Elif Şafak-Baba ve Piç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Elif Şafak-Baba ve Piç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Nisan 2012 Çarşamba

PİÇ




Suçlu kim, suç kimde?

Aldatılmış, atılmış kadınlarda mı?
Aldatanda mı, aldatılanda mı?
Kadının namusu,
erkeğin elinin kiri diyen
toplum anlayışında mı?

Çocuğu severken "piç kurusu" diyen densizlerde mi?

Günahı işleyenden,
çok daha fazla azap çektirdiğimiz,
masum çocuklarda mı?

Namus nedir, namussuz kimdir?

Namus sadece belden aşağıyla mı ilgilidir?
Kadın mıdır "namus" denince akla gelen?
Kafadan namussuz olanlar yok mu?

Ekmeğimize, aşımıza zehir katanları,
yalandan, dolandan gözü dönenleri,
pinokyo gibi burnu uzayanları,
para için, güç için
en kutsallarımızı
kullananları,
yaşamı çekilmez kılanları
ne yapacağız?

Koca koca adamlar,
çocuklara tecavüz ederken,
hafifletici nedenler bulmaya çalışanlar da,
koca koca adamlar değil midir?

Kendilerine güvenemedikleri için
kadını kafese sokma telaşına düşmüş olanları
alkışlayacak mıyız?

Namusu namussuzdan mı öğreneceğiz?


PİÇ

Sıcak bir el değmeden henüz ilk gözyaşına
Kundağını serdiler bir musalla taşına.
Gözlerin bir caminin eşiğinde açıldı,
Atıldın doğduğun gün hayata tek başına!

Yanında anan olsa gene ömrün bahardı,
Sana dar günlerinde açık bir kucak vardı:
Bağrına oğlum diye bastı İsa'yı Meryem,
Bir babasız yavrudan bir peygamber çıkardı.

Tanır gibi yüzüne bakınca her geçici,
Yarın, öksüz kalbinin burkulacaktır içi.
İki kattır azabın günahı işleyenden:
Anana kahbe derler, sana kahpenin piçi...

F.N.Çamlıbel

9 Eylül 2008 Salı

ORHAN PAMUK ŞANSLI MI ?


Daha önceki yazılarımda da söz etmiştim, Orhan Pamuk'un romanlarını pek sevememiştim. Hem roman tekniği açısından hem de dil ve anlatım açısından...

İlk iki romanını kendim aldım. Diğerlerini almadım, ama okudum. Bir şekilde kitaplarla buluştuk. Kimini hediye olarak aldılar, kimini de ödünç verdi dostlar...

Şimdi de Masumiyet Müzesi elimde... İstanbul'dayken baktım kızım almış, okumuş bile... "Al anne ben okudum !" demez mi ? Bu ne çabukluk ! Hoşuma da gitmedi değil...

Okuyacağım, hatta bir bölümünü okudum bile... Lise yıllarımda bol bol okuduğum Kerime Nadir, Muazzez Tahsin Berkan romanlarını anımsattı bana.

Bu sıra evle boğuşuyorum , işleri toparladıktan sonra okuyacağım baştan başlayarak. Hiçbir kitap elime Orhan Pamuk'unkiler kadar çabuk ve kolay geçmedi. Şanslı şu Orhan Pamuk, çok şanslı...

Bu arada Elif Şafak'ın Siyah Süt'ünü de galiba İstanbul'da unuttum. Henüz bitirememiştim. Şanssızlık mı bu da...

Ahhh işler bir bitse !..

2 Eylül 2008 Salı

ORHAN PAMUK- ELİF ŞAFAK


Orhan Pamuk kitaplarının biri dışında hiçbirini sevemedim. Sevdiğim kitabı ise Orhan Pamuk, Orhan Pamuk olmadan önce yazdığı
"Cevdet Bey ve Oğulları" idi. Bu sıralar yeni kitabı çıktı ya televizyon televizyon gezmeye başladı yine. Kitapları değil ama pazarlaması olağanüstü...

Bu sıra çoğu kitap dostu "Masumiyet Müzesi" ni okuyor. Ben sonra okuyacağım. Nedense çok satanlar listesi bende isteksizlik yaratıyor. Reklamın iyisini de kötüsünü de sevmiyorum galiba... Hem neden çok satan giyecek,yiyecek,içecek denmiyor da çok satan kitap deniyor ?

Kitapla ilgili tartışmalar da okuma isteğimi körükleyeceğine köreltiyor.

Belki de kendime zaman tanıyorum. Orhan Pamuk olayı biraz daha farklı. Kara Kitap'tan sonra neredeyse okuma yeteneğimi kaybediyordum. Sanki ansiklopediden bölümler alınıp eklenmiş ve yerine oturmamış gibi. Hani Yeni Hayat'ın çok beğendiğim ilk cümlesi gibi. " Birgün bir kitap okudum, hayatım değişti." Ben de Kara Kitap'ı bir ayda kendimi zorlayarak okudum. Okumayı bırakmayı kendime yakıştıramadığım için bırakmadım, ama okuma hayatım değişti. Küstüm, tavşan dağa küsmüş hesabı... Diğer kitaplarını satın almadım, başkalarından alarak okudum belki düşüncem değişir diye, ama pek değişmedi.

Orhan Pamuk olayı farklı bir şey. Sevenler çok seviyor, sevmeyenler de hiç...

Tartışmalardan etkilenmediğimden eminim. Çünkü Kara Kitap ilk yayınlandığında sevinerek almıştım...

Bugünlerde yine tartışmalı bir yazarın yeni kitabına başladım. Elif Şafak'ın Siyah Süt kitabını okuyorum. İlgimi çekmeye başladı bile... Sanırım konusu da etkili oldu. Annelik, hamilelik, bebekler bu sıra benim için önemli. Bitirince ayrıntılı yazarım kitap hakkındaki eleştirilerimi...

Bir süre önce de Elif Şafak'ın Baba ve Piç romanını okudum. Kitabı beğendim. Hatta Orhan Pamuk mu Elif Şafak mı derseniz Elif Şafak derim.

Yalnız ikisinin ortak bir özelliği var beğenmediğim. Çok satmak, çok tanınmak , ödülleri kapmak için her yolu mübah saymışlar. Elif Şafak, Baba ve Piç'te olaylara Amerikan Ermenisi gözlüklerini takarak bakmış. Bu da Orhan Pamuk'ta olduğu gibi tartışmaları körüklemiş. Tartışmalar merakı, meraklar okunmayı ve tanınmayı getirmiş. Buna bir de ulusumuz için kötü emeller besleyenlerin savunduğu tezleri, Türk yazarlara söyleterek doğruymuş gibi gösterme çabaları eklenince gelmiş şöhret...

Yine de yazmışlar, emek harcamışlar... Bağırıp çağıranlar, tehditler savunanlar da oturup yazsınlar... Gerçekleri dünyaya anlatsınlar. Çağdaşlık bunu gerektirmez mi ?

21 Temmuz 2008 Pazartesi

SON OKUDUKLARIM

Sarımsaklı günlerim genelde güzel geçti...

Birkaç kez Ayvalık'a gittik. Ayvalık'ın nefis sakızlı kurabiyesinden aldık. Ve tabii ki Ayvalık tostu da yedik. Birkaç yerde yedim ama Ramazan Usta'nın hazırladığı kadar güzelini yememiştim. Yolunuz Ayvalık'a düşerse mutlaka uğrayın. Açalye Çay Evi ve Ramazan Lale bu işi biliyor. Bize tostumuzu getiren sevimli garsonumuzun adını sordum, çekindi söylemedi, küçük bir dalgınlık yaptığı için çekindi, oysa hiç önemli değildi bizim için... Hepsine teşekkürler...

Sarmısaklı günlerime Kenan Doğulu Konseri de renk kattı. Bu kadar güzel şarkıları olduğunu doğrusu bilmiyordum. Çok da sevimli geldi bana, oldukça da yakışıklı görünüyordu zayıflayınca... Gençler tüm şarkılarını biliyor, o susunca hep birlikte bağırarak söylüyorlardı... Güzel bir gece oldu...

Bu kısa, tatil içinde tatilin, en güzel yanı da üç tane kitap bitirmem oldu.

Okuduğum kitaplardan birincisi Emin Çölaşan'ın " Kovulduk Ey Halkım " adlı kitabı. Medyanın içinde bulunduğu durumu biliyorduk ama içinden bir kişinin anlatmasıyla doğrulanmış oldu... Bu arada Ertuğrul Özkök'ün yazılarını okumayı hiç sevmediğim için daha önce okumamıştım. Emin Çölaşan'ın kitabı sayesinde okumak zorunda kaldım. İyi ki önceden okumamışım... Bekir Coşkun'un yazılarını severek okuyorum Hürriyet'te bir de Ahmet Hakan'ınkileri meraktan... Bazen Oktay Ekşi'yi de okuyorum. Okumayanlara önerilir.

İkinci okuduğum kitabı daha önce okumuştum, bir kez daha okudum. Bunu da okumayanlara öneriyorum. Betti Mahmudi'nin
"Kızım Olmadan Asla ". Özellikle kadınların okuması gereken bir kitap... İran gerçeğini görmek, Passadı tanımak ve Atatürk Türkiyesi'nin değerini anlamak için mutlaka okunması gereken bir kitap... Eleştirilecek yanları yok mu ? Var tabii ki ... Ama onlar anlatılanlar, yaşananlar karşısında önemsiz kalıyor.

Daha önce İstanbul'da Persepolis'i de izlemiştim. Oskar Ödülü Adayı 2008 En İyi Animasyon... Persepolis, Bir Çocuk... Bir Aile... Bir Ülke... Bir Rejim...

Tahran'da ailesi ile birlikte yaşamakta olan küçük Marjane'in ve ailesinin hayatı Şah rejiminin devrilmesiyle değişir. Rejim değişikliğini büyük bir sevinçle karşılayan aile yaşanan İslam devrimi ile birlikte ülkelerinin geçirdiği değişime ayak uydurmakta zorlanır. Aile çareyi Marjane'i politik tansiyonun giderek arttığı ülkeden göndermekte bulur. Aile ve çocuk çok acılar yaşar... Mutlaka izlenmesi gereken bir animasyon, ama gerçeği aratmıyor. Önerilir. Kızım Olmadan Asla ile aynı doğrultuda...

Son okuduğum kitap ise Doğan Cücenoğlu'nun Savaşçı adlı kitabı... Beni düşündürdü, özellikle gençlere önerilir...

Sırada hiç kitabını okumadığım bir yazar var . Elif Şafak, "Baba ve Piç". Okuduktan sonra düşüncemi yazarım...

Herkese iyi okumalar...

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...