ifade etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ifade etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Haziran 2010 Pazar

YÜREĞİM PIR PIR


Tatil yaklaşıyor. Hazırlıklar başladı başlamasına ama, bir türlü yürümüyor. Sıcak gücümü sınırlıyor. Sadece sıcak mı suçlu, işte o tartışılır.

Ne zaman evle ilgili işe başlasam, eşim de söylenmeye başlar! Alıştım mı? Hayır, alışmadım. O, her seferinde: "At şunları artık!" dedikçe, bende daha bir sıkı sarılış başlıyor. Eskici miyim neyim ben?

İşte yine öyle bir anımızdayız. O, "at!" diyor; ben " Dur, bir bakayım da..." diyorum, iş bitmiyor. Ben anılar arasında boğuşup duruyorum. Yetmezmiş gibi bir de fotoğrafları döktüm ortaya. Albümlerde yer bulamamış, çekmecelerin gözüne sıkışıp kalmış olanları... Aslında artık fotoğrafları elimize alıp baktığımız günler de bitiyor ya, ben böylesini daha çok mu seviyorum ne? Bilgisayardakilere ulaşmak zahmetsiz de olsa, bence böylesi daha güzel. Eskiciyim, geri kafalıyım, tutucuyum... Ne dersen de işte!

Durup dururken fotoğrafları neden ortalara serdim diyemem. Durup dururken değil. Hiç değil! Siz benim yerimde olsaydınız yapmaz mıydınız?

Ben Samsun'a gideceğim. Duymadınız mı? Bir kez daha söylüyorum, ben Samsun'a gideceğim. Hem de tam otuz altı yıl sonra ilk kez! Bunun benim için ne kadar heyecan verici olduğunu bilmem söylemeye gerek var mı? Samsun, Ata'mızın Kurtuluş meşalesini yaktığı kent olması nedeniyle önemli. Özel olarak da beni öğretmen yapan bir kent Samsun...

Ahh, şuradan bir kurtulsak, öğrencilik bitse, öğretmen olsak artık diye diye ayrıldığım Samsun'a emekli öğretmen olarak gitmek, o günkü sınıf arkadaşlarımla buluşmak az şey mi? Gerçi bunu son yıllarda yapıyoruz, bu ilk değil. İstanbul, İzmir, Bartın, Bursa... Çok güzel zamanlar geçirdik, birlikte eski günlerimize döndük, eğlendik, duygulandık, mutlu olduk... Ama Samsun başka! Hem arkadaşlarımla buluşuyorum, hem birlikte öğrenciliğimizi geçirdiğimiz şehre gidiyoruz, hem de sıkı durun, hocalarımız da bizimle olacak. Yüreğim pır pır ediyor. Heyecanlanıyorum. Yeniden öğrenci oluyorum, sözlüye kalkmış gibi titriyorum.

İşte şimdi fotoğrafları neden döktüğümü anladınız mı? Eskiye gittim, eski resimlerin arasında kayboldum. Samsun gezimiz üç günlük, olsun, üç gün de yeter bize. Bak şimdiden yolculuğa çıktım bile... Oysa daha beş gün var yola çıkmaya. Yolculuk zor geliyor şimdi. Eskiden nasıl da koşa koşa koşa giderdik. Yaşlandık mı ne? Yok canım, yorulduk biraz...

"Eskinin nineleri, dedeleri birey olmuş, geziyor şimdi!" dedi kızım geçen gün telefonda. Kıkır kıkır gülmese, sitem var, diyeceğim, ama yoktu, sadece durum tespiti yapıyordu. Nine olduysak yaşlanmış mı sayılacağız yani? O başka, bu başka değil mi yani?

Üç gün, sadece üç gün; üç yüz altmış beş gün içinden üç gün sadece bana ait olmuş çok mu? Bu sitem değil, hiç değil. Sadece durum tespiti. Kimsenin bir şey dediği de yok zaten. Destek de var, teşvik de...

Gezi fotoğraflarını dönünce koyacağım. Aşağıdakiler geçmişe yolculuktan...






















Herkese İyi Tatiller...

22 Ekim 2007 Pazartesi

AYRILIK OLMASAYDI


"
Ölüm Allahın emri
Ayrılık olmasaydı
"
Son sayfalardayım. Ne yazayım diye düşünürken Ü....... son sayfalarıma yazmak istediğini söyledi.Kendi günlüğünü de bana uzattı yazmam için. Elveda günlüğüm.....Seni Ü........ ile baş başa bırakıyorum.Korkma emin ellerdesin.Her şey için TEŞEKKÜRLER SEVGİLİ GÜNLÜĞÜM..



"
28 HAZİRAN 1973
Canım N......'im,
Saat:23.15. Yurttayım.Okuldan henüz gelmiştik.Bazı ufak tefek işleri gördükten sonra yatağıma girdim.İş olsun diye Batı Edebiyatı defterini de önüme koydum, sözüm ona ders çalışacaktım.Başlamadan önce biraz Ayşeyle bakışalım dedim.(Ayşe'nin ne anlama geldiğini biliyorsun,ikimiz de Ayşelerimizi çok seviyoruz, değil mi? ) Tam o sırada da senden defterini istedim. Yooo... defterin bakışmamıza engel olmuyor. İkinizi de bir arada idare ediyorum. Ailem,Ayşe, Necla kadrosunda sen de yer almış durumda olduğuna göre......Evet N......'im, bu sözümde en ufak bir mübalağa yoktur.Tüm samimiyetimle söylediğime inanmanı isterim.Bunlar, çok sevdiğim, benim için değerleri her şeyin üstünde olan varlıklar.
Fakat öyle zannediyorum ki bu düşünceme ne seni ne de Ayşe'yi tam olarak inandırabildim.Bazı davranış ve sözlerinizle zaman zaman bende , inanmadığınız şüphesini uyandırdınız.
Bu şüphelerinizde Ayşe'ye biraz daha fazla hak veriyorum.Ama sana fazla değil.. Yanlış anlama N......, ben suçsuzum demiyorum. Muhakkak hatanın bir kısmı belki de çoğu bende ki, bunu bir cümle ile ifade edebilirim: Ben sevgisini gösteremeyen bir arkadaşınım.İçimden geçenleri olduğu gibi dışa yansıtamam.Çoğu içimde kalır.İşte bu nedenle sen ve Ayşe zaman zaman bana inanmadınız.Ama sen Ayşe hakkında hislerimi biliyorsun.Aynı şeyi kendi açından da düşünürsen bana hak verirsin.
Böyle bir konuyla giriş yapmak istemezdim.Hep Ayşe'nin yüzünden , onun resmi sebep oldu.
Evet N........'im, nihayet beklediğimiz gün geldi sayılır. İki senelik beraberliğimiz iki gün sonra bitecek. Beraberliğimiz diyorum.Yani şu her an beraber oluşumuz.Yoksa arkadaşlığımız aynı şekilde, belki de eskisinden daha kuvvetli bir şekilde devam edecek. Bu muhakkak.
Artık eskisi gibi, bir an önce gitsek, diyemiyorum.Gitme lafı olunca içimde bir eziklik hissediyorum.Ayrılmak zor olacak, hem de çok zor olacak benim için.Sen açıkgözlük edip benden önce gidiyorsun.
Şu anda çok üzüldüm.Sen ağlıyordun.Bunun sebebini tahmin etmek zor değil. Çünkü aynı duygular içinde olan ben de aynı şeylerin tesiriyle ağlamamak için kendimle mücadele ediyorum yazmaya başladığımdan bu yana.Neyse bunu geçelim,kaldığımız yerden devam edelim.

İki sene sürdü arkadaşlığımız. Arkadaşlık kelimesi biraz basit geliyor bana, kardeşliğimiz, hatta ondan da ayrı bir şeydi bizim aramızdaki bağ.Birbirimizle çok iyi anlaştık, çok iyi anladık birbirimizi. Bunun yanında birbirimize kırıldık da tabii, ufak tefek kırgınlıklarımız oldu. Bunlar da tuzu biberiydi.Yalnız şunu söyleyeyim, her kırgınlığımızın sonunda seni daha çok sevdiğimi anladım.Aslında belli bir şeyden veya bir münakaşa nedeniyle kırılmadık pek birbirimize.Bunların tek nedeni ikimizin de çok alıngan oluşumuzdu.En ufak bir şeyden alınmamız. Ben alıngan olduğumu ve bunun neden olduğunu kabul ediyorum.Sanırım sen de edersin.

Amma uzadı bu kırgınlık bahsi de diymi? Böyle ufak tefek şeylerin sarsamayacağı kadar büyük bağlılığımız.( Kendim için düşündüklerimi senin için de aynen düşündüğümden böyle kesin konuşuyorum.) O halde ne lüzumu var bunlar üzerinde durmaya. Daha iç açıcı şeylerden bahsedelim. Yalnız bu konuyla ilgili olarak şunu da söylemek isterim.İlerde ben seni düşününce eminim bu kırgınlıkları düşünmeyeceğim.Hep , beraber geçirdiğimiz güzel günleri hatırlayacağım.

İç açıcı şeylerden bahsedelim dedim ama yanımda Ayşe var ya, bırakmıyor ki, arada ona da bakıyorum ya.Her bakışımda neden yazmıyor,sorusu şekilleniyor zihnimde.Aslında bu soru her yerde benimle beraber şu son bir ay içinde. Ama resmi karşımda olunca da bir başka oluyor.Sakın sen de onun gibi yapma olur mu?

Şu anda gözümün önünden seninle yurtta ilk karşılaşmamızdan itibaren beraberlığimiz sırayla geçti. Bazıları daha fazla durdu önümde. Bunlardan birini sana da nakledeyim mi?
Bu sene başındaydı.R..........'den henüz gelmiş, arabadan inmiştim.Gayet üzgün ve süzgün çıkıyordum yokuşu.Zira N........'im yoktu yurtta.Çok fena olmuştum o an .İşte sen tam o sırada koşa koşa bana geliyordun. Çok şaşırmıştım.Herhalde düşüne düşüne düşündüğümün hayalini görmeye başladım zannetmiştim. Bir türlü inanamıyordum. İyice inandıktan sonra duyduğum sevinci, mutluluğu burada ifade edemem. Unutamayacağım sayılı mutlu anlarımdan birisiydi o .Sen buradan naklini aldırmaktan vazgeçmiştin. İşte karşımdaydın.Temennim seninle yine öyle bir süprizle karşılaşmak. Mesela benim tayin olduğum yere senin de gelmen diymi?

Biliyor musun N.........'im , benim problemlerimden birisi de senin seneye burada yalnız kalman.Ben senin D...........'a naklini aldığını öğrendiğim zamandan , bunun acısını çok iyi bilirim.Buna bir türlü bir çare bulamadım kendim.Hatta Ayşe'nin bana yaptığını yapmayı da bir an düşündüm ama onun acısını bildiğim; bu acının ayrılık acısından daha büyük olduğunu bildiğim için tatbik etmeyi düşünmedim. Başkalarının fikirlerini de aldım bu konuda.Fakat bu fikirler beni sadece güldürdü.Örneğin Ş.......... : " F....... , E.....var, yalnız değil yurtta. " dedi. Fakat yine Ayşe' nin fikirlerinde fayda var dedim.Onun bana geçen sene yaptığını ( bu sene diyemiyorum ) yaparak yani sık sık mektup yazarak buna ilaveten de imkan buldukça ziyaretine gelmek suretiyle nisbeten yalnızlığını, daha doğrusu benim yokluğumu gidermeye çalışacağım.Tabii aynı durum benim için de mevcut.Umarım sen de benim bulduğum yolları bulmuşundur.Eğer bunları hatırlamadıysan hatırlatmış olayım.

Saat 24.20 olmuş.Hiç uykum yok. Herhalde yazsam bir kitap yazabilirim.Odada herkes uyuyor.Sen de benim defterime yazmakla iştiğal ediyorsun.

Sana bir konuda bazı hatırlatmalar yapmak istiyorum. Tabii bu da senin tanıdığın Ayşe hakkında.Özellikle şunu söyleyeyim. Arada bir hani yazmayacağım diye kararlar veriyorsun ya, ilerde şartlar aynı olursa, olağanüstü bir durum olmazsa sakın N...........'im, bu kararını yine vermeye kalkma.Onun seni, senin onu sevdiğinden çok sevdiğini tahmin edebiliyorum.Onunla karşılaşınca bu açıdan bakarak onu biraz daha yakından tanımaya çalış ve biraz daha gururundan fedakarlık yapmaya çalış olur mu? Aşkın olduğu yerde gurur olmaz N........'im.Basmakalıp bir söz gibi gelir bu söz sana belki ama çok doğru inan....

Son sayfa da bitiyor.Dediğim gibi yazsam çok daha yazarım ama kessem iyi olacak.Mektuplarımda yazacak şey kalmayacak.
Satırlarımın başında söylediğimi sonunda da tekrarlayacağım.Sen benim için çok değerli olan ailem Ayşe , Necla' nın yanındasın.Dördünüz benim için her şeyden önce gelir ve bu her zaman da böyle olacak.
Tatlı N.......'im gönlünce, arzuladığın mutluluğa ulaşmanı tüm kalbimle dilerken yanaklarından öperim..........
Ü...........Z....

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...