İlhan Selçuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İlhan Selçuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Haziran 2010 Çarşamba

HENÜZ ON YEDİ YAŞINDAKİ BUSE'YE NEDEN KIYDILAR?

ATAMA SÖYLEMEK İSTEDİKLERİM



Hani bazı şeyler vardır ya anlatmak istersin anlatamazsın, görmek istersin göremezsin, duymak istersin duyamazsın, ulaşmak istersin ulaşamazsın işte öyle bir şey bu da.
Ama bunları yapabilmek o kadar önemli ve değerlidir ki senin için vazgeçemezsin bu sevdadan. Peşinden koşarsın hiç yorulmadan, yolun sonunun uçurum olabileceği ihtimali olsa bile. Çünkü bir umut vardır içinde, o umut senin gerçeğindir. Yolun sonunu umutla aydınlatırsın. İşte sen de o umuda sahiptin ve umutla aydınlattın yolunu. Sadece umut olamazdı bu; güven, kararlık ve bazense bir çift keskin mavi göz.
Şu an bunu yazabilmemin, hissettiklerimi rahatlıkla paylaşabilmemi sana borçluyum ve bunun da farkındayım.
Şu an en büyük hedefim ne biliyor musun ? "SANA ULAŞABİLMEK" kimi gülüp geçse de buna ben inanıyorum, mühim olan da bu değil mi zaten?
Tıpkı senin bir zamanlar kim ne derse desin inandığın şeyin peşinden gittiğin gibi. Ben de gideceğim.
Çünkü ben senden öğrendim; inanmayı, umutla bağlanmayı, kendine güveni ve kararlı olmayı.
Ve bunları yaparken senin aydınlattığın yolda kim ne derse desin sapmadan başım dik bir şekilde yürüyeceğim.
Çünkü ben senin önderliğinde yetişen Türk evladıyım ve zorda kalırsam muhtaç olduğum kudretin damarlarımdaki asil kanda mevcut olduğunun farkındayım.


Yukarıdaki satırlar İstanbul Halkalı'da askeri servise yapılan hain saldırıda yitirdiğimiz Buse'nin yazdıkları... Neden kıydıkları belli değil mi?


Buseler öldürülecek!

Taş atan çocuklar affedilecek ki birileri onları terörist olarak yetiştirsin, çocuktan katil yapsın, yeni Buseler öldürülsün...


Ben olsam çocuklarına taş attıran büyüklerin elinden o çocukları kurtarırdım.


Taş atan çocuklardan katil değil, Buseler yapabiliyor musunuz, işte gerçek af budur. Yoksa affedin, iki gün sonra yine o çocuklar karşınıza gelecek, siz kara kara düşüneceksiniz. Çocuğun suçu yok, eee ailenin de mi hiç suçu yok? Ana-babalık yapamıyorlarsa devletin o çocuklara sahip çıkması gerekiyor. "Bakamayanların elinden alınacak çocuklar!" , diye yasa çıkarın, göreceksiniz kimse bakacağından fazla çocuk yapamayacak.


Yaparlar mı? Yapmazlar, çünkü birileri çocukların çokluğundan nemalanıyor, kendi geleceklerini çocukların harcanmasında buluyor. Diğerleri kadınların eteklerinin altına saklanarak, kadınların özgürlüklerini elinden alma pahasına siyasi ikballerini sağlamlaştırmaya çabalıyor. Her şeyi açalım, kadınları kapatalım derken başka yerleri açıkta kalıyor da haberleri olmuyor.


Olan Buseler'e, Pınarlar'a, Başaklar'a, bütün vatan evlatlarına oluyor...

Dayanma gücü diliyorum herkese. Çünkü giderek olanaksızlaşıyor, gücümüz azalıyor, sabır duvarları çatlıyor!



Not: Üç gün Samsun, iki gün Ankara gezisinden dün gece döndüm. Samsun gezi notlarını, fotoğraflarını yayınlamaya elim gitmedi. Bu kadar acı fazla değil mi?

İlhan Selçuk'un ölümüne de çok üzüldüm. Ankara'da yolculuk hazırlıkları içindeyken alelacele yazdım onunla ilgili dünkü kısa yazımı.


Ayrıca tüm yorumlarınızı okudum, ancak zamansızlıktan yanıtlayamadım. Hepinize çok çok teşekkür ederim.

22 Haziran 2010 Salı

İLHAN SELÇUK CUMHURİYETİ

Henüz bankamatik hizmetlerinin olmadığı dönemlerde, bir baba üniversitede okuyan çocuğuna çok acil para göndermek zorundadır. Postayla gönderse en az bir hafta sürecek.

Otogara gider, çocuğunun eğitim gördüğü kente giden yolcu otobüsünün yanına gelir. Sonra otobüsün içindeki yolculardan birinin yanına gidip zarf içindeki parayı çocuğuna verilmek üzere yolcuya uzatır. Acil olduğunu ekler.
Yolcu parayı ulaştıracağını söyler, ancak bu kadar kişi içinden neden onu seçtiğini, tanımadığı halde kendisine nasıl güvendiğini de merak etmiştir; sorar.
Babanın yanıtı:

"Siz Cumhuriyet Gazetesi okuyordunuz, Cumhuriyet okurusunuz da ondan"

Cumhuriyet "Pencere"sinden yayılan ışık bizlere çok şey kattı. Teşekkürler İlhan Selçuk, sen bu ülkeye olan borcunu fazlasıyla ödedin. Huzur içinde uyu...

16 Nisan 2008 Çarşamba

İLHAN SELÇUK ve TURHAN ÇÖMEZ ve AHMET HAKAN

İkisinden de özür diliyorum...

Ahmet Hakan'ı Kanal 7 yıllarından tanıyorum. Düşüncelerime tamamen karşı bir kanal. Ama ben aykırı olanı da merak etmişimdir hep. Ne düşünüyorlar, nasıl yorumluyorlar, neleri önemsiyorlar ? Bilmeden, öğrenmeden, araştırmadan, tek yanlı yönlendirilmelerden kaçınmak için yaparım bunu... Sağlıklı karar vermek, haksızlık yapmamak için de diyebilirim...

Ahmet Hakan'ı o yıllarda tanıdım. Haberleri sunuyordu. Söylediklerine katılmam olanaksızdı ama yine de beğeniyordum sunuşunu. Diğer magazine dönüşmüş ana haberlerden daha ciddi bir duruşu vardı ve inananlar üzerinde etkiliydi.

Sonra değiştiğini söylemeye başladı. Kuşkulandım. Ama zaman zaman yazılarını okumaya devam ettim. Hatta bir yazısından sonra onu eleştiren bir ileti gönderdim kendisine. Alıp almadığını bilmiyorum, yanıtlamadığı için. İnsanları kandırmamasını istemiştim kendisinden. Değişmediğine inanıyordum o sıra. Sanırım kendisinin de bir bocalama devresi oldu.

Neyse efendim, bugün onun değiştiğine inanmaya başladım, Hem de olumlu bir değişiklik olduğuna... Tarafsız bakmaya çalışıyor sanırım. Ben de okumaya devam edeceğim.

İkinci kişi Turhan Çömez... Başından beri dikkatimi çekiyordu. Çok farklı bir duruşu, doğru saptamaları vardı. Ona inanmayı çok istiyordum ama kuşku duymadan da edemiyordum. Çünkü hem eleştiriyor hem de aralarında kalmaya devam ediyordu. Bugün artık onunla ilgili kuşkularımdan da kurtulmuş gibiyim. İzlemeye devam edeceğim.

Ve İLHAN SELÇUK... O , kendimi bildiğimden beri hep vardı yaşantımda. O ve Cumhuriyet Gazetemiz. Hep güvendim, hep inandım. Okudum, öğrendim ve aydınlandım...
Sevgili İlhan Selçuk, çabuk iyileş ve dön aramıza... PENCEREM açık seni bekliyorum. Hadi çabuk ol... Sağlıkla... Sensiz olmuyor...

21 Mart 2008 Cuma

ŞİİR OLMAYAN YERDE

BUGÜN DÜNYA ŞİİR GÜNÜ
BUGÜN BAHARIN BAŞLADIĞI GÜN
BUGÜN NEVRUZ
BUGÜN GECEYLE GÜNDÜZÜN EŞİTLENDİĞİ GÜN
BUGÜN LAİKLİK KARŞITI EYLEMLERİ İDDİASIYLA AKP YARGILANMASININ NASIL ENGELLENEBİLECEĞİNİN ARAŞTIRILDIĞI GÜN
VE

ŞİMDİ, ŞU AN HABERLERE DÜŞEN

İLHAN SELÇUK, DOĞU PERİNÇEK 'İN
ERGENEKON DAVASI KAPSAMINDA
GÖZETİM ALTINA ALINMASI...

NE OLUYORUZ, NEREYE SÜRÜKLENMEK İSTENİYORUZ ?

Bugün Dünya Şiir Günü,

"Şiir olmayan yerde insan sevgisi de olmaz. İnsanı insana şiir yaklaştırır. Yoksa cinayetler alı yürür. İnsan, insan yüzüne bakamaz olur. Şiir , insanı insana yaklaştıran şeydir." (S.Faik)

İNSANLARI SEVECEKSİN

Anlamıyor diye bu vatan seni
Bırakıp kaçacak mısın ?
Anlamıyor diye bu insanlar
Benzin döküp yakacak mısın ?
Kardeşin senin anlaşılmamak
Ve yücelerde bir hale gibi
Aşılmamak
Bilmem daha kaç kuşak
Hatta öldükten sonra da
Siperde durmuş askerler gibi
Dayanacaksın
Ayakta kalacaksın !
..........
Küfürlere, nankörlere karşı göğsünü
Eski bir yelken gibi gereceksin
Baharı sever gibi
İnsanları seveceksin.
Bütün ömrünü yaksa da insanlar
Sahte dostlar, dost görünen insanlar
Söndürüp içindeki cehennemi
Yine de SEVECEKSİN....

(S.Özdenoğlu)

BEDAVA

Bedava yaşıyoruz, bedava ;
Hava bedava, bulut bedava ;
Dere tepe bedava ;
Yağmur çamur bedava ;
Otomobillerin dışı,
Sinemaların kapısı,
Camekanlar bedava ;
Peynir ekmek değil ama
Acı su bedava ;
KELLE FİYATINA HÜRRİYET.
Esirlik bedava ;
Bedava yaşıyoruz, bedava.

(O.Veli)

SİZİN İÇİN

Sizin için, insan kardeşlerim,
Her şey sizin için;
Gece de sizin için, gündüz de;
Gündüz gün ışığı, gece ay ışığı;
Ay ışığında yapraklar;
Yapraklarda merak;
Yapraklarda akıl;
Gün ışığında bin bir yeşil;
Sarılar da sizin için, pembeler de;
Tenin avuca değişi,
Sıcaklığı,
Yumuşaklığı;
Yatıştaki rahatlık ;
Merhabalar sizin için;
Sizin için limanda sallanan direkler ;
Günlerin isimleri,
Kayıkların boyaları sizin için;
Sizin için postacının ayağı,
Testicinin eli,
Alınlardan akan ter,
Cephelerde harcanan kurşun ;
Sizin için mezarlar, mezar taşları,
Hapisaneler, kelepçeler, idam cezaları ;
Sizin için;
Her şey sizin için.

(O.Veli)

BUGÜN DÜNYA ŞİİR GÜNÜ... BUGÜN BAHARIN BAŞLANGICI OLAN YENİ GÜN... GÜNE GÜZEL BAŞLAYIN. İNSANLARI SEVİN...EL ELE , GÖNÜL GÖNÜLE GÜZEL BİR GELECEK İÇİN SİZ DE BİR ŞEYLER ÜRETİN... ŞİİR GİBİ BİR DÜNYA BIRAKALIM ÇOCUKLARIMIZA...
SEVGİYLE KALIN, DOSTÇA YAŞAYIN...

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...