tekel işçileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tekel işçileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Nisan 2010 Cuma

YANANİŞ



...şımlıtak işik nib çü enimelye ninireliçşİ LEKET
...şımla verög silop nib şeb edmelye uB

Bir
işçinin
başında
beş
polis
görev
yapıyordu
coplarıyla
"tv" de gördüm!

Cemil Çiçek, polis sayısının yetersizliğinden yakınarak, "20 bin işçi, ayy pardon (!) yirmi bin polis alınacağını açıklamış. Dün imzaya açılmış bu konu...

Haklı değil mi? Düşünün bir kişiye beş polis düşerse 3 binle beşi çarparsak kaç eder? Eeee yakında 1 Mayıs, "Emekçi Bayramı" var. Katılım bu kadar kolay savuşturulmaz, daha çok polis gerekiyor. Alsınlar, aslında Tekel işçilerini de polis kadrosunda değerlendirsinler... Her türlü şiddete karşı hala direnebiliyorlar. Onlardan iyisini nereden bulacaklar!

Bu arada takdir ettiğim bir çalışmaları daha varmış. Polis eğitimine büyük önem veriliyormuş. "ERT TV" de (Ereğli'de -yerel tv) açıklanırken duydum. Sevgili polislerimiz eğitiliyormuş çok yönlü olarak. Artık karşımıza postacı, taksi şoförü, simitçi, gazozcu gibi farklı kimliklerle çıkacaklarmış. Doğal olarak biz kimin gerçek postacı, kimin polis postacı olduğunu bilemeyeceğiz, ama onlar bizim her şeyimizi bilecek.

Bilgi olmadan ilgi olmaz değil mi? Tembel millet, derdini telefonda anlatıyordu, onlar da dinleyip öğreniyordu. Şimdilerde herkes tırstı, telefonda ser veriyor da sır vermiyor! O zaman eskisi gibi yazarak anlatır belki diyerek postacı polislerimiz kapımızı çalacak.

Ohh ne güzel, keyfim yerine geldi! Şimdi tersten yazdığım girişi düzeltebilirim, ama buraya kadar geldinizse siz düzeltin bi zahmet. Ben başlığı düzeltip M.C. Anday'ın günün anlam ve önemine uygun olduğu için bu şiirini yazıp kaçayım...

ŞİNANAY

Ada vapuru yandan çarklı
Bayraklar donanmış caf caflı
Simitçi kahveci gazozcu
Şinanay da şinanay
Müslümanı yahudisi urumu
İsporcusu ihtiyarı veremi
Kiminin saçı uçar, kiminin eteği
Şinanay da şinanay
Estirir de ada yeli estirir
Seni sevindirir beni küstürür
LÜKÜS KAMARADA KİMLER OTURUR
Şinanay da şinanay.

28 Şubat 2010 Pazar

KİBAR FEYZO, KEÇİLER, GÜNEŞ,ERİK


Bugün televizyonda Kibar Feyzo'yu izledim. İzlediniz mi bilmiyorum, ben izlemiştim, bir kez daha izledim ve çok beğendim. Özellikle ağaya direniş sahneleri, sendika, gerev, duruşma sahneleri çok etkileyiciydi. Şener Şen, Kemal Sunal, Adile Naşit, Müjde Ar, Erdal Özyağcılar, İlyas Salman harikalar yaratmışlar. Basitçe, herkesin kolayca anlayacağı şekilde verilmiş birlikte mücadele etmenin gereği.

Tekel işçilerinin direnişini düşündüm izlerken, tüm yüreğimle başarılı olmalarını diledim. El oğlu duyuyor da bizim sağır sultanlar duymaz görünüp tehditle sindirmek istiyor bu haklı mücadeleyi. Demokrasi derken neyi anlıyor bunlar? Sendikal mücadele demokratik hak değil mi? Yoksa sadece kendilerine mi demokrat bu kişiler?




Keçi yavrularından biri kendini kurtardı gibi. Diğeri çok güçsüz. Annelerini ememiyorlar. Sanırım memelerde bir sorun var. Çok sertleşmiş, süt gelmiyor. Onun için yavrulara biberonla süt veriyoruz. Ben de biberonla besledim, hem de okşaya okşaya... İçimin mutlulukla dolduğunu hissettim.





Dün çok yağmur yağdı, hem de gürleye gürleye; bugün pırıl pırıl güneşli bir bahar havası vardı. Ela Yağmur'un kaysı ağacı tomurcuklanmış. Erkenci erik ağaçları gelin gibi süslenmiş,tüm çiçeklerini açmış, bahar kokusu yayılmış her yana. Yaşam yenileniyor dostlar, her şey yenileniyor. Toprak güzelliklere gebe... Doğurdu doğuracak. Güzel günler göreceğiz, her şey çok güzel olacak! Dilerim, dilerim olur, olmalı değil mi? Tohumlar çatladı, umutlar yeşerecek...

Yorumlarınız için çok çok teşekkür ederim. Ayrı ayrı yanıtlayamıyorum. Misafirlikte acele yazıyorum. Kusura bakmayın. Sevgi ve selamlarımı gönderiyorum sevgili dostlarım.

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...