kitap ödülü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap ödülü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Şubat 2013 Çarşamba

GEZGİN GÖZÜYLE TÜRKİYE

 Bir süredir İstanbul'daydım, pazar günü döndüm evime, döner dönmez de sevgili blog dostum Mehmet Bilgehan Merki'nin ödül olarak gönderdiği paketi masamın üstünde buldum. Sevinçle açtığım paketten "Gezgin Gözüyle Türkiye" isimli kitabın ikinci cildiyle buluştum. Daha önce de yine bir gezi dönüşü "Gezgin Gözüyle Afrika" kitabıyla buluşturmuştu sevgili Merki. Böyle kavuşmalar dostlar başına diyelim mi?"Ne Mutlu Türküm Diyene" adlı blog yazarı dostuma huzurlarınızda çok teşekkür ederim.
"Gezgin Gözüyle Türkiye" ortak çalışmanın ürünü iki ciltlik bir kitap... Pekçok gezgin yazarın kendi gezi, gözlem ve birikimlerine dayanılarak oluşturulmuş.
  
 "Gezgin Gözüyle Afrika"yı okurken bilmediğim yerleri hayran hayran, bazen şaşırarak okumuştum. Oysa bu kitap farklı, bu kez bildiğimiz, tanıdığımız, hatta yaşadığımız mekanlardı karşımıza çıkan. Ve eleştirel bir gözle okumak kaçınılmazdı. Ben de öyle yaptım. İlk olarak 36 yıldır yaşadığım Zonguldak'tan başladım...

  Bartın, Amasra, Akçakoca'yla devam ettim...


Sonra baba ocağım Elazığ'a, Harput'a yöneldim...  Çocukluğuma ve ilk gençlik yıllarıma gittim. Bir yandan okurken bir yandan da Şemsettin Kutlu'nun daha önce blogumda paylaştığım "Yukarı Şehir" isimli kitabıyla kıyaslamalar yaptım.
 Anılarım bir bir gözün önünden geçti. Bahçe içindeki evimiz, rahmetli annem... Gözlerim doldu, yüreğim burkuldu...  
Yıllar sonra babam,eşim ve kızımla yaptığımız rüya gibi Elazığ gezimiz, apartmanların arasına sıkışıp kalmış tek katlı bahçeli evimiz, elimizle diktiğimiz ağaçlarımız... Babamın çocukluğunu yaşadığı Harput'la kucaklaşmasının yaşattığı duygu derinliği... İçli köftesi, peynirli ekmeği, sırını... Balak Gazi Heykeli, Arap Babası,Buzluk, kaplıcalar ve Harput Kalesi... Müziği, oyunu,çayda çırası... Sevdiklerine "Kadan alam,Allah'ına kurban" diyen Gakkoşlar diyarı Elazığ...  

Yok böyle olmayacak, hangi birini anlatacağımı şaşırdım.Bir çoğunu gördüğüm, bazısından geçtiğim, görmediklerimi de görmek için sabırsızlandığım şehirlerimiz...

  Erzincan(doğduğum), Samsun(okuduğum), Mardin(eşimle birlikte askerlik yaptığım), Bingöl(babamın geçici görevi nedeniyle bir süre yaşadığım), Tunceli(rahmetli teyzemi ziyarete gittiğim), Bolu, Düzce, Karabük, Kastamonu, Çorum, Amasya, Tokat, Ordu, Giresun, Gümüşhane, Bayburt, Trabzon, Rize, Artvin, Kars, Iğdır, Ağrı, Van, Siirt, Bitlis, Muş, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Adıyaman, Erzurum, Sivas,Kayseri, Yozgat, Çankırı, Kırşehir, Nevşehir, Aksaray, Niğde, Karaman, Konya, Eskişehir, Ankara(ailemin yaşadığı) ve Sevgili blog dostumuzun anlattığı, çok isteyip de gidemediğim Sinop...   



Sinop'tan söz edip de Sabahattin Ali'den söz etmemek olmazdı değil mi? Dostumuz da öyle yapmış. Sabahattin Ali'nin severek dinlediğimiz ünlü şiirini eklemiş yazısına. Çok da iyi yapmış.

"Başın öne eğilmesin
Aldırma gönül aldırma
Ağladığın görülmesin
Aldırma gönül aldırma"

"Görecek günler var daha, Aldırma gönül aldırma..." 
 
  "Gezmek emekti, birikimleri derlemek ayrı bir emekti, kurgulayıp yazma kısmı ise apayrı bir emekti. Her makale, birbirinden değerli tanıklıklarıyla, tarihin bu kesitine ışık tuttu. Haydi! O iyi niyetli emeğin başka yürekleri tutuşturmasını, yeni gezginler yaratmasını, ülkemizi ve insanını tanıtma görevini hakkıyla yerine getirmesini, hep birlikte dinleyelim." diye önsözde seslenen Belkıs Ceyla Çetinsoy'a katılmamak mümkün mü?

Bence bu kitap sadece gezginci büyükler için bir rehber değil, aynı zamanda öğrenciler için de başarılı bir kaynak olacak nitelikte. Bir kez okunup bırakılacak bir kitap da değil, gidilecek her şehirden önce gözatılacak, elaltında tutulacak yol gösterici işlevi de olan bir çalışma.  Başta Editör Timur Özkan olmak üzere emeği geçen herkesi kutluyorum. 

"Seyahat; ön yargı, bağnazlık ve dar görüşlülüğün en iyi ilacıdır." demiş Mark Twain, bu ilaca hepimizin ne çok gereksinimi var bu sıralar değil mi? Kitabın sunumu Kızılderililerin Navajo Kabilesi'nden bir şarkı sözüyle başlatılmış, ben de onunla bitirmek istiyorum.

"Yeryüzünün sonuna gittim
Suların sonuna gittim
Gökyüzünün sonuna gittim
Dağların sonuna gittim
Arkadaşım olmayan bir şey bulamadım."


Not: Okumak isteyenler için:
Gezgin Gözüyle Türkiye 1(Marmara/Ege/Akdeniz) 
Gezgin Gözüyle Türkiye 2(Karadeniz/Orta Anadolu/Doğu Anadolu/Güneydoğu Anadolu)
Gezgin Gözüyle Rusya ve Kafkasya
Gezgin Gözüyle Mısır ve Ortadoğu
Gezgin Gözüyle Çin ve Uzak Asya
Gezgin Gözüyle Afrika
Gezgin Gözüyle Ankara 


20 Nisan 2012 Cuma

DOSTUM KİTABINI AL GEL

"Kitabın ilk cümlesi o kitabın satılmasını; son cümlesi ise yazarın daha fazla okuyucu kazanmasını sağlar derler" diyen stylist co. uk isimli site, kendilerine göre edebiyat tarihinin en iyi kapanış cümlelerini içeren yüz eserin listesini çıkarmış. (TIK)

Ben de şu anda okuduğum kitabın ilk ve son  paragrafını yazmaya karar verdim.  Siz de şu anda okuduğunuz kitabın ilk ve son cümlesini  ya da paragrafını yazarsanız sevinirim. Bakalım nasıl bir sonuç çıkacak?

Okuduğum kitabın adı: Öğretmen(The Professor)
Yazarı:Jack Lynn
Çeviren: Zehra Ağralı 

İlk paragraf: " Öğretmen, New York'un Rochelle semtindeki eviyle iftihar ediyordu. Mineola'daki Harrison kardeşlerin seri inşaat örneklerinden biri olan evin ufak bir girişi, güzel bir tarihi, önünde de bir sokak feneri vardı. Mektup kutusunun üzerinde de şu ibare yazılıydı: Pastore Ailesi."

Son paragraf: " Birbirlerinin gözlerinin içine baktılar, sonra Monzanti başını çevirdi, gözlerini yere dikti. Profesör bir süre arkadaşını inceledikten sonra sigarasından bir nefes çekti, başını arkaya yasladı. Gözlerini yumdu.
Rahip Monzanti dua ediyordu."

Herkese iyi okumalar... 

19 Mart 2012 Pazartesi

GEZGİN GÖZÜYLE AFRİKA

"Gezgin Gözüyle Afrika" kitabı elime ulaştığında Alanya'dan döneli iki gün olmuştu. Evime kavuşmanın sarhoşluğu içinde gezi yorgunuydum. Bir hafta sonra da Ela Yağmur çıkageldi anne ve babasıyla. Dolayısıyla kitabı okumam biraz gecikti.

Onunla birlikte geçirdiğim her saniye beni benden alıp mutluluk diyarlarına sürüklüyor. Bambaşka ben oluyorum. Birlikte gitmediğimiz yer, dolaşmadığımız ülke kalmıyor, masaldan masala, düş ülkesinden harikalar diyarına koşturup duruyoruz birlikte...
Oyuncaklarla, kitaplar yolumuzu belirliyor. Tanımadığı hayvan yok gibi, pek çok hayvanı onun sayesinde, onun kitapları aracılığıyla tanıdım.

Masamdaki "Gezgin Gözüyle Afrika" kitabının kapağındaki zürefa ilgisini hemen çekti ve koştu oyuncaklarını getirdi. Kitabı oyuncaklarımızın arasında fotoğrafladık böylece, bence iyi oldu. İkisi de bizi bulunduğumuz ortamdan alıp büyülü dünyalara götüren iki önemli araç değil mi?

37 gezi tutkunu yazarın Afrika'nın 42 ülkesine ait izlenimleri, birbirinden ilginç anıları, Afrika'da 60'ı aşkın kentin gezilecek, görülecek yerleri anlatılıyor "Gezgin Gözüyle Afrika" kitabında.

Yazarlarından biri "Ne Mutlu Türküm Diyene" adlı blogundan bizlere seslenen Mehmet Bilgehan Merki dostumuz. Ödül olarak gönderdiği kitabı alınca çocuklar gibi sevinmiştim. Okuduktan sonra ise zenginleştiğimi hissettim. Hayaller kurmaya başladım. Amerika seyahati dışında yurt dışına çıkmayan ben, acaba diyorum bir gün Afrika'ya da gidebilir miyim? Kim bilir bir gün, belki... Ama gidemesem de bu kitap sayesinde gitmiş gibi oldum.


Sevgili Mehmet Bilgehan Merki ve emeği geçen değerli yazarlara teşekkür ediyorum. Gezmek, görmek önemli; ama her zaman olanaklı değil. İşte böyle zamanlarda yardımımıza kitaplar yetişiyor. Kitabı herkese öneriyorum.

Gidemediğimiz uzak diyarları, gidenlerin gözünden görmenin keyfini, oturduğumuz koltukta yaşamak da çok güzel...

13 Ocak 2011 Perşembe

MEĞER BEN SOLCUYMUŞUM DA HABERİM YOKMUŞ


Bundan çok uzun yıllar önceydi. Seksenli yılların başıydı sanırım...
Bugün ben, nasıl Ela Yağmur için İstanbul yollarını gide gele eskittiysem rahmetli Anneciğim de Zonguldak yollarını öyle eskitirdi. Kızım küçüktü, annem hepimize bakmaya gelirdi.

Bir gün annemin içerden bana seslendiğini duydum. Gittim yanına, şaşkın ve telaşlıydı: "Gel hele gel! Meğer ben solcuymuşum da haberim yokmuş!" dedi.

Elinde o zamanların Cumhuriyet gazetesi vardı her gün aldığımız:

"Bak" dedi. "Okudum, aynı benim düşündüklerimi yazmışlar, meğer ben solcuymuşum da haberim yokmuş..."

Canım anne'm, nur içinde yat. Ahh bir okusak, anlasak, yorumlasak! Ne çok şey değişecek...

17 Şubat 2009 Salı

HER ŞEY BÖYLE BAŞLAMIŞTI

HEDİYE = KİTAP



Ayrıca katılımcıların blog sahibi olması gereklidir.Hediye edilecek kitaplar yeni ya da okunmuş olabilir ( önemli olan kitabın hediye edilebilecek şekilde olması).Gönderilecek kitaplar sizin zevkinize uygun kitaplardan olursa hediyeleşme daha anlamlı olur. Mesela bir kitabı okudunuz, kitaptan çok keyif aldınız ve başkalarının da beğeneceğini düşünüyorsanız ya da kitap sizin için "işte benim kitabım" sınıfındaysa alıcı tarafından daha anlamlı bir hediye haline dönüşecektir. Mümkünse gönderilecek kitabın anlamını belirten ufak bir notuda kitaba iliştirin:) Son çıkan ve popüler kitaplar hediyeleşme sınıfına dahil olmasın diye düşündük. Çünkü o veya bu şekilde o kitaplar herkesin önüne çıkabiliyor ve okunmuş oluyor.Katılımlar Türkiye ile sınırlı malesef. Malum kargo :-)


Yorumlarınızı bekliyoruz arkadaşlar:)Kitapla beraber geçirililen güzel günler için biz buradayız:)

********


HEDİYE KİTAP ÇEKİLİŞ LİSTESİ

Kitap hediyeleşmemize katılan tüm blog sahiplerine teşekkür ederek çekiliş sonuçlarını açıklayalım. Öncelikle objektif bir çekiliş olması için size doğum gününüzü sorduk. Kendi aramızda gerçekleştirilecek bir çekiliş belki herkes için inandırıcı olmayacaktı. Bu nedenle bu yöntemi uygun gördük. Aşağıda vereceğimiz doğum günlerinin kronolojik olarak sıralandığı liste, çekilişimizin listesidir.

Bu listeye göre her katılımcı kendisine en yakın günde doğan (zincirleme sırayla) katılımcıya kitap hediyesini alacak.

1) 21 Ocak http://tigeraymen.blogspot.com/ /Aymen
2) 25 Ocak http://cikolatacikolata.blogspot.com//Çikolata Çikolata
3) 29 Ocak http://ordanburdanhayattan.blogspot.com/ /OrdanBurdanHayattan
4) 31 Ocak http://banadair-berrin.blogspot.com// Bana Dair- Berrin
5) 5 Şubat http://evvelzamanicinde.blogspot.com/ /Evvel Zaman İçinde
6) 21 Şubat http://sarhosbalikvetopalmarti.blogspot.com// Funda
7) 22 Şubat http://ucansupurge.blogspot.com// Kiyoki
8) 13 Mart http://zeynono-elif.blogspot.com/ / Elif ..den
9) 15 Mart http://kuzeyvedefter.blogspot.com/ / H. Y. Ergün
10) 17 Mart http://yusufzar.blogcu.com /Yusuf Türkoğlu
11) 6 Nisan http://ruyalargercekoldu.blogspot.com/ /Aysema
12)24 Nisan http://izmirdesanat.blogspot.com/ /Emrah Atik
13)30 Nisan http://gaybubetindecokkitapokudum.blogspot.com// Gülçin
14) 2 Mayıs http://nevam.blogspot.com/ / Neva'lı Günler
15) 6 Mayıs http://ayisigiyim-ben.blogspot.com// Mehtap
16) 15 Mayıs http://benimgizlibahcem.blogspot.com// Tabiat Ana
17) 18 Mayıs http://kitapkurdu76.blogspot.com/ / Kitap Kurdu
18) 3 Haziran http://primarima.blogspot.com/ / Prima Rima
19)3 Haziran http://www.gevezekalem.com// Geveze Kalem
20) 13 Haziran http://laleninbahcesi.blogspot.com/ / Lale'nin Bahçesi
21) 2 Temmuz http://zuzularannesi.blogspot.com/ / Banu Durgunlu
22)2 Eylül http://ruhdagi.blogspot.com// Ruh Dağı
23)16 Eylül http://seraptan.blogspot.com// Serap
24) 7 Ekim http://komplekssizelektra.blogspot.com// Elektra
25) 13 Ekim http://birdilimsohbet.blogspot.com/ / Zero
26) 24 Ekim http://www.kaybolmusmasumiyet.com// Halim Kılıç
27) 4 Kasım http://cinardan.blogspot.com/ / Çınar
28) 6 Kasım http://denizanasi.blogspot.com/ / Denizanası
29)20 Kasım http://sevgilikitaplarim.blogspot.com// Aslı Koyuncuoğlu
30)28 Kasım http://elifcee.blogspot.com// El*ff
31)26 Aralık http://nazpeki.blogspot.com// Nazpek

1. Kişi 2.'ye, 2. kişi 3'ye, 3. kişi 4.'ye.... ve son olarak 31. kişi 1. kişiye şeklinde liste oluşturulmuştur.Umarım herkes hediyeleşmeden ve çekilişten memnun kalır.
Hediyeleşecek kişiler mail yoluyla adres alışverişi yapacaklar. Böylece adres bir kişi tarafından bilinecek.
Aranın çok açılmaması gerektiğini ve hepimizin de bir an önce hediyelere kavuşmak istediğini düşünerek en geç 7 Şubat'a kadar hediyelerin posta ya da kargo yoluyla gönderilmesine karar verdik.Hediyeler alındıktan sonra blog sahipleri hediye hakkında bloğunda yazı ya da fotoğrafa yer verirse başlattığımız hediyeleşmenin başarılı olup olmadığını göreceğiz. Ve belki, bu da bu güzel hediyeleşmelerin devamını getirecek blog dünyasında.
Herkese teşekkür ediyorum.
Hadi bakalım sıra gönderilecek kitabı seçmede.
Kolay gelsin...


(Not:Eğer iletişim sağlayamadığınız kişiler olursa bizimle irtibata geçebilirsiniz)



**************

Evet, kitaplarla dostluğumuz zaten vardı da, kitap dostlarıyla buluşmamız Sevgili Serap'tan gelen bir davetle başladı. Evvel Zaman İçinde ile Serap'ın başlattığı bu güzel etkinlik başarıyla sürüyor. Ben biraz gecikmeyle bugüne ulaştım. Sevgili Emrah Atik'in paketi postada, yakında eline geçer. Sevgili Yusuf Türkoğlu'nun benim için aldığı kitap şu anda elimde...

Teşekkürler bu etkinliği başlatanlara, bu etkinliğe katılanlara ve tüm kitap dostlarına gitsin. Sevgilerimle...

16 Ekim 2008 Perşembe

BU İŞTE




ah bir bilebilsek sınırlarını
ah bir görebilsek derinliğini
renkler nerden gelir bu bıçak hüznün
dokusunda kaç bin yılın tortusu kanı
ah bir varabilsek o boyutlara
görebilsek önümüzü azıcık
seçebilsek ardımızı tozdan dumandan
gürültüye gitmese kısa günümüz
kaygusundan geleceğin
ve geçmişin pişmanlığından
ah bir varabilsek o boyutlara!


hiç gelmemiş gibiysek bu topraklara
hiç geçmemiş gibiysek bu topraklardan
ve sanki hiç kalmamış
gibi eksik
gibi yarım
gibi üzgünsek
alıp kaçıyorsak yaramızı kurt kuytularına
ağlamak istiyorsak sevişir gibi
haykırmak istiyorsak dövüşür gibi
vura vura kollarımızı uzaklıklara
bir şeyler arıyorsak bu kargaşada
arıyorsak kendimizi durmadan
yerden yere çalarak yüreğimizi
ve yıkarak koskoca dünyaları küçücük
başımıza
kendimizi kendimize zindan ederek
bu rezil kargaşada


hep yarım
hep eksik
hep kusurlu olmamızdan, sevgilim!
biraz bitki
biraz böcek
biraz insan olmamızdan, sevgilim!
yani elma
yani diş
yani toprak olmamızdan, sevgilim!

tut elimden
bir tek kişilik de olsa azalsın şu karanlık
verin ellerinizi ellerinize
milyon milyon kişilik
azalsın şu karanlık!
kavga bu, sevgilim, kavga bu işte!

Hasan Hüseyin

11 Eylül 2008 Perşembe

KİTAP OKUMA CEZASI


Cem Uzan 'a Başbakana hakaret ettiği için"Kitap Okuma Cezası!" verilmiş. Daha önce de bir çobana bu ceza verilmişti. Kitap ve ceza... Neden toplum olarak okumadığımızı anladınız mı şimdi ?

Okumak ceza olarak görülüyor ! Ben bu cezaya dünden razıyım...Kitap okumak da ceza mı olurmuş ! Benim bugün kendime verdiğim cezayı görseydiniz acırdınız halime.

Salondaki kitaplığı döktüm orta yere... Elime de bir bez aldım, tüm kitapları tek tek silip yerleştirdim. Neredeyse tüm günümü böyle geçirdim. Yarın da aşağı odadaki kitaplığı döküp yerleştireceğim yeniden... İnanın çok zor bir iş.

Ama pırıl pırıl parlayan kitaplarıma ve düzenlenmiş kitaplığıma bakınca tüm yorgunluğumu unuttum.

Kitabı ödül olarak verin lütfen, ceza olarak değil !

Herkese iyi okumalar...

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...