29 Aralık 2012 Cumartesi
9 Mart 2012 Cuma
ELA'YLA EYLEMDEYDİK
Biz bugün Ela'yla eylemdeydik. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde Atatürkçü Düşünce Derneği'nin düzenlediği 4+4+4 kesintili eğitimi protesto eylemine katıldık. Yerel Şafak gazetesinde de fotoğrafımız çıktı. Madenci Anıtında yapılan eylemde, ADD Zonguldak Şube Başkanı Şükran Karahasan:
"Bir ulusun geleceğini eğitim belirler. Eğitim, her türlü kalıplaşmış düşünceden uzak, özgür aklı geliştirecek, bilimin esas olduğu bir nitelik taşımalıdır..
Ulusal eğitim politikaları, bir yandan yurttaşın içinde yaşayacağı toplumun gereksinimleri, diğer yandan ulusal ve evrensel değerler dikkate alınarak belirlenmelidir diyen Karahasan açıklamasında şu görüşlere yer verdi:
“Eğitim, çağdaş-laik-ulusal-bilimsel-karma ve kamusal olmalıdır. Bu hedeflere ulaşmanın öncelikli yolu temel eğitimdir. Temel eğitim, yurttaşa kişisel ve toplumsal sorunları çözmede ve üretken olmada temel nitelikleri kazandırır. 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim sistemi başarılı olmuştur.
Amaç, eğitime katılımın artırılması, eğitimli insan gücünün artırılması ise, evet başarılı olmuştur. Bugün 15 yaş üstü 20 milyon kadının evde üretim dışında olduğu göz önüne alındığında kesintisiz eğitimin hem önemi, hem de başarısı anlaşılır.
4+4+4 kesintili eğitim ne getiriyor Getirilen tamamen siyasi projedir. Hiçbir bilimsel veriye dayanmamaktadır.Taslak zorunlu eğitimi 4 yıla indirerek okullaşma oranını aşağı çekmeyi hedeflemektedir. İlk 4 yıl sonrası 10 yaşında kız, erkek çocuklarına 3 seçenek sunuluyor. Amaç belli, çağdaş, laik eğitimden bu temel eğitimin her türlü kıskaca rağmen özgür beyinler yetiştirmesinden duyulan rahatsızlık bu tasarının gizli nedenidir. Faşist iktidarlar karanlık isterler. Buna izin vermeyeceğiz. Türkiye laiktir, laik kalacaktır. 2019, Cumhuriyetimizin yıldızının parlayacağı yıl olacaktır."
Konuşmaların sonunda AKP il binasına siyah çelenk konuldu.
Ela 31 Aralık 2008 doğumlu. Yeni sisteme göre iki yıl sonra ilk okula başlayacak. Ana sınıfını kaldıracaklar, olacak iş mi bu? Çocukları bile, amaçlarına ulaşmak için, kullanmaktan çekinmeyen anlayışı haklı bulmak olası mı?
Eğitim ciddi bir iştir. Ben yaptım oldu, demekle sorumluluktan kurtulamazsınız.
Kesintili Eğitime bir kez daha hayır diyorum geleceğimiz adına...
5 Aralık 2011 Pazartesi
1 Ocak 2011 Cumartesi
TAVUK YUMURTA VERİR YA İNEK?

- Elacım, tavuk bize ne veriyor?
- Umurta...
- Pekiii inek ne veriyor?
- Üt, ayran!
Çocuk haklı, bilim sürekli gelişiyor; bilim insanları insanlık için gece gündüz çalışıyor. Şimdi değilse bile -belki- bir gün ayran da veren ineklerimiz olacak...
Bugün yeni yılın ilk günü... Dün akşam yarım doğum günü, yarım yeni yıl kutlandı. İki yarım bir etmedi bizde, en az üç katı desem abartmış olmam.Ela Yağmur iki yaşında artık.
2011 çocuklarımızın çocukluklarını gönlünce yaşayacağı bir yıl olsun hiç olmazsa...
Lütfen...
3 Mart 2010 Çarşamba
ACELE ETME HOCAM, BANA GÜVENMİYOR MUSUN?

Yaşam devam ediyor, yaşanacak alanların düzenlenmesi de...
Evde inşaat işi zor. Hani yeniden başlansa daha kolay olacak, ama var olanı yıkıp yenilemek bu koşullarda zor.
Ve en zoru da insanlarla uğraşmak! Başlıkta sözünü ettiğim Ali Usta'yla uğraşamadık biz de. Her sözünün başında "Bana güvenmiyor musun, bana güven, gerisini merak etme sen!" dedi durdu. "Acele etme ki güzel olsun hocaamm!" da onun sözü...
Zamanımız dar, bir an önce bitsin diye bakıyoruz biz de. İlk gün geldi, başla, dedik; yarın, dedi, biraz işim var, onu bitireyim, yarın başlarım!
Oysa telefonda, boşum, dediği için geldik. "Peki, bir günden birşey olmaz." dedik bekledik. İkinci gün 9.30'da geldi, 11.30'da " Bi gidip geleyim!" dedi 16.00'da geldi. "Sizin beklemenize gerek yok, ben çok iyi ustayım, bana güvenin, ben yaparım, siz gidin!" demez mi? Zaten beklerken sinir olmuşuz, "Hadi en iyisi sen git!" diyip gönderdik Ali Usta'yı...
Ertesi gün bekçimiz bize yeni usta buldu, şimdi onlar çalışıyor evde. Bunlar iyi çıktı şansımıza. Baba oğul sabah 08.00'de geliyorlar. Banyolar değişiyor, salonun balkonların seramikleri yenileniyor, çok işimiz var çoook... Neyse ki yapılıyor. Adamlar durmadan çalışıyor, acele etmemize gerek yok doğal olarak. Ali Usta işe başlamadan acele etmeyin, uyarısında bulunmuştu. Uyanık, malzemeyi de fazla fazla aldırmış bize! Artık artanı aldığımız yere geri vereceğiz.

Burası çok güzel, her gün ağaçların mısır patlağı gibi çiçeklendiğini görmek coşku yüklüyor yüreklere, şarj oluyoruz inanın. Doğayla iç içe yaşamak gerek. Apartmanların dört duvarına şıkışıp kalmamak gerekiyor. Şansımıza, ilk gün dışında, hava pırıl pırıl güneşli, öğlen saatlerinde kısa kolla geziyorum. Ohh ne tatlı hayat!

Bu arada zeytin ağacı dikmeye karar verdik. Küçük kızımın çocuğu için olsun bu da, dedim. Bekçi ve eşi: "Neee evlendi mi?" diye hayretle sordular. Ben, gayet sakin: " Yooo, ama bir gün evlenirse, çocuğu olursa!.. Nasrettin Hoca'nın çalı hesabından daha gerçekçi değil mi? Eee Eloş'un kaysı ağacı var, onun da zeytini olsun dedik; sonra da ağaç sayısını üçe çıkardık. Gelenler arasında paylaşsın değil mi ama?
Hadi hoş kalın, sağlıklı yaşayın. Sevgilerimle...
2 Eylül 2008 Salı
GELECEK TORUNUMUN KAYISI AĞACI
Eskiden güzel bir geleneğimiz varmış. Her çocuk doğduğunda bir ağaç dikilirmiş. Çocukla birlikte ağaç da büyürmüş.
Biz çocuklarımız için ağaç dikemedik. Ancak yazlığı alınca ağaçlarımızı diktik. Bütün ağaçlar hepimizindi. Tek tek sahiplenmek doğrusu o zaman aklımıza gelmedi... Ama şimdi durum farklı...
Biraz önce torunumuz için kayısı ağacı diktik. Seve seve, öpe öpe diktik minik kayısı ağacımızı. Dedesi gidip aldı. Malatya kayısısıymış. Hemen kuruyan kayısı ağacımızın bir metre ötesine çukur açtı. Komşularımız da geldi. Kürek getirdiler. Çukuru genişlettik. İçine fidanımızı yerleştirdik, biraz gübre serptik etrafına, toprakla doldurduk çukuru. Can suyu denilen ilk suyunu ben verdim torunumuzun ağacına. Sevgimizi de katarak büyümesini bekleyeceğiz.
Ve fidanımızı dikerken şarkı da söyledim kötü sesimle:
" Ela gözlerine kurban olduğum, yüzüne bakmaya kıyamadım ben ibret için gelmiş derler cihana... "
Bol bol verdiği kayısıları sayamadım ben...
KİMSE YOK MU
"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...
-
ANKETİN SORUSU ŞU: Sizce Türkiye'nin en ÖNEMSİZ sorunu nedir? Seçeneklerden sadece birini tıklayacaksınız. Şimdiden teşekkürler...
-
Eşime sordum: "57" dedi, inanamadım! Şaka yapıyorsun, dedim. Hesapla bak, dedi. Hesapladım, hesapladım işin içinden çıkamadım......
