
Orhan Pamuk romanlarının en çok nesini seviyorsunuz?
Böyle bir soruya siz nasıl yanıt verirsiniz bilemiyorum, ama ben sadece giriş cümlelerini, diye yanıtlardım sanırım.
Aslında üzülüyorum gerçekten. Nobel almış tek yazarımız ve ben onun kitaplarını sevemedim.
Bu sefer ümitliydim. Okuyanlar, kolay okunduğunu söylüyordu. Olmadı... Oysa aşk romanı diyordu kendisi röportajında... Ben bir aşka da rastlayamadım Masumiyet'e de...
Sen henüz üniversite sınavına hazırlanan yoksul akraba kızı Füsun'u Merhamet Apt. nın tozlu, pis, karışık depo evine götür, her gün ikiyle dört arasında orada buluş, birlikte ol! Bu arada başka biriyle de (Sibel'le)nişan hazırlıklarını sürdür,onunla da büronun koltuğunda birlikte ol, adına da aşk de!.. Olsa olsa bunun adı bencillik, saplantı, tutku ya da başka birşey olur... Ama aşk olmaz!
Aşk bu mu, sevgi bu mu sevgili yazar? Ne yazık ki değil, hiç değil... Ve bu ilişkilerin hangisi masum, masumiyet bunun neresinde? Ben bulamadım!
Neyse herkesin aşkı kendine diyip geçebilirdim, ama okuyucuyu aptal yerine koyması beni çıldırtıyor. İkide bir araya girip:
"Bunları yazarken, hikayeme ilgi gösteren meraklıları üzmemem gerektiğini hissediyorum: Kahramanları kederli diye , bir roman da kederli olmak zorunda değildir" (s. 115)
"Çünkü artık öpüşmekte ikimiz de ilerlemiştik. Kederimizle sizleri üzeceğime..." (s. 115)
" Orhan Bey in , Füsun ile dans ederken hissettiği şeyleri kendi ağzından okumak isteyenler, lütfen "Mutluluk" başlıklı son bölüme baksınlar." ( s.140)
"Siz okurlara itiraf ediyorum." ( s.173)
"Arabayı çalıştırırken yan gözle baktığım nişanlımın yüzündeki içten endişeyi ve kederi ise anlatmayayım da, okur beni kalpsiz sanmasın." ( s.173)
Sevgili Orhan Pamuk, biliyorum okumayacaksın, duymayacaksın ama lütfen okuyucunun işine karışma. Bırak herkes kendince okusun. Bu kitabı eline alanlar en azından okur yazar değil mi ? Roman kahramanı hakkında istediği değerlendirmeyi yapmakta da özgür olmasın mı ? Sen araya girdikçe roman roman olmaktan çıkıyor, en azından benim gözümde...
Cümleler eskisi kadar olmasa da yine uzun ve zaman zaman da bozuk ne yazık ki... Nobel'e yakışmıyor. Örnek mi ?
" Bilseydim, bu mutluluğu koruyabilir, her şey de bambaşka gelişebilir miydi?"
(Koruyabilir yerine, koruyabilir miydim olmalıydı. Çünkü burada özne birinci tekil kişi "ben" .Son cümlenin öznesi "her şey", dolayısıyla yüklemin kişisinin de farklı olması gerekiyor.) (s.11 romanın ikinci cümlesi bu!)
"Çünkü bu sekiz yılın büyük bir kısmını, birkaç ay içinde, en fazla altı ayda Füsun'u ikna edip onunla evleneceğimizi hayal ederek geçirdim." (s.404)
"Babanın yanında içki sigara içmemek, yayılarak oturup bacak bacak üstüne atmamak gibi geleneksel aile kurallarına uyma endişesiyle yapılan bütün bu "saygı" hareketleri, yıllar içinde yavaş yavaş kayboldular." (s.439)
(saygı hareketleri - kayboldular... "-lar" çoğul takısı gereksiz kullanılmış. İnsandan başka çoğul özneler varsa yüklem tekil olur. Kişileştirme sanatına başvurulmamışsa...)
Sevgili okurlarım, sözü daha fazla uzatıp sizi yormak istemiyorum. Ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim, keşke bu aşk romanını hiç yazmasaymış. Diğerlerinin hiç olmazsa bir büyüsü, rüyası, gizemi vardı. Bunda ne var anlayan varsa anlatsın lütfen...
Siz yine de okuyun. Bana bakmayın.Her kitap okunmayı hak ediyor. Ayrıca kolay zengin olmanın yollarını, zengin çocuklarının yaşantılarını da öğrenirsiniz bu sayede. Kimbilir belki siz de...