Nazar, her şeye değermiş de sadece akla değmezmiş; çünkü herkes kendi aklını beğenirmiş sözünü bir yerde okudum...
Buna göre, herkesin akil adamı kendine akilmiş demek ters olmaz değil mi?
Başbakan televizyonda gazetecilerin sorularını(!) yanıtlarken dedi ki:
"PKK terör örgütü, barış süreci yasalara uygun olsun, yasal düzenleme yapın, öyle çıkalım yurtdışına diyor; öyle şey olmaz! Yasa masa yok! Geldikleri yerden çıksınlar! Silahlarını ister mağaralarına, isterse başka yere gömsünler!"
Yanlış okumadınız yasalardan söz edenler teröristler...
Ve başbakanımızın dediğine göre, silahlarını gömen teröristler sütten çıkmış gibi AK-P ak olacaklar; savcılar dahil asker-polis tüm güvenlik güçleri tarafından el sallanarak uğurlanacaklarmış...
Yine aynı konuşmada başbakan açıkladı: "Ülkemizde 40 bin Ermeni kaçak yaşıyor. Biz biliyoruz; ama göz yumuyoruz! Rumlardan da kaçak girenler oluyor!"
Kürt, Ermeni, Rum yurttaşlarımızla benim hiç sorunum yok, insan olmaları yeter; dini inançları da tüm kişilerin kendini bağlar, kimseyi ilgilendirmez.
Ancak "Yeni Anayasa" çığırtkanlıkları yapanların yasa tanımazlığını hangi Anayasa maddesine koyacakları da merak konusu...
Haa, bazı konulardaki ben bilmem yargı bilir(!), anlayışları da göz yaşartacak düzeydedir.
Örnek çok da son örneği yazayım. Yasalarla kendisine verilen "Cumhuriyeti koruma ve kollama" görevini yaptığı için tutuklu olarak yargılanan komutanlarımızdan biri, kanser hastasıymış, böbreklerinde sorun varmış; aynı durumda başkaları da var biliyorsunuz. Neyse bu komutan hastalığı nedeniyle on gün hastanede kalmış. Yeni evlendiği eşi de ona refaket etmiş vee dünyanın en büyük suçunu hastanede gerçekleştirmişler. Hiçbir suç gizli kalmaz; hele böylesi asla! Komutanın eşinin hamile olduğu da ortaya çıkıvermiş. Eeee, akil adamların medyası durur mu, bas bas bağırmaya başlamışlar, düğmeye basılmış gibi aynı anda...
Ve komutan, yasalara uymamanın cezasını hücreye atılarak çekmeye başlamış...
Yasalara uyan Türk Ordusu'nu, Türk aydınını, Türk ulusunu (şimdilik) susturmak kolay da terör örgütünü hizaya sokmak biraz zor gibi görünüyor. Silahların gölgesinde barış yalanını sizin akil adamlarınız bile bu millete yutturamayacaktır, haberiniz ola... Ve siz onlarla birlikte tarihin çöplüğüne gömüleceksiniz.
ABD vizesi almak için istenen tüm evrakları hazırladık, fotoğraflarımızı istedikleri şekilde çektirdik; ödememiz gereken parayı yatırdık. Veee bize bir ay sonrası için görüşme randevusu verdiler. Bugün İstanbul'a gideceğiz, valizler hazır eşimi beklerken yazıyorum. Yarın büyük randevu var. Gidip görüşeceğiz; uygun bulunursak ABD vizesi alacağız. Kızımız mezun oluyor, onur listesine girmiş; şartları zorlayıp mezuniyet törenine gitmeyi düşünüyoruz.
Bir sorun çıkacağını sanmıyorum. Çünkü daha önce de ABD'ye gitmiştik, vizemizin süresi dolduğu için yenisini almamız gerekiyor.
Bir vize için bizim uğraşmalarımıza bakıyorum, bir de başbakanın sözlerine... Sıkıysa ABD'de ya da bir başka ülkeye kaçak girmeye çalışın.
İsrail'e gönderilen gemideki yurttaşlarımızın öldürülüşünü canlı canlı izlemedik mi? Öldürülenlerin hesabını bile soramadık. Biri biriyle konuşurken, bak sana kimi veriyorum diyen kişinin (aralarında nasıl bir ilişki var ki sesini özlemişim dediği Obama) verdiği telefonda yapılan zoraki özürü kabul ettik; her şey toz pembeye dönüştü. Akil adamların medyası hep birlikte gülümsediler. Şimdi bize de "Hadi Gülümse!" diyeceklermiş bu akil adamlar. "Hadi ordan sen de!.."
Ülkenizi yol geçen hanına çevirdikten sonra, her sıkıştıkça yasaları ayakbağı olarak gördükçe sizin akil adamlarınız bile deli olup çıkarlar haberiniz olsun.
Ben bunları yazarken Başbakanımız, bütün bunların sorumlusu Kılıçdaroğlu ve Bahçeli'dir diyor ve balkonlara doldurulmuş yandaşlar, ya ya ya şa şa şa diye tempo tutuyorlardı.
Hadi akil adamlar, gösterin akilliğinizi! Bütün bu saçmalıklara hep birlikte ya ya ya şa şa şa diyelim! Çıldırmak bedava...
Bana müsade, yolculuk zamanı geldi bile...
güç kimde etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güç kimde etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Nisan 2013 Salı
28 Ocak 2011 Cuma
ÖYKÜMÜN ADI NE OLSUN?

Bir öykü yazdım, ama adını koyamadım. Aklıma gelenlerin hiçbirini beğenmedim. Biraz daha düşüneceğim, önerilere açığım... "GÜÇ KİMDE?" desem olur mu ki? İşte adını koyamadığım öyküm:
Emre on yaşlarnda bir çocuk. Uzun süredir harçlıklarından artırdığı paraları içine attığı kumbarasını açıyorlar annesiyle... Oldukça sevinçli, bisiklet alınacak ona...
Paralar sayılıyor, eksikler tamamlanıyor, bisiklet alınıyor...
Pırıl pırıl bisikletiyle sokağa çıkıyor. Uzun zamandır hayalini kurduğu gibi arkadaşlarının yanına bu kez bisikletiyle gidiyor. Yok yok gitmiyor, adeta uçuyor... Çocuklar başına toplanıyor. Aralarında Emre'den üç yaş büyük Gürkan da var. Gürkan zorbalığıyla tüm çocuklar üzerinde baskı kurmuş. Hepsi korkuyor ondan.
Gürkan bir adım öne çıkıyor çocukların arasından:
_ Ver bakayım...
Emre, vermem, diyemedi. Vermek de istemiyordu. Gürkan bir eliyle Emre'yi zorla indirirken diğer eliyle bisikleti altından çekip aldı. Ve bisiklete bindiği gibi oradan uzaklaştı.
Emre'yle birlikte tüm çocuklar nefes nefese arkasından koştu,koştu, koştu yetişemediler. Biraz sonra geri döndü, ama hala bisikletin üstünde oturuyor Gürkan, çocuklar etrafında ona bakıyor...
Emre soğuk soğuk terlemeye başladı.Gitti yanlarına:
_ Ver, dedi.
Öteki omuz silkti.
_ Gürkan ver, bindin işte!
Gürkan oralı olmadı. Emre bisikletinin elden gideceği endişesine kapılarak korktu, yüksek sesle, ağlar gibi:
_Ver bisikletimi!
Gürkan yine omuz silkti, Emre bisikletine yapıştı, çekiştirmeye başladı... Öteki Emre'yi itti, bisikletten indi, bisikleti kaptığı gibi yere düşen Emre'nin biraz uzağına fırlatıverdi! Bütün çocuklar korku ve merak içinde; biraz da yaltaklanarak Gürkan'ın yanında donakaldılar...
Emre usul usul yerden kalktı, çocuklar sessizce onu izliyordu bu kez. Gürkan'ın öfkesi hala geçmemiş, kızgın bir sesle:
_ Al sana bisiklet!
Emre, bir anda kendinden belkenmeyen bir hızla Gürkan'ın üzerine atıldı. Gürkan boşta bulundu, yere düştü; Emre onun üstüne çıktı, vurmaya başladı. Kavgadan önce çocukların tümü Gürkan'ın yanında yerini almışken, Emre'nin saldırmasından sonra yarısı ondan yana oldu...
Kendinden güçlü biriyle mücadele etmek zordur, ama kendinden güçsüz biriyle mücadele etmek de her zaman kolay değildir. Gürkan bunu düşündü, kavganın uzayacağını anladı. Bir hamleyle Emre'yi üstünden attı, tüm gücüyle yumruklamaya başladı. Emre çırpınmaktan yorgun, yediği yumruklardan kendinden geçmiş gibi oldu, Gürkan bir anlık duraladı, soluklandı... İşte o anda Emre, Gürkan'ın elini yakaladı, var gücüyle ısırmaya başladı. Gürkan, bir eliyle Emre'nin başına basıyor, kolunu ısırmaya çalışıyor; canı yandığı için de:
_ Bıraksana ulan! diye bağırıyordu.
Bir aralık elini kurtaran Gürkan kavgayı bile unutarak elini tuttu, canı yanıyor, ısırılan yerden kan sızıyordu...
Emre, yerden bir taş alıp Gürkan'ın suratına fırlattı. Yeniden kavgaya tutuştular. Yeniden tekme, tokat,yumruk birbirine karıştı. Onlar alt alta üst üste boğuşuyorlar, çocuklar izliyor sadece...
Sokaktan geçen bir kadın bunları ayırdı, Gürkan'a bakarak:
_Utanmıyor musun? Boyuna bosuna baksana!.. O senin akranın mı?
Gürkan, kan akan elini kadına gösterek:
_Bak ama o yaptı. Ona söylesene!
Emre, bisikletinin yanına doğru yürüdü, bütün çocuklar da onunla birlikte geldiler. Kimi bisikletini kaldırdı; kimi Emre'nin üstündeki tozları silkelemeye başladı. Bisikletine bindi, çıngırağı kırılmıştı, eline verdiler; cebine koydu. Bir iki yerinde çizik vardı, ama bozulmamıştı bisikleti. Arkadaşlarına el sallayarak bisikletini eve doğru sürmeğe başladı. Sevinçten ağlayacak gibiydi. Arkadaşları Gürkan'ı dövmüş sayıyorlardı, ondan yana tavır almışlardı...
Annesi babası geldi aklına, bisikletini ilk günden bu hale getirdiği için kızarlar mıydı ki?
"Amaaan, kızarlarsa kızsınlar! Ben Gürkan'ı dövdüm..." diye geçirdi aklından. Islık çala çala daha çok abandı bisikletinin pedalına...
Not: Karne tatiline başlayan çocuklara iyi tatiller diliyorum. Bol bol kitap okumalarını, gönüllerince dinlenmelerini öneriyorum. Size de iyi hafta sonları...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
KİMSE YOK MU
"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...
-
ANKETİN SORUSU ŞU: Sizce Türkiye'nin en ÖNEMSİZ sorunu nedir? Seçeneklerden sadece birini tıklayacaksınız. Şimdiden teşekkürler...
-
Eşime sordum: "57" dedi, inanamadım! Şaka yapıyorsun, dedim. Hesapla bak, dedi. Hesapladım, hesapladım işin içinden çıkamadım......