kadın-erkek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadın-erkek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Ekim 2008 Çarşamba
UYANIN KADINLAR
İnsan her şeye alışıyor. Acıya da...
Bir haftadır konu ölüm.
Gelenler gidenler, dualar, teselliler... İnsan bunlarla oyalanıyor, oyalanırken de alışıyor. Ya da kabulleniyor. Aslında herkes kendi acısını yaşıyor, yaşadıklarını paylaşıyor, paylaştıkça teselli ediyor ve bu arada kendisi de rahatlıyor.
Erkekler daha mı çabuk ölüyor ne? Ya da gelen kadınların çoğunun kocasının ölmüş olması bir tesadüf mü? İçlerinden biri:
"Kadınlar çok günahkar da ondan erkekler ölüyor!" diyiveriyor.
Neden günahkar, diye soruyorum:
"Açık saçık giyiyorlar da ondan. Erkeklere baktırıyorlar. Bizim neremize baksınlar ki? Her tarafımız bak ne güzel kapalı!"
İç sesim, o zaman sizin kocanız niye erken öldü, diyor.
Dış sesim "Bu işte erkeklerin hiç suçu yok mu, sorusunu yöneltiyor.
"Onlar erkek! Bakarlar!" yanıtını alıyorum.
Önce kadınların eğitilmesi gerekiyor. Bu suçluluk duygusundan kurtulmak zorundalar.
Hepsi dindar, çoğu yaşlı komşu kadınlar kayınvalidemi yalnız bırakmıyorlar. Her gece okunan duayı büyük bir sessizlik içinde anlamadan dinliyorlar. Dualara katılıyorlar. Bitince de sohbete başlıyorlar.
Namaz kılarken uyuyakaldığını anlatıyor bir tanesi...
Ahhh diyor iç sesim, sizi hep uyutmuşlar! Bir uyansanız, ahhh bir uyansanız...
Okuma yazmayı bile bilmeyen, her olayda suçlanan, suçluluk duygusuyla yetiştirilen bu kadınlar büyükanne... Bunları eğitmek zor, hatta olanaksız görünüyor. Ama çocuklarını kurtarmak gerek, geleceğin annelerini kurtarmak gerek... Önce kadınlar kendilerine inanmalılar. Önce onlar namaz kılarken de, dua ederken de, yaşama katılırken de uyanık olmalı...
Uyandırmalıyız herkesi, ama önce kadınları...
Uyanın kadınlar...
8 Haziran 2008 Pazar
KADIN OLMAK
Kadın olmak...
Ne çok sorumluluk yüklüyor insana... Eğer Türkiye gibi bir ülkede yaşayan kadınsanız işiniz daha güç değil mi ?
Öncelikle zamandan çalmak zorundasınızdır... Zamansızsınızdır. Kendinize özgü birşeyler yapmanız hep diğerlerinden sonraya kalıyor. Yaptığınız her işte daha dikkatli olmanız gerekiyor.
Daha küçücük bir çocukken bile oturuşunuza kalkışınıza dikkat etmeniz beklenir. Oysa erkek çocuklar için böyle bir zorunluluk yoktur. Aksine aile albümlerinde çıplak fotoğrafları övünçle sergilenir. Büyüdükçe kızlarımızın sorumlulukları da büyür. Ailenin ve toplumun beklentileri de...
Hem erkek çocukları gibi başarılı olsunlar istenir hem de iyi bir eş, iyi bir anne olarak yetişmeleri... Baba olacak şekilde yetiştirilen erkek çocukları var mı bilmiyorum. Blog yazarlarını okuyorum... Anne ve anne adaylarının yazılarında çocuk baş kahraman iken, babalarınkinde kısaca değinilen figüran durumunda çocuklar. Evet kadın doğurur, sorumluluk onda büyük ölçüde ama erkeklerin bunda hiç mi katkısı yok ki yaşamlarının merkezine oturtamıyorlar anneler gibi çocukları.Yanlış anlaşılmasın babalar, iyi babalar yok ,demiyorum. Olmaz olur mu ? Yakından tanıdığım pek çok böylesi baba var, var ama annelerle kıyaslayınca sorumluluk konusunda üstün olanların sayısı ne kadar da az değil mi ? Toplumun bakış açısı değişmedikçe kadınların işi biraz daha zorlaşmıyor mu ?
Siz, hiç trafik kazası yapan bir şoför için "erkek sürücünün kullandığı " diye başlayan bir cümle duydunuz mu ? Ama eminim " kadın sürücünün " cümlesiyle başlayan pek çok kaza haberine tanık olmuşsunuzdur.
Kadın yazarlar denir de erkek yazarlar denmez.
Ailede düğün olur, kadınlardan beklenir pek çok iş; hasta varsa kadınlar görev başına. Ne kadar becerikliyseniz o kadar övgü alırsınız.
Nasıl giyineceğinize çoğunlukla erkekler karar verir. Ev kadını vardır da ev erkeği yoktur. Erkek çapkındır, kadın kötüdür !
Nereden buraya geldim bilmiyorum. Bildiğim yazmayı çok özlediğim. Şu anda Ankara'ya geleli bir hafta oluyor ve ben ilk kez bloguma girebildim. Sabah ezanı okunuyor. Çaldığım bu zaman parçasından yararlanarak bu satırları yazıyorum.
Atatürk'e bir kez daha büyük saygı ve hayranlık duyuyorum ve cumhuriyet savcılarımıza da sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum gecenin bu vaktinde Ankara'dan. İyi ki varsınız, iyi ki yaşıyorsunuz, iyi ki yaşatıyorsunuz.
Bu arada geleceğimizin güvencesi, Atatürk Türkiye'sinin aydınlık yarınlarının bekçileri gençlerimize girecekleri tüm sınavlarda başarılar diliyorum, hepsini sevgiyle kucaklıyorum...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
KİMSE YOK MU
"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...
-
ANKETİN SORUSU ŞU: Sizce Türkiye'nin en ÖNEMSİZ sorunu nedir? Seçeneklerden sadece birini tıklayacaksınız. Şimdiden teşekkürler...
-
Eşime sordum: "57" dedi, inanamadım! Şaka yapıyorsun, dedim. Hesapla bak, dedi. Hesapladım, hesapladım işin içinden çıkamadım......