Kısa bir alıntı:
"Sultan Murat (eliyle susturarak):
Kullarım! Herkes suçu böyle
birbirinin üstüne attı mı, suçlu bulunmaz.
Suç da suç olmaktan çıkıp
gizli, baş edilmez bir hastalığa dönüp
için için kemirmeye başlar gövdeyi.
Siz aydın kişiler, ışık kuleleri ülkemin,
karanlığın binbir tehdidine karşı
halkı uyarması gerekenler! Sorarım size:
Öz çıkarlarınıza dokunmadıkça,
kendinizi ortaya koydunuz mu, sesinizi
halk adına yükselttiniz mi şimdiye dek?
Suçlamıyorum, dertleşiyoruz sadece.
Bir Bilgin(öne çıkarak):
Padişahım, ben kulunuz Galata kadısıyım.
Herkese kendi hakkını vermektir işim.
Ama ben durumları değerlendirirken
arkamda hükümdarımın desteğini duymazsam,
yargım yolunu şaşırır ister istemez.
Sizin kılıcınız kesmeyi unutursa, padişahım,
benim terazim dahi dengeyi bulamaz
Öbür yoldaşların durumları da,
üç aşağı beş yukarı, aynıdır benimkiyle.
Bilginler:
Aynıdır padişahım!
Sultan Murat:
Sarp dağlardan kopup
deniz özlemiyle gürül gürül akan
bir ırmaktı benim ulusum.
(hüzünlü)
Kutlu kaynak sularını kıstı
ve hızı kesildi yiğit ırmağın,
yorgun sular yüzünden balçıkla doldu yatağı.
Halkım, askerim, aydınlarım!
O kaynağı tıkayan taşı toprağı
pençelerimizle kazıp çıkarıp"
Turan OFLAZOĞLU
(4. Murat, İst. 1970)
(4. Murat, İst. 1970)