıyorlar. El vermek lazım.
Saygılar... İnsanca bir gelecek herkese...

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...