Düğün dernek işleri zor tabi... Yorulmuşuz, hadi biraz gezelim, dedik, çıktık kapının önüne. Elimde helikopterim.Trafik her zamanki gibi sıkışık! Nerde kaldı bu asansör de...
Özgürlük Parkındayız Kadıköy Belediyesinin.Annem araba kullanma işini baya ilerletti. "Bu sayede İstanbul kazan biz kepçe geziyoruz" diyor anneannem. Benim de hoşuma gidiyor bu durum.
Oh! Temiz hava çok iyi geldi, karnım da acıktı. İyi ki anneanem evden çıkarken şu kek işini düşünmüş, torbaya atmış bir iki dilim.
Eya doydu... Şimdi oyun zamanı.Hangisinden başlasam önce?
En iyisi kaymak, ama kendinizi güvenceye alarak kaymak gerekir değil mi? Dikkatli olmalıymışız. "Bir kez ayağınız kaydı mı yandınız! İşte o zaman dost düşman belli olurmuş!" Bunlar da anneanemin incileri. Ben hiçbir şey anlamadım, belki siz anlarsınız diye söylüyorum...
Sağlık için en iyi spor yüyümekmiş. Hadi hep birlikte yürüyelim...
Bu havuzu çok sevdim. Yunusların ağzından su fışkırıyor. Bir de anne fille yavru fil var havuzda, onların da hortumlarından sular akıyor. Ama bunlar gerçek değil, taştan yapılmış oyuncaklar.
Biz bu güzel trene bindik. Çok zevkliymiş, hem de renk renk...
Trenden iniş anımız da böyle... Bundan sonraki fotoğraflar Fenerbahçe'de çekildi. Çok güzeldi çoook! Bakın:

Burada anneannemi biraz düşünceli gördüm nedense... Şu karşıda gördüğünüz Deniz feneriymiş. Galiba anneannem Deniz fenerini pek sevmiyor!
Hava güneşli olunca denizin keyfini çıkaranlar bile vardı. Biz de bol bol denizi seyrettik. Siz de bakın. Çok güzel değil mi?









Burada hem tavşan hem de kedi var. Kedilere ben miyav diyorum. Av avlar, ördekler,balıklar,kuşlar da vardı Fenerbahçe'de. Ben bütün hayvanları seviyorum. Siz de sevin olur mu?


Yoruldunuz mu? Ben yoruldum. Onun için de eve nasıl geldiğimi hatırlamıyorum. Galiba dönüş yolunda uyuyakalmışım. Hoşça kalınnnn!