refarandum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
refarandum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Eylül 2010 Pazartesi

DOST

Ümit işkencede mahzun
Emek işkencede mahzun
Tenim, ayaklarım üryan
Ekmek işkencede mahzun



Canım Türkiye,
Memleketimiz!
Çalışan halklarıyla ümmi
Çalışan halklarıyla garip,
Irgadı, esnafı, madencisi, iptidai aletleri,
Kadınları, erkekleri, hapishaneleri;
Başıboş suları, dumanlı vadileri, yoz topraklarıyla,
İşsizleri, realists şairleri, mücahitleri,
Sokak şarkısı, keten helvası,
Akşam haberleri satanlarıyla memleketim!
Sana selam olsun!

Sürgünler, mahkumlar, hastalar!
Alacağın olsun
Seni İstanbul seni
Seni Bursa, Çankırı, Malatya,
Sizlere selam olsun üniversiteler!
Öğretmenleri alınmış kürsüler,
Öğretmenler!
Sizlere selam olsun
Hürriyeti yazan eller, dizen eller!
Sizlere selam olsun makineler
Entertipler, rotatifler, bobinler!
Bu gülünç, aşağılık,
Namussuz şeyler dışında.
Sana selam olsun
Zincirin zulmun kar etmediği
Kırbacın kar etmediği
Büyük tahammül!

Gel günlerim gel de dol
Gel Aydınlım, İzmirlim,
Gel aslanım Mamak'tan
Erzincan'dan, Kemah'tan
Düşmanlar selam ister
Gözden, gezden, arpacıktan.


7 Eylül 2010 Salı

VURUN KAHVEYE HAYIRI

Başlık, Sevgili Levent Kırca'dan.
Bir TV konuşmasında dinledim, çok beğendim. Duruma oldukça uygun bence de...

Neden mi?

Sadece son yıllardaki sınavlarımızın durumuna bakmak bile içinde bulunduğumuz durumun korkunçluğunu kanıtlamıyor mu? Yapılan tüm sınavlarda sahtekarlık, hile, hurda, kopya, hırsızlık var. Hem de organize bir şekilde...
En iyi işleyen sistemimiz ÖSS idi, şimdi geldiğimiz duruma bakar mısınız?

Polis Koleji sınavlarında, KPSS'de,TUS'da, ÖSS'de sorular birilerin cep telefonuna, bilgisayarına gönderiliyor!

Neden mi?

Yandaş çocuklarına hileyle sınav kazandırmak , onları gelecekte kendi kötü emellerinde kullanmak için...
Gariban çocuklarının ağızlarına bir parmak bal çalıp bal kovanlarını kendi villalarına taşıtmak için yapıyorlar bunu.

Yıllarca gece gündüz çalışan gençlerin emeklerini çalma pahasına yapıyorlar bunu ve sonra da "Beyaza evet basın!" diye bas bas bağırıyorlar.

Milletin geleceğini karart, sonra da beyazım de! Kim inanır size? Her yanınız karaya bulanmış, sizi "Ayşe Abla'nın çamaşır suyu" bile beyazlatamaz! Tüm aydınlık kişi ve kurumları yok etmek için telaşlardasınız, kendinizi kurtarma pahasına halk avcılığına çıkmışsınız. Devletin tüm olanaklarını seferber etmişsiniz. Niçin? Sonradan değiştirilecek Anayasa için. Bu acele, bu telaş neden o zaman. Korkuyorsunuz, korkunun ecele faydası yok. Bugün değilse yarın herkes hesabını verecek. Yargıdan kaçamayacaksınız. Saflar ve onların saflığından yararlanmak isteyen köşe dönücüler dışında, aklı başında kimsenin evet demeyeceği bir durumla karşı karşıyayız.

Yol ayrımındayız, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceğini oylayacağız:

Ya onlara uşaklık edip sonrasında saçınızı başınızı yolacaksınız;
Ya da önce refarandumda, sonra seçimde HAYIR oyunuzu kullanacaksınız.

Zamanlama kötü, bayram dönüşü herkes yollarda olacak, yazlıkçı emekliler çeşitli sıkıntılar nedeniyle oy kullanamayacak, hile hurda olacak...

Yani durum çok kritik. O zaman durmayın VURUN, VURUN, VURUN
KAHVEYE!


NOT 1: Anayasa mı Babayasa mı?
NOT 2: Av Av da Av Av

29 Mart 2010 Pazartesi

AV AV DA AV AV



Fındık içi işlerim
Al yanaktan dişlerim
Eğer benim olursan
Saçların gümüşlerim
(mani)

Demagoji, "Halk Avcılığı" demektir. Yani gerçekleri halkın gözünden kaçırmak için, asıl konuyu anlatıp halkı aydınlatmak isteyenleri halkın gözünden düşürüp laf kalabalığı içinde halkı aldatmanın bir yoludur.

Çok da etkili bir yoldur. Hele yandaş medyayı oluşturup onlara bir de tüm medyayı temsil ediyormuş gibi birlik de kurdurmuşsanız tadından yenilmez...

Artık kim tutar sizi, koş koşabilirsen!

Kanal kanal, meydan meydan dolaşıp: "Av av da av av!"

Taşlar bağlanmış, meydan onlara kalmış bir kere: "Av av da av av!"

Neymiş? Halka soracaklarmış! Neyi? Anayasa Değişikliğini...

Kardeşim değil halk; yıllarını hukuka vermiş nice değerli hukukçu bile bu yapılan değişiklerdeki cinliği anlamakta zorlanıyor. Halk nasıl anlasın?

O zaman okullara ne gerek var? Her alanda uzman yetiştirmek için bu kadar emek niye harcıyoruz ki? Kapatalım okulları! Her konuyu halka soralım, olsun bitsin.

Vekillere de gerek yok, aslı dururken! Bu halk 550 milletvekilini besleyecek kadar zengin mi? Parmak kaldırıp indirip köşeyi dönüyor çoğu? Kendilerini düşündükleri kadar halkı da düşünselerdi bu durumda olur muyduk?

Halk ne bilsin? Partileri destekleyenlerin eğitim düzeylerine bakarsanız sorunun korkunçluğunu anlarsınız. Ne kadar eğitimsiz insan varsa o kadar "av" var demektir. Avlanacak kişi sayısının çokluğu avcıların iştahını kabartıyor. Onun için de avlayıp malı götürmeye çalışıyorlar. Av av da av av, bu sıralar en çok duyduğumuz sesler olacak. Malum seçim yaklaşıyor.

Daha önce nefesini kestikleri, soluksuz bırakacak kadar kemer sıktırdıkları; işsiz, aşsız bıraktıkları halkı öpüp okşama zamanı!
Bu halka güvenmiyor musunuz, diyenler; bu halkın 12 Eylül Anayasa'sını % 92 'yle referandumda kabul ettiğini görmezden geliyorlar? Hangi halka güveniyorsunuz?

Bugün övgüler dizdiğiniz halk, aklı başında kişilerin tüm uyarılarına karşın, değiştirmek istediğiniz Anayasa'yı %92'yle kabul etmemiş miydi? Demek ki halk uzmanlık isteyen konularda yanılabiliyormuş değil mi?

Tüm bunları bilmezler mi? Bilmez olurlar mı? Biliyorlar da işlerine gelmiyor. Kendilerini kurtarmanın derdinde halka methiyeler diziyorlar. Çünkü karşısındakileri insan olarak görmüyorlar. Onlar acıktıklarında anımsanacak "av"lar sadece...

Onlar daha çok av av da av av diyecekler nasılsa. Ben sözü Karacaoğlan'a bırakıp aradan çekiliyorum.

"Dinleyin ağalar, hata işledim.
Hayrı bıraktım da şerre başladım.
Öpem derken, al yanaktan dişledim.
Kurt yiyip de çürüyesi dişinen..."


KİMSE AV DA OLMASIN, AVCI DA! İNSAN OLSUN YETER...


22 Mart 2010 Pazartesi

ANAYASA MI BABAYASA MI?



AKP'nin hazırladığı taslak açıklandı, 23 (ya da 26) madde değiştiriliyormuş. Görünen o ki bu yirmi üç maddeyi önümüze getirip "Evet" mi, "Hayır" mı dedirtecekler!

Haydi Abbas, vakit tamam, değişiklik diyordun, işte sana değişiklik paketi(!) al oyna, ay pardon, oyla; oylayabilirsen!

Elinizi vicdanınıza koyup söyleyin lütfen, hangi anne çocuklarını bu kadar zor durumda bırakır ki? Sabırla anlatır, öper, okşar, dur düşün der. Çocuğuna seçenekler sunar, onun gönlüne de uysun ister. Hatta daha bilinçli olanları ,tutar elinden çocuğunu götürür mağazaya istediğini sen seç, der.

Dünyaya gözlerini açtığı andan insanlaşacağı ana kadar geçen sürede gösterdiği sabrı hangi babayiğit görmezlikten gelebilir. Anne sabır demektir, hem de yıllarca süren bir sabır sürecidir bu. En küçük ayrıntıları bile atlamayan, her şeyin, o küçük ayrıntılarda gizli olduğunu yaşayarak gören, bilen kişidir anne...

Onun için diyorum ki AKP'nin hazırladığı bu taslak metne lütfen kimse "Anayasa Değişikliği Paketi" demesin. Babalardan özür diliyorum, gerçek babalara saygılarımı iletiyorum buradan; benim kastettiğim "baba" sözcüğü asla sizleri kapsamıyor. Malum babalar var ya onu kastediyorum.

Buna "Babayasa" desem kızarlar mı bana? Kızarlar, kızarlar biliyorum; ama yine de yazıyorum. Çünkü bu kadar maddenin hepsine birden "Evet", "Hayır" dedirtmek ancak "Babalar Dünyası"nda olur! Yanılıyor muyum?

20 Ocak 2010 Çarşamba

REFERANDUM (HALK OYLAMASI)


Türkçe sözlüğe göre:

Halk Oylaması; halkın türlü siyasi ve toplumsal sorunlar karşısında olumlu ya da olumsuz görüşünü belirlemek için başvurulan oylama, plebisit, referandum
.


Harika değil mi? Hem de demokrasinin bir yolu... Sorunlar aşılamayınca sandığı getirir korsunuz halkın önüne, sorarsınız:
Evet mi?
Hayır mı?

Halk kararını verir, tercihini yapar. Demokrasi rayına oturur, yolumuza devam ederiz.

Sayfamın sağ üst köşesinde bir anket düzenledim, pek fazla dikkat çekmedi, ama bu da blogcular için bir anlamda referandum olabilir değil mi? Sordum, "Milletvekili dokunulmazlığı (kürsü dışında) kalksın mı?" diye:
Evet mi?
Hayır mı?

Karar vermek kolay değil mi? Tek soru, iki seçenek...

Bir de blogerlere yönelik şöyle bir anket düzenlediğimi varsayalım mı?

ANKET:

* Bloglarda düşünce özgürlüğü olsun.
*Düşüncelerini özgürce yazan bazı bloglar kapatılsın.
*Yazarken dilimizi doğru kullanmaya özen gösterelim.
*Demokrasi kuralsızlık demektir, istediğimizi istediğimiz gibi yazalım.

Ne dersiniz?
EVET Mİ?
HAYIR MI?

Sevgili Arkadaşlarım bugün ülkemizin gündemine getirilen "Anayasa Değişikliği" için yapılacak Referandum da bu ankete benzeyecek diye endişe ediyorum. Merakımdan da soruyorum:

1) Referanduma sunulacak maddeler paket halinde, evet-hayır seçeneğiyle getirilecekse bu gerçek düşüncelerimizin ortaya çıkmasını sağlar mı? Beğendiğim maddelere evet derken, beğenmediğime de evet demiş sayılmanın neresi demokratik?

2) Seçimde yanlış karar verirsek, dört yıl sonra bir başkasına oy vererek yanlışımızı düzeltme şansımız var. Ancak ulusumuzun geleceğini düzenleyen "Anayasa"mızda bu şansı yakalamak o kadar kolay mı?

3) Yasaları anlamak, değerlendirmek, yorumlamak belli birikim ya da uzmanlık gerektirmiyor mu? Bugün delik deşik edilerek pek çok maddesi değiştirilen Anayasamız (Ben hayır demiştim.), 1982 yılında yapılan, baskılı referandumda % 99 EVET oyuyla kabul edilmişti. Şimdi aynı hatayı yinelemenin topluma ne kazandıracağını bilen var mı?


EK: Sabahattin Önkibar da bu konuda yazmış. Sevgili Günceran sayesinde okudum. TIK

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...