Behçet Necatiğil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Behçet Necatiğil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2011 Salı

DOLU DOLU



Dün akşama doğru öyle güzel, öyle şiddetli yağdı ki...
Balkondan çektim fotoğrafını.
Dolu yağdı, dolu dolu...

Güzel geldi, çünkü evdeydim...
Balkon kapısının açılmasıyla içeri temiz hava doldu, soğuk değil...
Evde yiyecek içecek vardı, sorun değil...

Hepsi bu kadar diyip geçmek vardı. Kolay değil...

Kışta kıyamette, sokakta kalan,
Evde olup da yiyeceği, yakacağı bulunmayan,
İnsanlar da vardı, haber değil.

Uzat elini, paylaş.
Paylaşmakla güzel, güzel olur daha da.
Hepsine ulaşma zorunluluğu var, kolay değil.

Sadece insanlar mı aç?

Sokak Hayvanları?
Sular donmuş, bir çanak su koy...
Yemek artıkların için bir tabak bul...

Ohh, tamam işte!
Hepsini yaptım, rahatım artık.
Vicdanım rahat demek de var. Kolay değil.

Tek tek çabalar güzel, ama yeterli değil.

Bunların,
Neden aç açık bırakıldığını sormak da var.
Kolay değil.


Dağlarda Ateşler Yandıkça

Oda karanlık
Odadan dışarı çık
Şehir karanlık
Şehirden dışarı çık
Korkma
Yürü bir hayli yürü
Gördün mü
Dağlar başladı artık

Korkun dağılır rüzgarda
Bekle biraz
Dağlarda ateşler yandıkça
Korkulmaz

Dağlar karanlık
Dağlardan yukarı çık
Korkma
Yürü bir hayli yürü
Az daha yukarı çık
Birbirinden uzakta
Gördün mü
Ateşler parladı artık

Şimdi dağlar kaldı yine ardında
Ondan yendi karanlığı, ölümü
Dağlarda ateşler yandıkça
Karanlıktan korkulmazmış, gördün mü
(Behçet Necatiğil)

21 Mart 2010 Pazar

BUGÜN DÜNYA ŞİİR GÜNÜ



21 Mart önemli bir tarih... Pek çok şey var kutlanan, kutlanırken de ödümüzü koparan... Aman! bir olay çıkmasın, canlar yanmasın dediğimiz...

Ben Şiir'den yanayım bugün.

Biraz önce Ruhat Mengi'nin Star TV'de sunduğu tartışma programını izledim. Şimdi de Genel Kurmay Başkanımızla yaptığı söyleşiyi izliyorum.

Bugün Dünya Şiir Günü... Ben de beğendiğim bir şiiri yazıp ütü eşliğinde Sayın Başbuğ'un söyleşisini izleyeceğim. Şiir, Behçet Necatigil'den:

SES

Kopan çığlar altında kalanlar olduğu
Oysa görülüyordu.

Bir kadının ilerde
Bir şeyler hıçkırdığı;
Bir erkeğin, birine,
Görünmeyen birine bir şeyler seslendiği
Oysa görülüyordu.

Ama duyulmuyordu, SES!
Sanki ses olmayınca hiçbiri olmuyordu.



Şiirsiz kalmayın. Ses olun,ışık olun...
Ses olmayınca, karanlıklar aydınlanmıyor ki...

Işıl ışıl pazarlar herkese...

6 Nisan 2009 Pazartesi

HOŞGÖRÜN



Bir küçük çocuk
Yıllarca öncem
Korkar mı gitsem yanına
Çocuk sen bensin desem.


Behçet Necatigil, "Heraklit'in Suları" isimli şiirinde çocukluğuna böyle seslenmiş. Sonra da:

Hey durun! diyorum, siz bensiniz, bensiniz
Nereye gidersiniz, hey durun!
Sessizce yürüyorlar benden habersiz
Duymuyorlar, o kadar sesleniyorum.

Diye devam etmiş.

Duymazlar, duyamazlar! Bunu o da biliyor. Biliyor biliyor da söylemeden duramıyor yine... Şair işte, durur mu? Geçen yıllar geri gelir mi? İstediğin kadar ah vah de. Giden gitmiştir, yaşananlar bitmiştir. Dönülmez akşamlar başlamıştır. Vakit çok geçtir. Dünü bırakıp bugüne bakmak zamanı gelmiştir.


Bulgaristan'daki Türk Edebiyatının önde gelen şairlerinden Recep Köpçü de "Hasbihal" isimli şiirinde:

İşte ben hep böyle çocuksuyum
Boyanmayan suyum
Şair kalmanın en güç yönü burası
Gönlümde dünyayı kucaklama sevdası
Ne yazık ki yaşadığım çağda kimilerinin gözünde

Gerçek sanat etmez para pul
Müzevirler şairlerden daha makbul
Ama müzevir anıtı yoktur yeryüzünde


Der. İyi de eder. Evet yalancı ve sahtekarlar gerçek sanatçılardan daha fazla kabul görse de unutulmaya mahkumdurlar. Kalıcı olan gerçek sanattır ve sanatçılardır. Geç de olsa değerleri anlaşılacaktır. Her şey para pulla ölçülmez, sahtekarların yeryüzünde anıtı bulunmaz.


Bu da nerden çıktı demeyin. Bugün benim doğum günüm. İyi ki doğdum, iyi ki varım, iyi ki buradayım. Doğum günüm kutlu olsun, derim. Hoşgörün...

11 Kasım 2008 Salı

ERTELEMEDEN




"Sevgileri yarınlara bıraktınız
Bitmeyen işler yüzünden


Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek
Yılların telaşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi"

Behçet Necatigil


Ben de ertelemek istemiyorum.
Hemen söylemeliyim.
Hemen söylemeliyiz.
İsteyip de söyleyememek var.
Gidip de gelmemek var.
Gelip de görmemek var...


Sevdiğinizi Sevdiklerinize Hemen Şimdi Söyleyiniz... Sarılın onlara . Kucaklayın...


Ben söyledim.

Şimdi de babama söylemeye, onu kucaklamaya gidiyorum.
Kızların babaya düşkünlüğünü bilmeyen mi var?

Sonra da , döndükten bir müddet sonra da, çocuklarıma gideceğim.
Onları sevmeyen var mı?


Yazmak mı yaşamak mı ?
Neden ikisi de olmasın?


Sevgiyle kalın
Dostça yaşayın

26 Eylül 2008 Cuma

ŞEKER BAYRAMI VE GEÇİM


Bayram Tatili bugün başlıyor. Deliye her gün bayram derler ya emekliye de her gün tatil... Yalnız ben eş durumundan bu tatille ilgiliyim...

Bayramda ne yapsak karar veremedik. Ev temiz, düzenli... Burada kalıp uslu uslu ziyaretlerimizi mi yapsak ? Yoksa bir delilik yapıp yazlığa mı gitsek ? İkinci şık beni daha çok çekiyor. Ancak hava durumları, geçim durumları herkes gibi beni de düşündürüyor.

En iyisi günün anlam ve önemine uygun Behçet Necatigil'den bir şiirle herkesin bayramını kutlayayım şimdiden...

GEÇİM

Hepsini birden istemek
Yersiz
Zamanı var
Biz zengin değiliz

Duvara astım liste
Eksikleri yaz.
Sıra hangisindeyse
Para olur olmaz...

Ayda bizim elimize
Ne geçer, şu kadar
Ayır önce kirayı;
Günde yemeğimize
Ne gider, şu kadar.
İyi kullan parayı,
Bu aylık bize yeter.

Duvardaki liste...
Kes üç kuruş ekmekten,
Beş kuruş etten kıs.
Sıra hangisindeyse
Çarşıya gider, alırız.


Kimine göre ŞEKER Bayramı, Kimine göre RAMAZAN Bayramı...Kimine göre de her ikisi de...

" ŞEKER" denmezmiş ! Neden ? Şeker tadında bir hayat yaşadıkları anlaşılmasın diye mi ? Halka hergün RAMAZAN zaten. Birkaç gün şeker deseler ne zararı olur ki? Şeker demekle ağızları tatlanmayacak ki...

Bak bayram bayram aklıma Abdülhamit geldi.

O da "burun" sözcüğünü yasaklamıştı. Neden? Burnu büyükmüş,"burun" diyerek bu durumu kastettiklerini düşünüyormuş ! Yasaklamış...
"Yıldız" sözcüğünü yasaklamış ! Neden ? Padişahımız Yıldız Sarayında oturuyor ya, onu eleştiriyorsunuz yıldız diyerek!

Çok şükür artık böyle durumlar yok. Rahat rahat bayram yapabiliriz. İster Şeker Bayramı diyin, isterseniz Ramazan Bayramı...

Hepinizin Bayramı Kutlu, tüm günleri mutlu olsun efendim...Özellikle çalışanlara iyi bir dinlence olsun...

SEVEN MİS SEVMEYEN BİR HOŞ KOKARMIŞ



" Bir de gördüm ki insanmış her ne var alemde
Meğer her şeyin aslı astarı insanmış
İnsan alemde hayal ettiği müddetçe değil,
Aziiiiiiiiiz şair,

İnsanları sevdiği kadar yaşarmış.

İnsanları seven mis
Sevmeyen bir hoş kokarmış.

Bundan ötesi yalan
Allı yalan, pullu yalan..."

Bedri Rahmi Eyüboğlu


İyi ki doğdun, iyi ki varsın, iyi ki benimlesin...



" Aşk idi beni iten
Heyamola
Ben onsuz yaşar isem
Dünyalar haram ola."

Behçet Necatigil

15 Nisan 2008 Salı

ÇAĞIN TANIĞI OLMAK

Fırlat at uzağa
Döner gelir bumerang.

Yukardan aşağı, boş küpler,
Soldan sağa
Hangi harfleri koymalı
Ki çözülsün bilmece ?

Diş diş
Kalıntı çağ mazgalları
Sonra yeni katmanlar
Bir intihar gibi içerde.

Aldatışı yakınların
Bilinseydi
Kime inanacaksın
Ki hangi yolları yürümeli ?

Çocukluk, gene ancak çocukluk
Gerçi o da acı
Ama iyi ki var
Yerine hangi mutlu yaşantı ?

O nineler, o kızlar , o evler
De yoksa
Kimin bu toprak
Çok düşünmüşümdür.

ONU BENDEN, BENİ ONDAN AYIRAN
DÜZENLER
BIRAKMAZ BİZİ BİZE , BÖLÜCÜ
ÖLMÜŞ NİCE DEĞERLER, BEN DE ÖLMÜŞÜMDÜR.

İçindeyim, diretiyorum çağa
Size ne miyim ben, siz bana nesiniz ?
Bir hayal, bir masal mı eski
Ama ben görmüşümdür.

Fırlat at uzağa
Döner gelir bumerang.

(Behçet Necatigil )

23 Mart 2008 Pazar

SEVGİLERDE

Sevgileri yarınlara bıraktınız
Çekingen, tutuk, saygılı.
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı.

Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz.)
Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı.

Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek
Yılların telaşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.

Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız.
Vermeye az buldunuz
Yahut vakit olmadı

( Behçet Necatiğil)

18 Mart 2008 Salı

MASKELİ BALO

"Siz yine o maskeli balodan döndünüz,
- Ben bu ismi verdim hayata -
Duracak haliniz kalmadı hayatta
Soyunup dökündünüz."

Behçet Necatigil yaşamı maskeli baloya benzetmiş. İyi de etmiş. Şu yaşadıklarımıza bir bakın. Her gün başka bir maskeyle çıkıyorlar karşımıza...

Çalışma yaşamını düşünelim isterseniz. Devlette çalışanlar mutsuz. Korkunç bir kadrolaşma var . İşi bilmeyen, işten anlamayan kişiler en tepelere getirilip oturtuluyor. Neden onlar getiriliyor dersiniz ? Çünkü maskeli geziyorlar ... Kimin yanına gidiyorlarsa ona uygun maskeleri hazır. Çıkar tak, çıkar tak... Üşenmiyorlar da. Yerine göre kurt, yerine göre de kuzu olabiliyorlar kolayca...

" Siz kurt oğlu kurtsunuz
Bir ben biliyorum sizi.
Bir ben görüyorum kuzu postuna girdiğinizi
Bravo, yine nasıl yutturdunuz. "

Yuttururlar yuttururlar... Siz işinizi daha doğru, daha güzel , daha yararlı nasıl yaparım diye uğraşırken onlar maskeli balo için hazırlanıyorlar. Kim iktidarda ise ona yanaşıyorlar. Çok çabuk değişip gelişiyorlar. Koltukları sarsılınca da birileri bir yerlere sızmış diyerek başkalarını karalıyorlar. Böyleleriyle çalışmak güç; güç ama yine de devlet güvenceniz var. Sinirleriniz yıpranıyor ama işinizi kaybetme riskiniz yok. Ölmeden yaşıyorsunuz.

Asıl sıkıntı özel sektörde... Buralarda çalışmak ateşten gömlek... Özellikle ekonomik krizlerin sık sık yaşandığı, borçlanarak ayakta durmaya çalışan, üretimin az, tüketimin çok olduğu bizim gibi ülkelerde bu daha da güç... Krizle birlikte tasarruf tedbirleri de gündeme gelecektir doğal olarak. Sizi işten atmayacaklardır belki ama istifa etmeniz için ne gerekiyorsa yapılacaktır. Buna sinirleriniz ölçüsünde dayanmalısınız. Böyle bir ortamda rekabet de kaçınılmaz olacaktır. Olsun, olsun da kuralına göre oynanırsa olsun. Yüzünüze gülüp, sohbeti açıp, sözü döndürüp dolaştırıp sizi konuşturmaya, yakınmaları karşısında sizden de bir iki söz koparmaya çalışabilir birileri. Ve kendi söyledikleriyle birlikte sizinkileri birleştirip , gerçek yüzünü gizleyerek, iletebilir yetkili, etkili kişilere . Amaçları birilerinin omuzlarına basarak yükselmektir, başka türlüsünü yapmaya alışmamışlardır çünkü....

"Yine parmağım ağzımda kaldı,
Masumluk akıyordu yüzünüzden.
Yine nasıl da çevirdiniz üstünüzden
Dünyanın düşman bakışını kurtlara karşı."

Bizler gibi emeklilik sonrası çalışanlar için daha kolay. Ceketimi alır giderim, diyebilirsiniz. Yaşam deneyimlerinizle maskeli dolaşanları daha kolay fark edebilirsiniz. Ya gençler ? Öğrenciliği yeni bitmiştir. Bu güne kadar ders çalışmak dışında, iyi kötü birileri vardır etrafında. Sorunlar daha rahat paylaşılır. Yardımlar, arkadaşlıklar, dostluklar sürmektedir ; rekabet ortamı yok denecek kadar azdır. Doğrudan etkilemez en azından. İş yaşamı öyle mi ya?

"Yaklaştılar yanınıza korkusuz
Yine her birini kıstırdınız, gizli.
Tıkır tıkır yürütürken işinizi
Yine bıyık altından gülüyordunuz."

Evet özellikle gençler bu kişilere dikkat ediniz. Maskelerinin altındaki gerçek yüzleri de görmeye çalışınız.

" Maskeli balo bitti, yine gece evinize döndünüz.
Ayakta duracak haliniz kalmadı şimdi,
Bakmayın aynalara, aynalar kirli
Aynalarda rezil olur yüzünüz. "

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...