sigarayı bırakmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sigarayı bırakmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Temmuz 2009 Pazartesi

ŞİKAYETİM VAR

KİM KİME DUM DUMA- BEHİÇ AK- CUMHURİYET GAZETESİNDEN (19.7.2009) ALINMIŞTIR. TEŞEKKÜRLERİMİZLE...


19 Temmuz Pazar... Ilıksu Plajına gittik. Sigara yasağı bugün başlamıştı. Baktım herkes şemsiyelerin altında fosur fosur sigara içiyordu. Ben içmedim. Gittim, deniz kıyısında içtim. Tepemde gökyüzünden başka çatı olmadığı için suç işlememiş oldum. Onlar hem şemsiyeli yerleri kapmışlar, hem de sigara içiyorlar. Ben de "Kirpilik" yapmaz mıyım? Hemen çıkarın paraları, dedim, aldırmadılar!

Buradan şikayet ediyorum onları! Gidin evinizde için! Sağlık Bakanımız izin verdi. Evde için, dedi. Yani raporluyuz. Raporumuz çok sağlam. Hem doktor, hem bakandan raporluyuz. Artık evde bize kimse cık cık cıkk yapamaz değil mi?

Denizden sonra Düş Molasına balık yemeye gittik. Balık çorbası, balık, salata çok lezzetliydi. Ama yemek sonrası kıvranmaya başladım. Baktım japon dostlarımızdan beş kişi karşı lokantanın kapısının önünde çayla sigara içiyorlar. Benim için de bir süreliğine tentenin dışına bir koltuk atıldı. Çayım, sigaram ve ben Japon dostlarımızla karşılıklı konuşmadan anlaştık...


"Kirpi" filmini görenler anlamıştır; görmeyenlere öneririm. Mazhar Alanson, Güven Kıraç baş rollerde oynuyor. "İntikam, soğuk yenen bir yemektir." deniyor tanıtımında...

Bir de Zeki-Metin ikilisinin "Yasaklar" oyununu, bulabilirseniz, bir kez daha izleyin...

Bence hepsinden önemlisi sigaraya hiç başlamayın; başlamışsanız sigarayı bırakın...

Dumansız, sağlıklı yaşayın. Denizleri, ormanları, doğayı koruyun. Tüm kirli insanlara da dokunun biraz...

15 Temmuz 2009 Çarşamba

YASA MASA TANIMAM


Sen kendini ne sanıyorsun ki böyle konuşuyorsun! Yasa masa tanımam da ne demek? Yasalara herkes uyacak! Uymayanlar cezalandırılacak...

SKY TV.' yi izliyorum. Sunucu yaşlı bir amcaya mikrofonu uzatıp sigara yasağı konusundaki görüşünü soruyor. Amca hiç duraksamadan yanıtlıyor:

-Yasa masa tanımam! Ben içerim!..

diyiveriyor.

Olur mu be amcam, yasa varsa uyulacak. Ben de içiyorum, ama çaresiz yasaya, yasalarımıza saygılıyım, içmeyeceğim yasak olan yerlerde...Belki böylece sigara belasından da kurtuluruz ne dersin?

Eskiden böyle değildi. Kimse bu kadar kolay " Yasa masa tanımam!" demezdi.

Şimdi ne oldu da böyle oldu? Yoksa amcam kendine Anayasayı bile delmeye çalışan kodamanları mı örnek alıyor?



26 Kasım 2008 Çarşamba

TAKINTILARIM


Gayyor beni sobelemiş. Sevindim, ama ne yazacağımı da bilemiyorum. Konu
" takıntılar".

Takıntılarım?! Düşünüyorum...

Son zamanlarda bilgisayar takıntım var desem olur mu? Olmaz .
Çarşıda gezerken canımın hiçbir şey istemediğini, sadece çerez dükkanlarının önünde alsam mı almasam mı ikilemi yaşadığımı söylesem, ve çoğunlukla da eve çerez paketiyle döndüğüm takıntı olabilir mi? Yoo sanmıyorum.

Ya sevdiklerim yolculuğa çıktığında haber alıncaya kadar uyuyamadığım! Dur bununla ilgili bir de komik anım var, onu anlatayım bari.

Eşimle nişanliydık. O, Mardin'de askerdi, ben Elazığ'da öğretmen... Elazığ'a beni görmeye gelecekti. Gecikti, ya da bana öyle geldi. Dayanamadım, meraktan ölmek üzereyim. Açtım otobüs firmasının telefonunu evdekilerden gizlice:
" Firmanızın şu şu şehirler arasında sefer yapan otobüslerinde kaza oldu mu?" diyiverdim. Görevli: " Neeee! Kaza mı olmuşşşş?!" diye öyle bir bağırdı ki hala kulaklarımda sesi... Ama şimdi cep telefonları sayesinde daha rahatım eskiye oranla. Bu da galiba takıntı değil.

Batıl inançlarım hiç olmadı, makas- bıçak alıp vermeyle de sorun yaşamadım. Çizgilerle de... Tırnak yemedim, dudağımı kemirmedim.

Sigara takıntı olabilir mi? Yoksa çok kötü bir alışkanlık mı? Ahh bir kurtulabilsem!..

Çocuklar küçükken onlarla ilgili endişelerim vardı, ama bu da geçti mi ne?

Ya ben ne biçim insanım, bir takıntım bile yok?



Şimdi kimleri sobelesem? En hoş yanı galiba bu. Ben de topu Sevgili Galeni'ye, Parpali'ye ve Denizanası'na gönderiyorum. Hadi bakalım, kolay gelsin...

19 Ekim 2008 Pazar

SİGARANIN DUMANI


Size de komik gelmiyor mu? Televizyonda film izliyorsunuz...

Öfke var mı ? Var.
Argo var mı ? Oooo hem de nasıl var.
Cinayet yok! Olmaz mı ? Hem de en kanlısı!
Yalan, dolan, aldatma ? Hepsi var... Hatta bunlar haberlerde bile var.

Peki bunlar gösterilirken çocukları korumak amacıyla sansürleniyor mu ? Hayır. O zaman bunlar zararsız!..

Zararlı olan tek şey sigara ! Her türlü pislik serbest, sigara güya saklanıyor!

Sigara çıkarmak serbeset, yakmak serbest, dumanını savrulurken göstermek serbest... Sadece ağza götürülünce gölgelenecek!

Neden? Özendirmeyelim!

Ya bu mantığa çocuklar bile güler. Yarardan çok zararlı bence. Öyle yapmasalar filme yoğunlaşmış izleyici belki de farketmeyecek ... Ama içenin de içmeyenin de aklına getiriyorsunuz böyle yaparak. Hangi sivri zeka buldu ki bunu?

Sadece Türk filmlerinde yapmıyorlar bunu. Diyelim ki bir kovboy filmi izliyorsunuz çok eskilerden. Elinde çift tabanca, tüm kasabalıyı yere seriyor; ağzında da sigara! Her şeyi tüm ayrıntılarıyla görebilirsiniz, sigarayı asla!

Sigara görünmüyor ama, dumanı halka halka tüm kızılderilileri toplamaya yetiyor!..

Tuhaf mıydık, yoksa son zamanlarda mı böyle olduk? Bilen var mı?

17 Ekim 2008 Cuma

MİM Mİ SOBE Mİ ? (II)



Handanın Kaleminden'e sobelenmişim... Önce çok sevindim. İkinci kez sobeleniyorum, bazıları buna mimlenmek diyor.

Ben mimlenmek istemiyorum. Bu, nedense aklıma polisleri getiriyor ve son yıllarda ben polislerden çok korkuyorum...

Aklıma Hırant Dink'in öldürülmesi öncesi ve sonrasında okuduklarım geliyor, Malatya'da, Trabzon'da yaşanan cinayetler geliyor; şu sıralar çok üzülerek izlemeye çalıştığım işkence altında ölen genç geliyor, Ergenekon davası soruşturulması ile ilgili bilgi sızdırılması geliyor korkuyorum. Anlayacağınız biraz güven bunalımı yaşıyorum polislerle ilgili ve mimlenmek istemiyorum.

Eşim de bu mimlenmek ne ki, diye sordu. Ben de anlatmaya başladım hevesle, baktım ilk kez boşver yazma dedi. Mimlenmek onu da rahatsız etti anlaşılan...

Oysa Sevgili Handan'ın sobesi çok da önemliydi...

Konu: TASARRUF

Ekonomik kriz var ya (Gerçi devletlilerimiz yok mok diyorlar, başka da bir şey yapmıyorlar.) ; nelerden tasarruf yapabiliriz ?

İki gündür bunu düşünüyorum. Tasarruf yapabileceğimiz ne var?

Her başı sıkışanın yaptığı gibi ben de önce sigaraya saldırıyorum,
ardından da içkiye... Benim sigaram, eşimin içkisi var! Bıraktık diyelim (Bırakırım demiyorum, diyemiyorum henüz! Keşke diyebilsem...). Evet bıraktık diyelim, ülkemiz bununla kurtulacak mı? Olsa olsa bizim bütçemiz rahatlar ki bu da iyi bir şey.

Sonra yeniden düşünüyorum.

Elektriği gereksiz yakmıyoruz, suyu boşa akıtmıyoruz.

Eşim nicedir işe giderken arabayı kullanmıyor. Benzini de dikkatli kullanmaya çalışıyoruz anlayacağınız.

Ekmek atmıyoruz, sebzeleri çürütmüyoruz. Yağ, bal, reçel sucuk, salam, sosis tüketmiyoruz. Peynir zeytin yiyoruz her sabah, arada bir de yumurta... Zeytinden ve yumurtadan geçtim diyelim, ama peynirsiz duramam ben Handan ! Dokunma peynirim kalsın, bak bir daha oynamam ha!

Şaka bir yana biz zaten yıllardır savurgan olmadık. Tasarruf yaptık, yapılmasını önerdik. Tıpkı ülkemizde yaşayan büyük çoğunluk gibi. Bu yaşa geldim, hep tasarruf yaptık, hep de kriz yaşadık. Çocuklar ergenlik çağında marka merakına kapıldıysa da uzun sürmedi, şimdi olgun birer insan gibi yaşıyorlar bizden uzakta...

Bizden fazla bir katkı olmayacak anlayacağın bu krize...

Belki küçük çocukları çok olanlar diye aklıma geliyor, gelmesiyle de gidiyor... Çocuğun sütünden mi vazgeçecek, okul giderlerinden mi? Bunlardan kendilerine bile hayır yok. Belki bundan sonra çocuk yapmazlar!

Aslında yetkililerimizin söylediklerinde haklılık payı da yok değil! Bize bir şey olmaz, kriz bizi etkilemez ! Doğru vallahi, bizi nasıl etkilesin ki? Biz hep krizdeyiz zaten...

İşsizlik yok mu ? Var, biraz daha çoğalır. Eşitleniriz.
Yıllardır tasarruf yapmıyor muyuz? Yine yaparız.
Borsada paramız var mı ? Yok.
Birikmiş paramız ? O da yok...

Eeee demek ki çoğunluğun yapacağı bir şey de yok !

Ama o azınlık yok mu ?! Asıl bizi kurtaracak onlar!
Getirsinler yurt dışına kaçırdıkları paralarımızı... Maliye Bakanımız da biliyor nasıl kazandıklarını, neden kaçırdıklarını...

"Getirin getirin, nasıl elde ettiğinizi sormayacağım, yaptıklarınız yanınıza kar kalsın, ak pak olmuş gibi getirin paraları, vergi mergi de istemiyorum, vergiyi parası az olan dürüst insanlardan çatır çatır alıyorum zaten, sizden almama gerek yok ! Getirin şu pis paraları da temizleyelim!"

Bir önlem daha: Hep duyuyoruz, uyuşturucu ticaretinin çoğu ülkemiz üzerinden dünyaya ulaşıyor. Biliniyor, ama yasal değil. O zaman yasallaştıralım! Şadece uyuşturucu baronları kazanmasın, ülkemiz de kazansın.

Son yıllarda çooook zengin olanlara nereden buldun, desek mi?

Bunu da başardık mı inan krizden öncekinden de rahat bir yaşantısı olur çoğunluğun.

Bakıyorum kıkırdadınız... Peşin parayı görünce rahatladınız. Tasarruf masarrufa da gerek kalmadı gördünüz mü? Yazarken ne kadar kolay çözümleniyor her şey...

Ben de Kelime ve Parpali'ye sobe diyorum. Tasarruf konusunu bir de onlardan dinlesek mi?

16 Mayıs 2008 Cuma

SİGARA YASAĞI UYGULANSIN

" Bela budur ki alıştı belalarına gönül " NEF'İ

Alışkanlık "Anahtarı kaybolmuş kelepçedir . " diye bir söz var, bilirsiniz. Gerçekten de bir alışmayagörün...

Alışmak da o alışkanlıktan vazgeçmek de çok zor. Özellikle kötü alışkanlıklardan... Örnek mi istiyorsunuz ? Sigaradan başlayalım mı ?
Birkaç gün sonra yasaklar başlayacakmış...

Aslında sigara konusunu hep yazmak istemişimdir, ama utandığımdan bir türlü elim varmadı yazmaya. Ne diyecektim ki... Sigara sağlığa zararlıdır, içmeyin ! Peki demezler mi insana ya sen ? İşi pişkinliğe vurmakla kurtulabilir miydim ? Hiç sanmıyorum. Ama yapabilseydim, söz hazır:
" Hocanın söylediğini yap ; yaptığını yapma ! Ama dedim ya yapamayacağım...

İlk kez bir yasağı destekliyorum. Çoğumuz içiyoruz. Son yıllarda özellikle biz kadınlar daha çok içer olduk. Zaten biz başladıktan sonra erkekler daha çabuk bırakır oldu, nedense. Erkek ya da kadın, hangi nedenle olursa olsun, bırakanlara, bırakabilenlere büyük saygı duyuyorum.

Yasaklar... Farkında mısınız ? Ne çok yasak koyuyoruz. Kimse de umursamıyor. Çünkü biliyoruz ki yasaklar "Ciziroğlu Mustafa Bey " gibi bir hışmınan gelip geçiyor... Daha önceki uygulamalar ortada.

Mecliste yasa çıktı. Milletvekilleri oy çokluğuyla onayladılar. Her yere kocaman levhalar asıldı. "Burada sigara içmek yasaktır. İçenlerden altı yüz bilmem kaç lira para cezası kesilecektir." Kim kesecek, nasıl kesecek belli değil. Zaten bu kadar yıl oldu , ceza kesilen hiç kimseyi ben duymadım. Siz duydunuz mu ? Kocaman tabelaların gölgesinde sigaralar tüttürülmeye devam etti. Umarım bu kez öyle olmaz. Umuyorum ama yine de içim rahat değil. Galiba parayı belediyeler alacakmış. Zor iş...

Benim bir önerim var, sigara satışını engellesek diyorum. Nasıl olsa tekeli de sattık. Oradan ülkemize bir fayda gelmeyecek. Sigara satılmazsa biz tiryakiler de bulamayız, bulamayınca da içemeyiz. Sorun da böylece çözülmüş olur. Belediyeler de kaçak inşaatlarla rahat rahat uğraşırlar, tiryakilerle uğraşacaklarına...

Görüyorsunuz ya hala sigarayı bırakacağım diyemiyorum, çok istediğim halde... Gerçekten bir bela bu... Her türlü sağlık sorununun baş aktörü sigara... Ama ne yazık ki Nef'inin dediği gibi alıştı belalarına gönül. Ama bu beladan hep birlikte kurtulmak zorundayız. Özellikle gençlerden okuyacaklar olursa bu yazıyı, onlara da bir sözüm olacak. Şu düştüğümüz duruma bir bakın . Bu hale düşmektense hiç başlamamak daha iyi değil mi? Bırakmak için çırpınıp duruyoruz.

Yasak uygulansın bir şekilde. Hepimiz destekleyelim , kural neyse ona uyalım.

Yalnız sigara konusundaki kurallar değil, her alandaki yasalara herkes uysun istiyorum. Sigarayı kovalayanların kendi kuralsızlıklarını, yolsuzluklarını, ihalelerini...

En iyisi yazıyı Yahya Efendi'nin sözüyle noktalayayım:

" Neler çeker bu gönül, söylesem şikayet olur. "

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...