taraf tutmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
taraf tutmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ocak 2011 Pazartesi

ADAM KOVALAMAK




"Ben de astım bu arsaya bir koyun
Feleğin zoruna dayanmaz oyun
Meydan_ı hünerde gel sen de soyun
Kati zor, oyunu bozar demişler"
(Ressam Levni)

Aşağıda sözü edilen hayvanların hiç kimseyle ilgisi yoktur. Lütfen gereksiz alınganlıklar göstermeyiniz.Zaten böyle bir şey gerçek hayatta olmaz ki! Masal bu, masal masal...

Zafiyetten çiroza dönmüştü kurdun biri;
Köpekler aksine semiz mi semiz.
Bu kurt, bir gün bir köpeğe rastladı, iri
Güzel, besili bir köpek, tüyleri tertemiz.

_Atılıp şunu bir parçalamalı,
Diyordu içinden kurt cenapları.
Boğuşmayı da göze almak lazımdı fakat...
Köpek derseniz, kendisini hakikat
Koruyabilecek kadar anaçtı.
Bunu gören kurt, pek sessiz yanaştı.
Biraz aşağıdan alıp dil dökeyim diye
Hayran olduğunu söyledi bu semizliğe.

_Güç bir şey değil sayın efendimiz
Dedi köpek, böyle benim gibi semirmeniz.
Vazgeçin, bırakın bu ormanları,
Nedir bu ormanlardan çektiğiniz!
Sefil sefil, perişan, aç bilaç,
Açlıktan nerdeyse öleceksiniz.
Hepiniz fülusuahmere(kırmızı mangır ya da şimdilerde bir Allah kuruşu) muhtaç,
Adeta aslan ağzında yiyecekleriniz.
Gelin benimle hemen değişsin kaderiniz.

Kurt sordu: _Peki işim ne olacak?

_Hiç! dedi köpek, sadece adam kovalamak.
Vazifeniz yabancılara şiddet,
Evdekilere hürmet göstermekten ibaret,
Ama karşılığında neler neler!
Sizindir artık evin sayısız yemekleri,
O ne piliç, o ne kuş kemikleri!
O ne sonsuz okşanıp sevilmeler!

Kurt ne diyeceğini şaşırmıştı
Sevincinden adeta gözleri yaşarmıştı.
Derken baktı ki köpeğin boynunda bir yara.

_Bu ne? dedi.
_Hiç!
_Nasıl hiç?
_Mühim değil yani.
_Ama ne?
_Bağlamak için tasma takarlar ya, gözüne ilişen herhalde onun yeri...

_Bağlamak mı, serbestçe dolaşamaz mısınız?
_Pek dolaşamayız, ama ne çıkar!
_Ne mi çıkar? Yerinde dursun saltanatınız.
Yani hazineler bağışlasalar
Zerre bile feda edemem hürriyetimden
Deyip bizim kurt oradan uzaklaştı hemen...

Kurtla Köpek
(Lafontaine-Çev. O.V.Kanık)

Yandaşlık zor değil mi dostlar? Bu tür dostluklar mezara kadar sürecek değil a! Amaçlarına ulaşıncaya kadar kullanabildiklerini kullansınlar bakalım. Bazılarıyla daha şimdiden kapışmaya başladılar bile... Dün el üstünde tuttukları, taraf taraf yazı döşenenleri, suçsuz insanların ayağını kaydıranları,toplumu çıkmazlara sürüklemek için destek aldıkları "yetmez, ama..." diyenleri bugün kızağa bindirmediler mi? Hızla kayıyorlar! Sırası gelen kayacak!

"Dediler bu pendi sordumsa kime
Tuz ekmek bilmeze müşkülüm deme
Kül kömür ye, namert lokmasın yeme
Gün olur başına kakar demişler"
(Ressam Levni)




6 Ekim 2010 Çarşamba

NEDİR BU KAVGA?


Döğmeli bu herifi sevgilim
Çevirip sokak ortasında akşam üstü
Sonra bir temiz rakı içmeli
Çağırıp eve eşi dostu.


Yettiniz artık! Hangi kanalı açsak onlar... Papağan gibi hep aynı şeyleri tekrarlayıp duruyorlar. Nedense belgeler hep onlara gönderiliyor! Hem de bavullar dolusu...

Yalanın bini bir para.

Bu ülkede bunca yolsuzluk, hırsızlık, arsızlık, sapıklık var. Var da onlarla ilgili tek bir belge olmaz mı o bavulların içinde? Yok, tek bir örnek bile yok!

Görünüşte çok da demokratlar! Demokratikleşecekmişiz sayelerinde! Sanki kimlerin kuklası olduklarını bilmiyoruz.

Bakın İsmail Hakkı Tonguç demokrasi konusunda ne diyor:

"Demokrasinin iki çeşidi vardır:

Topraksızı topraklandırmadan, işçinin durumunu sağlama bağlamadan, halkı esaslı bir eğitimden geçirmeden olmaz. Köklü değişiklik ister. Bu zor ama gerçek demokrasidir.

İkincisi kağıt ve sandık demokrasisidir. Okuma yazma bilsin bilmesin; toprağı, işi olsun olmasın, demagojiyle serseme çevrilen halk, bir sandığa elindeki kağıdı atar. Böylece kendi kendini yönetmiş sayılır. Bu oyundur, kolaydır. Amerika bu demokrasiyi yayıyor işte. Biz de demokrasinin kolayını seçtik. Çok şeyler göreceğiz daha..."

Sevgili Tonguç, haklısınız çok şeyler görmeye başladık sizlerden sonra:

Öğretmenler artık gerçek öğretmen olarak yetiştirilmiyor. Öğretmenler imamlaştırılıyor, imamlar yönetici oluyor okullarda...

Ve bugün kendini bilmez kişiler TV'lerde tüm değerlerimize pervasızca saldırmaktan çekinmiyor.

Halk sürü olarak görülüyor, sürüden ayrılanı kurt kapar, deniyor. Bunu diyenlerin yanında yetişenler, "Ya bizden taraf olursunuz ya da sizi bertaraf" ederiz anlayışını acımasızca uyguluyor. Birkaç cılız ses dışında kimsenin gıkı çıkmıyor.

Kurtuluş savaşı verenler yok edilmeye çalışılıyor. Teröristler baş tacı ediliyor.
Yetenekliler, çalışanlar, yurt sevdalıları tu kaka gösteriliyor.
Ezilenler, sömürülenler, garip bir şekilde, ezenlerin sömürenlerin yanında saf tutuyor, bir torba kömüre fit oluyor.

Ama sömürenler sömürüye doymuyor...

Herif küpünü doldurmuş
Malum usulle bilirsin.
Bir dostu var ki vallahi
Yanında sen çirkin kalırsın.

Ahh görmelisin onları, anlatmakla olmuyor...

Öylesine kurum öylesine çalım
Sanki küçük dağları o yaratmış
Ama bir parmak üstünün yanında
Kerata süklüm püklüm.

İçerde kaplan, dışarda kuzu kuzu...


Uygar uluslar, bilim ve teknolojide ilerlerken biz geriye gidiyoruz. "En gerçek yol göstericimiz bilim" değil artık. Atatürk devrimlerinden hızla uzaklaşıyoruz.
Yol gösterici olarak "ulemaya soralım!"diyenler tarafından yönetiliyoruz.

En önemli sorunumuz kadınların kara çarşafa ve türbana sokulup sokulmaması noktasına getirilip dayatılmış durumda. Sanki herkes çarşafa bürünürse ülke kurtulacak!

Oysa ülkemizde bilim siyaset denen canavara teslim edilmiş durumda. Eğitim ise paraya endekslenmiştir. Paran varsa okursun. Eğitimde fırsat eşitliğinin yerini para almıştır. Paran yoksa istediğin kadar zeki ol, harcanıp gidersin. Ya da cemaatlerin elinde kuklaya dönüştürülürsün, onların maşası olur çıkarsın.

Hani "Cumhuriyet fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller" yetiştirecekti?

Korkunun, şiddetin, yılgının tüm kitle iletişim araçlarında gözle görülür bir hal almasını ne yapacağız? Toplumun yanlış yönlendirmesini...
Halk habersizdir, gerçekler örtbas edilmektedir. Doğru habere, dürüst yorumlara muhtaçtır.

Taraf, taraftar ve de bertaraf medya...
BOP eksenli, uzaktan kumandalı demokrasi..

Kurumuna bakarsan büyük vatanperver
Bir o bilir dünyada olanı biteni
İnanma güzelim inanma
Çiftlikleriyle karıştırıyor vatanı.

Durum korkunç görünüyor.
Ama umutsuz değilim ben. Çünkü pay kapma yarışında birbirlerine düştüklerinin işaretleri gelmeye başladı bile...


Yukarıdaki fotoğrafa bakın isterseniz. Karşısında sarp kayalar da olsa, yılan çıyan da olsa yaprak nasıl da yeşeriyor.





Not: Dörtlükler Oktay Rıfat'ın Mehmet Bey şiirinden alıntıdır.

3 Mayıs 2009 Pazar

RUHAT MENGİ ve STAR TV PAZAR GÜNLERİNİN VAZGEÇİLMEZİ


Pazar günleri saat 12.30'da Star TV'nin karşısında yerimi alıyorum. Bu pazar da öyle yaptım...

Bugünkü programın konukları CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Meclis Eski Başkanımız Hüsamettin Cindoruk, Taraf Gazetesi Yazarı Ayşe Gül, Deniz Feneri Davasında sanık olarak adı geçen Zeki Karamanı'ın Avukatı Ersan Şen ve Emekli General Osman Özbek'ti...

Artık Adalet Eski Bakanı olan Mehmet Ali Şahin de telefonla programa katıldı.

Ergenekon Davası, Deniz Feneri Davası , terör belli başlı konulardı.


Konuşmacıları değerlendirdiğimde Hüsamettin Cindoruk, Kemal Kılıçdaroğlu ve Osman Özbek benden tam not aldılar. Konuya hakim, dersini çalışmış, belgeleri konuşturdukları için inandırıcı, güven ve umut veren bir tartışmacı profili sergilediler...

Adalet Eski Bakanı , telefonla katıldığı programda, kendisini ne kadar savunmaya çalışsa da televizyon mikrofonlarına kendi sesiyle yansıyan çelişkili konuşmaları beyinlere yer ettiğinden, inandırıcı olamadı. Başarısız olduğu için ya da Deniz Feneri Davası'ndaki tutumuyla ilgili, CHP tarafından verilen gensorunun, mecliste görüştürülmesini engelleyerek halkın gözünden kaçırma çabalarının sonucunda artık eskiler arasına o da katıldı.

Avukat görevi gereği taraflıydı, tarafı olduğu davayı savundu.Mesleğinin gereği davayı kazanınca emeğinin karşılığını alacak... Ona bir şey demiyorum.

Ona demiyorum, ama Taraf Gazetesi Yazarı Ayşe Gül'ün kimin adına, kimin tarafına, ne karşılığı konuştuğunu doğrusu anlayamadım. Tek anladığım TARAF oluşu, TARAFLI oluşu... Bence o sınıfta kaldı. Çünkü söylediklerinin hiçbirine kimseyi inandıramadığı gibi, kendisini de inandıramadı.

Vatan Gazetesi Yazarı Ruhat Mengi'yi kutluyorum.Başarılı bir program sunucusu bence. Bir de sitemim var kendisine: Pazar günü gezinti programımızı ertelememize neden oluyor, üç-dört saatimizi ekrana kilitliyor diye...


Pazar gününü evde geçirenlere öneriyorum bu programı. İzleyin, ülke sorunları üzerinde düşünün lütfen...Bu ülke bizim...



Not:
Haaa bu arada yeni bir haber, programda açıklandı. Hüsamettin Cindoruk DP Genel Başkanı olacakmış.Çalışmalar sürüyormuş . Ona da başarılar dilerim. Kendisini hep saygın bir hukukçu ve siyasetçi olarak biliyorum. Gerçi içinde olduğu hiçbir partiye oy vermedim, ama hep saygı duydum kendisine...

31 Mart 2008 Pazartesi

TARAF TUTMAK

" Bilim taraf tutar, bilim insanı taraf tutar . Ama kimin tarafını ? Gerçeğin, doğruların tarafını .
Bütün bilim tarihi, gerçeklerin, doğruların saptanması ve kabul ettirilmesi, yanlışların giderilmesi çabasının , bu uğurda verilen mücadelelerin tarihidir. Bu mücadelede bilim insanları , gerçeklerden, doğrulardan yana olmayan güçlerle karşı karşıya gelmişler, zaman zaman korkunç ve iğrenç baskılara uğramışlardır.
Galile'nin Katolik Kilisesi ile çatışması bunun herkesçe bilinen bir örneğidir... "

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...