domuz gribi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
domuz gribi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mart 2011 Salı

EYA HASTA



Hastalık geldi gitmek bilmiyor...
Önce bakıcı ablamız, ardından Ela'mız hastalandı...
Şimdi sırada dede, biraz da anneanne var.
Doktor, grip çeşitlerini saydı peş peşe; keçi gribi, domuz gribi... salgın salgın üstüne. Haa bir de kızamık salgını varmış.

Çocuklar hasta olunca benim elim ayağım tutmuyor. Bilgisayarı açmadım, daha doğrusu açsam da çabucak kapattım. Okuyamadım, yazamadım.

Bloguma uğradınız, yorum yazdınız, merak edenleriniz oldu; biliyorum. Bunun ne kadar önemli olduğunu, nasıl moral verdiğini, yalnız olmadığınız duygusunu güçlendirdiğini tüm blog dostları yaşayarak, yazarak öğrenmiştir zaten.Bende de öyle oldu. Hepinize çok çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız.

Ayrıca Sevgili Kamikaze blogumu ödüllendirmiş. Hem de "Okuması En Keyifli Blog Ödülü"yle... İltifat olduğunu bilsem de ödül almak, anımsanmak mutlu etti beni,teşekkürler Kamikaze.

5 Aralık 2009 Cumartesi

AŞI OLSAM MI OLMASAM MI DERKEN



Günlerdir domuz gribiyle yatıp domuz gribiyle uyanıyorduk. Kabus gibi!
Ne kadar makale varsa okuduk. Tüm interneti taradık. Karşı olanları da aşıyı destekleyenleri de okuduk. Ben karşı olanlardan yanaydım, kesinlikle hayır derken içim içimi yiyordu. Çünkü söz konusu olan bir bebekti! Ya yanılıyorsak...

Kızım dün işe giderken birden:

-Anne bugün aşıya sen götürür müsün? dedi.

Ben, hiç düşünmeden:

-Hayırrr! diyiverdim.

O da "Peki!" diyip gitti.

Gitti, ama ben çıldıracak gibiyim, yeniden internete saldırdım, okudum okudum okudum... Değişen bir şey yok, hala kararsızım.

Ve bugün sağlık ocağına gittik. Elimize bir kağıt tutuşturdular, imzalayın dediler...

Domuz gribi nedir, başlığı altında kısa bir bilgiden sonra, aşı uygulaması sonrasında ortaya çıkabilecek yaygın (%1-10) durumlar sıralanmış:

*Aşı uygulanan yerde kızarıklık, hassasiyet ya da şişlik
*Baş ağrısı
*Kas ve eklem ağrısı
*Ateş
*Mide bulantısı
*Terleme artışı
*Üşüme,titreme
*Kasık, koltuk altı ve boyun lenf bezlerinde şişlik.

Aşı sonrası nadir olarak ortaya çıkabilecek durumlar da şöyle:

*Ciddi allerjik reaksiyon, anafilaksi
*Bir ya da birkaç sinirde ağrı, nörit
*Trombositopeni
*Nefrit, vaskülit
*Konvülsiyon, ensefalomiyelit, ensefalit gibi nörolojik bozukluklar, guillain barre sendromu, bell paralizisi, demiyelinizasyon bozuklukları
*Okulorespiratuvar sendrom.

Bunların yanı sıra, sağlık personeli ya da toplum tarafından aşılamayla ilgisi olduğu düşünülen ciddi olguların ( ölüm, sakatlık, konjenital anomali ile sonuçlanan veya hastanede yatış gerektiren ) ile kümelenme gösteren durumların bildirilmesi gerekir, deniyor verilen kağıtta.

Evet tüm bunları okudum, kaçsak mı diye düşündüm. Hemşire çabuk olun diye uyardı. Ve ben Yağmur'umun aşısının birinci dozunu yaptırdım. Hemen arkasından bir kağıt da kendim için doldurdum. Hiç mi hiç düşünmediğim halde aşımı oldum. Yavruya yaptırdıktan sonra, kendime yaptırmasaydım olur muydu? Hem yan etkilerini yaşayarak daha iyi anlayacaktım. Şimdilik ikimizde de bir sorun yok...

Kimseye olun ya da olmayın diyemem, karar sizin...

Bizi bu durumlara düşürenler utanır mı ki?

Herkese sağlık diliyorum. İyi tatiller.

27 Ekim 2009 Salı

HABER CUMHURİYET GAZETESİNDEN ALINTIDIR

YORUMSUZ !


"29 EKİM TÖRENLERİ  2 KASIM’DA

Ankara genelindeki okulların bir hafta boyunca kapalı kalacak olması nedeniyle okullardaki 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları da ertelendi. Ankaradaki okullar Cumhuriyet Bayramını eğitime verilen aranın sona ermesiyle birlikte 2 Kasım Pazartesi günü kutlayacak. Anıtkabirde gerçekleştirilecek törene dileyen okullar katılabilecek."

SU VAR SABUN VAR (MI ?)

















Su var sabun var, girin yıkayın çıkın yıkayın, en iyisi bu galiba!..Hatta kitabınızı, gazetenizi alın, rahat rahat okuyun... Tuvaletlerden söz ediyorum, anladınız.

Su ve sabun mikroplarla savaşta ilk adım. AMA herkes o kadar şanslı mı bir düşünelim.

Okullar tekrar açıldığında bu durum düzelecek mi, düzelmeyecek mi? Koruyucu önlemler alınmadan tedavi edemezsiniz! At, eşek, inek, keçi gribi başlar domuz gribi giderken!

Su , sabun var mı tüm okullarda? YOK!
Temizlik görevlisi var mı? YOK!
Yeterince Tuvalet? O DA YOK!

Salgın olacağını bilenler, aşının gelmesini beklerken okullara ne kadar kaynak aktardılar? HİÇ!

Camilerden elektrik, su parası almayan laik devlet; kendi okullarından su parasını söke söke alıyor, ödeyemeyen okullarının suyunu kesiveriyor! Sonra da aşı uygulayarak sorumluluklarından kurtulduğunu sanıyor. Kaç okulda sabun var, konusuna hiç girmiyorum. Çünkü büyük bir çoğunluğunda yok, biliyorum.

Her okul gerekli önlemleri alsın, demekle olmuyor ki!..

Siz yine de olanaklar ölçüsünde temizlik kurallarına uyunuz, domuz gribi olsa da olmasa da...

26 Ekim 2009 Pazartesi

SİZ BAKAN OLSANIZ


Hastanede çalışan temizlik işçisi -açıklamaya göre- "domuz gribi"nden ölmüş!

Ölen kişiye çok üzüldüm, ailesine sabır diliyorum. Bu ayrı bir konu...

Ancak benim anlamadığım hastanede çalışan bir kişi öldü diye neden Ankara'daki okullar bir hafta tatil edildi?

Bu bir salgınsa ve temizlik yapılacaksa tüm okullar tatil edilsin. En azından bu sayede okullar temizlenmiş olur değil mi?

Hastanede ölüm olduğuna göre hastaneyi de kapatmak gerekmez mi? Hastalar daha dayanıksız olduğuna göre onlar da ölmesin!

Ayrıca bir ülkenin Sağlık Bakanı, öldürücü bir hastalık, aşı şart(!) dedikten sonra isteyene yapacağız, diyemez, dememeli değil mi?
Diyelim ki sınıftaki 15 öğrenci aşı oldu, 15'i olmadı... Aşı yaptırmayanlar diğerlerinin sağlığını tehdit etmeyecek mi? Salgın varsa keyfilik olmaz, olmaması gerekmez mi? Aşı mı, domuz gribi mi daha tehlikeli ? Salgın var mı yok mu?

Son olarak, koskoca Sağlık Bakanı hem de doktor, "Salgın geliyor, hepiniz öleceksiniz, aşı yaptırın!!!!" diyor,çoğu kişi inanmıyor, güvenmiyor, yaptırmayacağım diyor... Siz bakan olsanız, o makamı işgal etmeyi sürdürür müsünüz?

Bu arada ben döndüm, yol yorgunuyum, saçmalamış olabilir miyim?

16 Ekim 2009 Cuma

DOMUZ GRİBİNDEN DEĞİL AMA...


Domuz gribinden öleceğimiz şüpheli, ama stresten gideceğimiz kesin...

Bölünmediğimiz bir bu konu kalmıştı, işte o da oldu! Üstelik bu çocuklarımızla ilgili. Yetkililer riskli kişileri sayarken önce altı aylıktan on yaşına kadar dediler, ikinci açıklamalarında ise altı ay yirmi yaş şeklinde duyurdular aşılanması gerekenleri...

Hani bize yapsalar bu kadar sinirlenmeyeceğim, söz konusu olan bebekler, çocuklar!

Şimdi ne yapacağız? Aşı olup mu ölelim, aşı olmadan mı ölelim ikilemi arasında bizi bırakmaya kimin, ne hakkı var?

Çocuk oyuncağı mı sanıyorlar ülke yönetmeyi?

Acaba diyorum bu gribe özel bir gıcıklıkları olmasın adından ötürü? Hani domuz değmemiş tava aratmışlardı ya ABD'de!

Allah akıl değmemiş kafalardan bizi korusun...

14 Ekim 2009 Çarşamba

DOMUZ GRİBİ AŞISI NE KADAR GÜVENLİ?


Domuz gribi yayılacak, bol bol aşı alıyoruz demişti Sağlık Bakanı. Milli Eğitim Bakanı gerekirse okulları kapatıp internet üzerinden sürdürürüz eğitimi, diye eklemişti. Sanki her evde internet var, sanki tüm öğretmenler bilgisayar kullanmayı biliyormuş gibi...

Fol yok yumurta yok, n'oluyoruz, biz böyle önceden alınan önlemlere pek alışkın değiliz, şımarırız sonra diye düşünüp beklemeye başlamıştık. Bu işte ne iş var, diye merak ederken bir dostun gönderdiği yazı kuşkularımı arttırdı doğrusu.

Dostum, ne derece doğru bilmiyorum, diyerek yollamış. Çok teşekkür ederim. İyi ki de öyle yapmış.

Umarım doğru değildir, ama ya doğruysa? Kobay olmak da var işin ucunda...

Bugün Bilkent Ünv. İlköğretim Okulu - iki çocukta domuz gribi kuşkusu
nedeniyle- bir haftalığına kapatıldı. Gerçi okul yöneticilerine ve velilere bir gün denmiş galiba. En azından haberlere çelişkili yansıdı bu tatil işi de...

Neyse gelen haberden bir bölümünü bilgilerinize sunuyorum. Gerisi size kalmış:

"Domuz Gribi Aşısındaki Gizli Tehlike



İngiltere' de bin 500 hemşire ile yapılan bir araştırmada hemşirelerin
üçte birinin domuz gribi yaptırmak istemediği, yüzde 33' ünün kararsız
oldukları ve yüzde 37' sinin ise aşıyı yaptırmak istedikleri ortaya
çıktı. Aşıya karşı çıkanların yüzde 60' ı buna sebep olarak aşının yan
etkilerini göstermişler. Bu araştırma doktorlar arasında yapılmış
olsaydı sanırım sonuç bundan pek de farklı olmazdı.



Aşının hem gerekliliğine hem etkinliğine ve hem de yan etkilerine
karşı ciddi endişeler var.



Her şeyden önce domuz gribinin her yıl görülen olağan grip kadar
öldürücü olmadığı ortaya çıktı. Olağan gripten her sene 250-500 bin
kişi ölürken, domuz gribinden tüm dünyada ölen insan sayısı 1.500
kadar. Bir başka deyişle domuz gribinden ölüm ihtimali binde 4.



İkincisi domuz gribi aşınsın ne ölçüde koruyucu olacağı bu aşamada
kesin olarak bilinmiyor. Domuz gribi ciddi bir mutasyona uğrarsa
aşının etkinliği de o nispette azalacak ve hatta belki de tamamen
etkisiz kalacak.



Üçüncüsü de domuz gribi aşısının çok ciddi yan etkileri olabileceği
ileri sürülüyor. Bugün bu aşısının ülkemizde hiç dile getirilmeyen çok
önemli bir sakıncasından bahsetmek istiyorum.



Grip aşılarına tıp dilinde adjuvan adı verilen ve vücudun aşıya daha
fazla tepki vermesini sağlayan maddeler ekleniyor. Alüminyum ve
skualen bunlar içinde en çok kullanılanlar.



Aşılara adjuvan eklenmesi teorik olarak mantıklı, çünkü bu sayede kısa
zamanda az sayıda virüsle aşı üretmek ve böylece de daha az virüs
antijeni ile daha çok insanı aşılamak mümkün oluyor.



Ancak bu işlemin çok tehlikeli yan etkileri var. Bu sebeple de Avrupa'
da üç çeşit aşıda skualen kullanılıyor olsa da Amerika' da bu
maddelerin aşılara eklenmesine kesinlikle müsaade edilmiyor.



Oysa medyada domuz gribi aşısı üreten şirketlerin en az ikisinin
(Novartis ve GlaxoSmithKline) , hazırladıkları aşıda adjuvan
kullanacakları haberleri yer aldı.



İYİ SKUALEN KÖTÜ SKUALEN



Skualen aslında vücudumuz için yabancı bir madde değil. Karaciğerde
yapılıyor ve kolesterol metabolizması nda da rolü var, sinir siteminde
ve beyin dokusunda bulunuyor. Skualen ayrıca zeytinyağı, köpekbalığı
karaciğeri ve birçok doğal besin desteğinde var olan ve antioksidan
özelliklere sahip bir yağ molekülü. İsterseniz buna 'iyi skualen'
diyelim.



Vücuda enjekte edilen skualenin ise karaciğerde sentez edilen veya
besinlerle alınan skualen gibi faydalı değil, aksine oldukça zararlı
olduğunu gösteren pek çok bilgi var. Bu yüzden isterseniz ona da 'kötü
skualen' diyelim.



İyi skualen ve kötü skualen arasındaki en önemli fark bunların insan
vücuduna giriş yolları.



Skualen besinlerle sindirim sisteminden vücudumuza girerse hiçbir
sorun olmuyor, ama bunun aşılarda olduğu gibi derialtına veya kas
içine zerk edilmesi bağışıklık sistemini vücuttaki tüm skualene
saldıracak şekilde harekete geçmesine yol açabiliyor.



Bağışıklık sistemi vücutta sinir sisteminde tabii olarak bulunan ve
sağlıklı bir hayat için elzem olan 'iyi skualen' de dâhil tüm skualen
moleküllerini tahrip etmeye başlayabiliyor.



Körfez Savaşı' na katılan sayısız Amerikalı askerde ortaya çıkan ve
Körfez Savaşı Sendromu adıyla bilinen hastalığın da bu kişilere
yapılan ve skualen ihtiva eden şarbon aşısından kaynaklanabileceği
düşünülüyor.



Körfez Savaşı Sendromu, vücudu tahrip eden oto-immun bir hastalık. Bu
kişilerde eklem iltihabı, kas ağrıları, deri döküntüleri, lenf
bezlerinde büyüme, kronik yorgunluk, kronik baş ağrıları, vücuttaki
kılların dökülmesi, iyileşmeyen deri yaraları, hafıza kaybı, sara
nöbetleri, kansızlık, ruhsal ve sinirsel problemler, nefes darlığı,
kronik ishal, gece terlemesi, ateş ve daha pek çok rahatsızlık
gelişiyor.



Burada vurgulanması gereken çok önemli bir şey de bu hastalığın çok
müphem belirtilerle başlayıp uzun bir sürede (yıllar içinde)
gelişmesi. Bu sebeple de skualenin birkaç haftalık dönemde herhangi
bir yan etki göstermemesi onun güvenilir olduğunun bir kanıtı değil.



Savunma Bakanlığı skualen ile Körfez Savaşı Sendromu arasındaki
ilişkiyi reddetse ve bunun başka sebepleri (sinir gazları, kimyasal
silahlar, zehirli gazlar, uranyum...) olabileceğini iddia etse de, bu
hastalığa tutulan askerlerin yüzde 95' inin kanlarında skualene karşı
antikorlar oluştuğunun gösterilmesi her şeyi apaçık ortaya koyuyor.



Tavşanlarda yapılan araştırmalarda da tek bir kez zerk edilen
skualenin bile oto-immun bir hastalık olan romatoit artrite sebep
olduğunun belirlenmesi de bunu destekleyen bir başka kanıt.



GELELİM NETİCEYE



Aylar öncesinden 20 milyon doz domuz gribi aşısı siparişi veren Sağlık
Bakanlığı'na birkaç sorum var.



Bir: Aşı hangi firmadan alınıyor ve bunun için kaç lira ödenecek?



İki: Sağlık Bakanlığı' nın ısmarladığı aşıda Amerika' da yasak olan bu
adjuvan madde (skualen) var mı?



Üç: Eğer varsa Sağlık Bakanlığı' nın skualenin emniyeti konusundaki fikri nedir?



Cevap bekliyorum."

Prof .Dr.A.Rasim Küçükusta


7 Mayıs 2009 Perşembe

DOMUZ GRİBİ

http://www.gag.web.tr/gorsel/dosya/1131782018domuz.jpg


Resimde çok sevimli görünse de sevimsiz hayvandır domuzlar. Hele adının öldürücü bir gr
iple birlikte anılır olması sevimsiz gelmesinin yanında ürkütücü de oldu kentlerde yaşayanlar için. Köyde yaşayanlarımız zaten domuzların ürünlerine verdiği zarardan elaman demiş durumda. Etiyle ilgili tartışmalara girmeyeceğim. Tadına bakmak isteyip de bakamamıştım yurtdışındaki bir dost masasında. Kokusunu bile sevememiştim.

Neyse konu bu değil zaten. Biliyorum dostlar hepimiz endişeliyiz. Bu konuda yazılanları dikkatle okuyoruz. Yapabileceğimiz fazla bir şey de yok kişisel olarak, anladığım kadarıyla... Temizlik kurallarına dikkat etmek gerekiyor, her zaman olduğu gibi. Bilim insanlarımız gece gündüz çalışıyormuş, sevgili Biraz'ın blogunda okumuştum.

Ben çok endişeliyim şu sıralar. Bir haftadır küçük kızım ABD'de... Üçhafta kalacak. Çalıştığı işyeri on beş günlüğüne görevli gönderdi, bir hafta da tatlı cadım ekledi, oldu üç hafta... Ne güzel değil mi? Güzel, güzel diyeceğim ama domuz gribi bunu söylememi engelliyor.

Bu sıralar bilgisayar başında sabahlıyorum. Kamera açık, "Skype" adlı program açık; sabaha kadar çağrı yapıyorum. Dün sabah dört buçukta pes etmek üzereydim, baktım kızımın ABD'nin başka eyaletindeki arkadaşı çevrim içi, hemen ona çağrı yaptım, yanıtımı da aldım. Kızım Şikago'da, aramızda sekiz saat fark var. Son görüşmemiz üç gün önceydi. Çocuğun işi gücü var, zaman farkı var, dur be kadın, diyebilirsiniz, ben de öyle diyorum kendime, ama yüreğime söz geçiremiyorum. Anlayın işte! Grip tehlikesi olmasa biraz daha sabırlı olabilirdim belki... Neyse arkadaşından haberi aldım. İş çıkışı tatlı cadım arkadaşlarıyla alış-verişe gitmiş...

Rahatladım ve mışıl mışıl uyudum. Rüyamda Mardin katliamında anasız babasız kalan çocuklar karşıma dikildi. Gözlerimi sıkı sıkı yumdum, olmadı; kulaklarımı ellerimle tıkadım duymayayım diye, işe yaramadı. Kan ter içinde uyandım. Tekrar dalmışım. Baktım bu kez de Türkan Saylan ve burs verdiği Kardelenler, gözlerini dikmiş bana bakıyor.Uzaklardan başka başka çocuklar da gizlenerek, korkarak biz n'olacağız, biz de çocuğuz, çocukluklarımızı yaşamak istiyoruz, bizi de bizi de çağdışı eğitmek isteyenlerin elinden kurtarın diye sessiz çığlıklar atıyor. Artık uyuyamadım...

Siz de uyumayın, herkesi uyandırın lütfen... Ve bir elinizi de başka çocuklara uzatın karşılık beklemeden...

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...