Güle güle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güle güle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Eylül 2008 Cuma

GÜLE GÜLE YAVRUM


Bugün minik kızım uçuyor çook uzak diyarlara...

"Güle güle sana, yolun açık olsun
Güle güle sana seni Tanrım korusun."


"Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
oynasınlar türkü söyleyerek yıldızların arasında
dünyayı çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi sıcacık bir ekmek somunu gibi
hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
dünyayı çocuklara verelim
bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
çocuklar dünyayı alacak elimizden
ölümsüz ağaçlar dikecekler"

Nazım Hikmet



1 Nisan 2008 Salı

ALLAHAISMARLADIK


"Elimi beş yerinden dağladı beş parmağın,
Bağrımda da yanmadık bir yer bırakmadan git...
Bir yarın göçtüğünü, çöktüğünü bir dağın
Görmemek istiyorsan ardına bakmadan git ! "


Faruk Nafiz giden sevgilinin arkasından böyle seslenmiş... Git !.. Elimi beş yerinden dağladı beş parmağın, sözü etkileyici geliyor mu size de... Beni eskiden de etkiliyordu, şimdi de etkiliyor... Sevgiliye söylendiğinde acı veriyor kişiye...

Sevilmeyene söylendiğinde huzur veriyor mu bilemiyorum. Yalnız bir öfke, kızgınlık sonucu söylenen "Git !" sözcüğü kurtulma isteğini yansıtıyor ki bu da bir başlangıç için fena sayılmaz...

Git ! Elimi beş yerinden dağladı beş parmağın...
Bu sözü emekçiler söylerse , meydanlarda haykırırsa kızmalı mıyız ?
Sizi, yani bugün çalışanları fazla etkilemiyormuş hazırlanan Sosyal Güvenlik Yasası !.. Onun için, kesin sesinizi, demeye getiriliyor hazırlayanlarca ! Peki keselim , keselim de bizden sonrakileri düşünmeyelim mi ? Bizden sonra gelecek olanlar kim ? Sizin, bizim, onların çocukları... Kusura bakmasınlar, biz doğurun sokağa bırakın, el yardımıyla büyüsün! diyenlerden değiliz... Öyle çocuklarımızı yurt dışında okutabilmemiz için burs verecek güçlü dostlarımız da yok ! Biz "Kör, kendi işini kendin gör... " anlayışı içinde yaşamaya çalışan kişileriz. Bunun için de ellerimiz beş yerinden değil , binlerce beş yerinden dağlanıyor her gün...

Biz milli gelir büyürken her gün daha yoksullaşan büyük çoğunluğuz. Çok çalışan, az kazanan, çok vergi veren insanlarız. Maaş günleri şaşkınlaşan, aldığını borçlarına yetiştiremeyen, elleri her zaman boş kalan insanlarız...
Birileri gibi milli gelirden en büyük payı kapan, krallar gibi yaşayan, sıra vergiye gelince asgari ücretliden az vergi veren kişilerden değiliz. Çocuklarımız okullarına belediye otobüsleriyle, metroyla gidiyor. Onların çocukları en lüks arabalarla geliyor ve babaları gelirlerini çok düşük gösterdiği için rahat rahat devletten burs da alabiliyor... Bunun adına da sosyal adalet deniyor ! Artık yeter, doysun, gözünüz doysun !

Unutulmasın lütfen, birilerinin çocuklarının günlük harçlığı, dört kişilik aileye, bir aylık geçim için veriliyorsa bu insanlar bir köşede unutulsunlar mı ? Sussun otursunlar mı ? Söylensinler mi, söylesinler mi ?

Bu yasa bugün çalışanları etkiliyor, dul ve yetimleri etkiliyor. İşsizlik nedeniyle çalışamayan aile bireylerini etkiliyor. Yeni iş olanakları yaratılmazken, olanların kapatılması sonucu işsiz kalanları etkiliyor... Ve gözümüz gibi büyüttüğümüz evlatlarımızın geleceğini de etkiliyor. Haksız mıyız , git , demekte...
" Yavrusunun yoluna dalan bir dul bakışı
Andırıyor ışıksız evinde pencereler.
Biraz yeşermek için beklesin artık kışı
Çağlayansız yamaçlar, suyu dinmiş dereler... "

Ülkemizde her kesim rahatsız, herkes sıkıntılı... Mutlu azınlık dışında insanlar geçim derdine düşmüş... Yokluk, yoksulluk ve yolsuzluk konuşuluyor her yerde...

" Bir yarın göçtüğünü, çöktüğünü bir dağın
Görmemek istiyorsan ardına bakmadan git ! "

Git !.. Güle güle sana...
" Elimi beş yerinden dağladı beş parmağın,
Bağrımda da yanmadık bir yer bırakmadan git... "

Git!.. Yolun açık olsun...




KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...