
Güneş Delisi
Akan suyu severim benIşıldayan karı severimBir yeşil yaprakBir telli böcekYeşeren tohumGüneşte görsemSevinç doldurur içimeBir günüGüzel bir günüGüneşli bir günüHiçbir şeye değişmemOnun için savaşı sevmemOnun için zulmü sevmemOnun için yalanı sevmemBilirim yaşamaz güneşteBilirim yaşamaz aşklaNe haksızlıkNe korkuNe açlık
"Şiir değiştirir insanı. Bir okuyucu sevdiği şairi tanımadan başka, tanıdıktan sonra başka bir insandır." derken duygu dünyamızdaki izlerini;
"Şairler her şeyden önce sözcüleridir bir toplumun." derken de toplumcu yönünü dile getirir Necati Cumalı.
Bireysel kaygılarla birlikte toplumsal sorunları da yapıtlarında yalın ve aydınlık anlatımıyla gözler önüne serdi O. Yaşamı sevdi. Yaşamın içindeki her şeyi insanı, doğayı sevdi. "Güneş Delisi" adlı yukarıdaki şiiri onun bakış açısını bize sunan en güzel şiirlerinden biridir.
"Ölümü facia yapan, hayatın güzel oluşudur."
sözünü kendi hayatıyla özdeşleştirdi. Sevgi insanıydı. Dünyaya sevgiyle bakan gözleriyle, başkalarının fark etmediği güzellikleri bize sundu. O, yapıtlarıyla karanlık günleri aydınlatmaya devam edecektir.
Bizler de onun gibi :
Demin bir çayır kuşu havalandı
Kimse dikkat etmedi, ama ben gördüm.
diyeceğiz bloglarımızdan. Blog Dünyası, Sosyal Medya toplumumuz için yeni bir kavram, ama varlar, yazıyorlar, paylaşıyorlar, buradalar. Artık bu gerçeği kimse görmezlikten gelemez. Onu susturmaya çalışmak kolay değil, biri susar bini konuşur. Sait Faik'in torunlarıdır onlar. Ne demişti Sait Faik:
"Söz vermiştim kendi kendime; yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da bir hırstan başka ne idi? Burada namuslu insanların arasında sakin ölümü bekleyecektim. Hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kağıt aldım. Oturdum. Ada'nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım."
Ben de blogumu öptüm, yazmazsam deli olacağım.
Saik Faik: "Dünyada hiçbir şeyden zalimlikten iğrendiğim kadar iğrenmedim. İnsanoğlunun en büyük savaşı zalimliğe karşı açılmalı. İnsanoğlu, her şeyden evvel, içindeki bu kıskançlıklardan, bu kinlerden, bu ahlaksızlıklardan daha pis şeyi, -doğuşunda bile varsa- söküp atmalıdır." diyor, ben de öyle düşünüyorum.
"Sanatçının düşüncesi sınırlanamaz. Şu karşıki sandalı görüyor musunuz? Bakın sahile yaklaşıyor. Onu yürüten şey nedir? Kürekleri değil mi? Ya şu uçan martılar! Kanatları yolunsa artık uçabilirler mi? Düşünce de böyledir. Dört duvar arasına kapatılmak istenirse, kanatsız kuş, küreksiz sandal oluverir ve bütün manasını kaybeder."
Zaman eski zaman değil artık. İnternet dünyası bir yolunu bulur, söyleyeceğini duyurur. En iyisi susturmaya çalışacaklarına kulak versinler blog yazarlarının sözlerine.Onların patronu yok, onlar karşılık beklemeden yazıyor. Bağımsız, özgürce yazmak istiyor.Bakın bloglara. Öğrenilecek çok şey var bu alemde...
Sevgi ve dostlukla...