Yağmur Ela etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yağmur Ela etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mayıs 2012 Perşembe

HUZURUM KAÇTI

On aylık hasretlik bitti. Gönderirken döktüğüm gözyaşlarının  bir başka çeşidini havaalanında onu beklerken de engelleyemedim. Ela'yla birlikte yolcu çıkış kapısına kadar gittik. Görevliler uyarmak istediler, ama gözlerimi görünce kapının yakınında beklememize ses çıkarmadılar. Ve o geldi. Sarıldık, koklaştık... Evet, evet tatlı bir huzur sardı her yanımızı...

Kızım da özlemiş hepimizi, onunkine bir de memleket özlemi eklenmiş. Sürekli bir kıyaslama içindeyiz. ABD'de de şöyle, burada böyle durumları yani... Ama burası pek çok konuda daha önde...

"Vurulmuşum toprağına taşına, yerde gezen, gökte uçan kuşuna; baharına yazına, karakışına vurulmuşum. Benim çiğdem kokulu memleketim..."



 İstanbul'u geziyoruz, onun gözleriyle bir kez daha görüyorum ve bir kez daha aşık oluyorum İstanbul'umuza ve yurdun her köşesine...


  Bazen arkadaşlarıyla buluşuyor, özlem gideriyor.Bugün Fenerbahçe parkına gittik hep birlikte. Her gün bir etkinlik anlayacağınız...



Bu arada Ela'yla aşkımız aynı şekilde devam ediyor. Bu sabah anaokuluna ben götürdüm. Çocuklar nasıl da çabuk büyüyorlar. Üç buçuk yaşındaki çocuğun söyledikleri şaşırtıyor beni:
"Anneanne ben seni sevmiyorum! diyor ve hemen arkasından:
"Çünküüüü ben seni çoooookk seeviiyoooruuuummm..." diye ekliyor...

Bir Tatlı Huzur Var... Evet, var da neden sayfamda yok sorusuna gelince...

Aslında komik mi desem, acemilik mi huzurumu kaçıran? Her ikisi de duruma uygun sanırım.

"Bir Tatlı Huzur" eskiden yazdığım şu yazıydı. 

Yazıda verdiğim linkteki kardanadamı Ela çok seviyor ve her gelişimde izlemek istiyordu, bu kez de aynı şey oldu. O linke ulaşabilmek için eski yazıyı aradım, bulamayınca yeni kumanda panelinde ulaştım, önce düzenleye; sonra yayınlaya bastım. Eski yerinde çıkmasını beklerken güncellemişim farkında olmadan. Güncellendi, ama konu güncel olmadığı için geri çektim. Şimdi "Bir Tatlı Huzur" yazısı taslak olarak bekliyor. Eski yerine gidemiyor; bugüne uymuyor; sadece bir başlık olarak blogumda yer alacak. Sonuç olarak ben masumum, yeni kumanda panelinin kurbanı oldum.Huzurum Kaçtı, yakalamak için fazla zamanım da yok. Ama durun bir kez daha deneyeceğim...
 
Bir kez daha bakınca şu anda sorunu çözdüm ve "Bir Tatlı Huzur"u eski yerine(24 Kasım 2010) gönderebildim. Zamanlama eskiye doğru da yapılabiliyormuş, yaşasınnn...
Gelip de bulamayanlardan özür dilerim. Merak edip soranlara çok teşekkür ederim. Durum işte böyle...

Günler yoğun ve güzel geçiyor. Çocuklarımla birlikteyim... Haberleri daha az izliyorum ve bir tek bu bile insanı huzurlu kılmaya yetiyor mu ne? 
Herkese huzurlu, mutlu günler diliyorum; tüm annelerin "Anneler Günü"nü şimdiden kutluyorum...

9 Mart 2012 Cuma

ELA'YLA EYLEMDEYDİK

Biz bugün Ela'yla eylemdeydik. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde Atatürkçü Düşünce Derneği'nin düzenlediği 4+4+4 kesintili eğitimi protesto eylemine katıldık. Yerel Şafak gazetesinde de fotoğrafımız çıktı.


Madenci Anıtında yapılan eylemde, ADD Zonguldak Şube Başkanı Şükran Karahasan:


"Bir ulusun geleceğini eğitim belirler. Eğitim, her türlü kalıplaşmış düşünceden uzak, özgür aklı geliştirecek, bilimin esas olduğu bir nitelik taşımalıdır..

Ulusal eğitim politikaları, bir yandan yurttaşın içinde yaşayacağı toplumun gereksinimleri, diğer yandan ulusal ve evrensel değerler dikkate alınarak belirlenmelidir diyen Karahasan açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

“Eğitim, çağdaş-laik-ulusal-bilimsel-karma ve kamusal olmalıdır. Bu hedeflere ulaşmanın öncelikli yolu temel eğitimdir. Temel eğitim, yurttaşa kişisel ve toplumsal sorunları çözmede ve üretken olmada temel nitelikleri kazandırır. 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim sistemi başarılı olmuştur.

Amaç, eğitime katılımın artırılması, eğitimli insan gücünün artırılması ise, evet başarılı olmuştur. Bugün 15 yaş üstü 20 milyon kadının evde üretim dışında olduğu göz önüne alındığında kesintisiz eğitimin hem önemi, hem de başarısı anlaşılır.

4+4+4 kesintili eğitim ne getiriyor Getirilen tamamen siyasi projedir. Hiçbir bilimsel veriye dayanmamaktadır.Taslak zorunlu eğitimi 4 yıla indirerek okullaşma oranını aşağı çekmeyi hedeflemektedir. İlk 4 yıl sonrası 10 yaşında kız, erkek çocuklarına 3 seçenek sunuluyor. Amaç belli, çağdaş, laik eğitimden bu temel eğitimin her türlü kıskaca rağmen özgür beyinler yetiştirmesinden duyulan rahatsızlık bu tasarının gizli nedenidir. Faşist iktidarlar karanlık isterler. Buna izin vermeyeceğiz. Türkiye laiktir, laik kalacaktır. 2019, Cumhuriyetimizin yıldızının parlayacağı yıl olacaktır."


Konuşmaların sonunda AKP il binasına siyah çelenk konuldu.


Ela 31 Aralık 2008 doğumlu. Yeni sisteme göre iki yıl sonra ilk okula başlayacak. Ana sınıfını kaldıracaklar, olacak iş mi bu? Çocukları bile, amaçlarına ulaşmak için, kullanmaktan çekinmeyen anlayışı haklı bulmak olası mı?


Eğitim ciddi bir iştir. Ben yaptım oldu, demekle sorumluluktan kurtulamazsınız.

Kesintili Eğitime bir kez daha hayır diyorum geleceğimiz adına...



31 Aralık 2011 Cumartesi

İYİ Kİ DOĞDUN ELA YAĞMUR


2011 yılına veda etme zamanımız geldi...

Gitmeden önce
ona çok teşekkür etmek istiyorum. Bu yıl mutluluktan uçtuğum, ayaklarımın yerden kesildiği nice güzellikleri yaşattı bana.

En önemlisi küçük kızımın yeni yaşamına sevdiğiyle birlikte yürümeye başladığı bir yıl olması...

(DEVAMI BURADA)

Kuzumuz üç yaşını bitiriyor. İyi ki doğdun Ela Yağmur...

Biz Yeni Yılı yani Ela'yı kucaklamaya gidiyoruz İstanbul'a. Sadece Ela'yı değil uzaktaki yakındaki tüm sevdiklerimizi yüreğimizle kucaklayacağız. Küçük kızımız ve damadımızı da içimizde götürüyoruz; çoook uzaklarda da olsalar yüreğimizin en güzel yerindeler, bizimleler, bizdeler...
Blog Dostlarım sizleri de unutmadım, kucaklıyorum hepinizi.
Siz de sevdiklerinizi kucaklayın...

2012 Herkesin sevgiyle kucaklaştığı bir yıl olsun...

20 Kasım 2011 Pazar

BUGÜN DÜNYA ÇOCUK HAKLARI GÜNÜYMÜŞ

Bayramda birlikteydik.

Gittikten sonra telefonda konuşuyoruz:

- Nasılsın Tatlım?
-İyiyim. Sen nasıılsıınnnn?
-İyiyim, ne yapıyorsun?
-Geleyor musun?
-Doğum gününde geleceğiz Ela'cığım...
-Doğum günüm başladı bile... Geeeliiiinnnnn!

Doğum günü: 31 Aralık'ta...
İyi ki doğdun Ela Yağmur, seninle hayat çok güzel.



















Tüm çocuklar korunmayı, insanca yaşamayı, sevilmeyi, okşanmayı hak ediyor.

"Gündemde Çocuklar Olmalı" , evet...

Çok çocuk yapın(!) demek kolay; zor olan onları mutlu, sağlıklı yaşatabilmek, eğitimli yurttaşlar olarak yetiştirebilmektir...

Deprem değil, biz öldürüyoruz onları!


"Lunaparkta Yaşamak" Bulogunda Kamikaze'nin Duyurusunu okuyun lütfen:

DEPREM BÖLGESİNDEKİ

300.000 ÇOCUĞUN YAŞAMI RİSK ALTINDA

VAN-ERCİŞ BÖLGESİ’NDEKİ ÇOCUKLARIN YAŞAMINI KORUMAK İÇİN

HERKESİ İVEDİLİKLE HAREKETE GEÇMEYE ÇAĞIRIYORUZ.

16 Haziran 2011 Perşembe

HAZIRIM DEDİ

Akşam üstü telefonum çaldı, açtım veee nefessiz dinledim:

"Ben hazırım! Bakkk bunu aldık!"
"Çarşıya mı gittiniz?"
"Hayııır, eve getirdiler..."
"Bugün ne yaptın?"
Hızlı hızlı anlatmaya başlıyor, belli ki olağanüstü bir gün geçirmiş.

"Parka gittik, yağmur yağdı, biz kaçtık; teyze beni kucağına aldı, koşa koşa kaçtık. Ben az ıslandım, teyze çoookk ıslandı!"

Eeee, madem ki o hazır benim de çabuk çabuk hazırlanmam gerekiyor değil mi? Gerçi deniz mevsimini açmadan önce yapacağımız çok güzel işlerimiz var daha. Temmuz'da düğünümüz var biliyorsunuz. Hem de iki ayrı şehirde...

Düğün öncesi Bandırma-Erdek dolaylarında geleneksel hale gelen okul arkadaşlarımla buluşma toplantımız var. Geçen yıl Samsun'daydık; bu yıl Bandırma'da...

Sonrasında da yazlık günleri başlayacak. Yakında yollara düşeceğim yeniden. Bir hafta daha buralardayım, hazırlanmalıyım; Ela'cığım hazırlanmış bile...
Telefonda gel gel eyledi bana, durulur mu?
İlk durak İstanbul...

"Ahh özledim, hem de çok özledim, ezberledim beklemeyi

Yollar benim umudumdur, yolları kapatmayın
Yağmayın yollarıma durun kar taneleri"

Herkesin yolu açık olsun, yalnız ve güzel ülkemizin de...

7 Nisan 2011 Perşembe

YENİDEN MERHABA

Onlar söz konusu olunca her şeyin sıralamadaki yeri değişiyor, birinci sıraya çocuklar yerleşiyor hemen...

Bir haftalığına gittiğim İstanbul'da iki aya yakın kaldım.Neler mi yaptım? Oooo anlat anlat bitmez. Şimdilik kısa kısa yazayım mı?


Öncelikle şunu söyleyeyim; gelinlik hakkında çok şey öğrendim. Gelinlik mi alacaksınız, bana sorun. İstanbul'da dolaşmadığım gelinlik mağazası kaldı mı bilmiyorum, elimde fotoğraf makinasıyla hem de. Bazen kaçak, bazen izinli çektim de çektim.
Sonunda aradığımızı bulduk. Zor oldu.
Kızım diye söylemiyorum, ne giyse yakıştı, her giydiğine "işte bu" dedim çünkü... Mutluluktan ayaklarım yerden kesildi desem yeter mi? Ayrıntılar sonraya kalsın. Daha zaman var.

Elacığımla maceralarımız anlatmakla bitecek gibi değil, hangi birini anlatsam ki... Ben susayım fotoğraflar konuşsun en iyisi.














Vee onları güvenli ellere bırakarak dün akşam döndüm.

Evimi özlemişim. Eşimi, hafta sonları gelip gitse de özlemişim.Çocukların evinde yeni yetmeler gibi kaçamak görüşmek evde olmanın yerini tutmuyor bilenler bilir değil mi?

Dün akşam otobüsten indim; eşim karşıladı; gözlerinin içi gülüyor, eve geldik. Telaşlı, masayı hazırladı; yardım etmeme bile izin vermiyor. Neler mi var masada? Sıkı durun: yaprak dolması, patlıcan salata, mantar sote, tavuk pirzola yanında biber ve domates kızartması... Tamam dolma,patlıcan ve mantar hazır alınmış; ama diğerleri evde yapılmış... Sonra bana bira, kendisine rakı doldurdu ve mumu yaktı; ışıkları söndürdü. "İyi ki doğdun, iyi ki döndün" şarkısı...

Bir önceki akşam da çocuklar havalara uçurmuştu beni. Şahane akşam yemeğinden sonra, Ela'mın ve benim şaşkın bakışlarımız eşliğinde sevgili damadım ışıkları söndürdü; üzerinde mumlar yanan pastayla büyük kızım, bir demet kırmızı gülle küçük kızım salona girdi... "İyi ki doğdun anne" der demez, Ela ellerini birbirine vurarak "İyi ki doğduuunn annneannneeee" şarkısını söylemeye başladı. Artık ben ben olmaktan çıktım, o anda büyük bir yürek oldum tüm dünyayı içine alabilecek. Silinmeyecek anlar vardır insan yaşamında, işte o anlardan birini yaşattılar bana. Hepinizi çok seviyorum. Evet, iyi ki doğdum, iyi ki var oldunuz...

Yaşadığım şehri, buradaki dostlarımı özlemişim. Baharını yazını, kömür karasını özlemişim. Penceremden içeri sızmış kurumu, bahçemdeki çiçek açmış erik ağaçlarını, sisli puslu havasını; aşağıdaki sahada, nisan ayını şenlendiren geleceğimizin güvencesi Ulusal Egemenlik bayramımızı kutlamaya hazırlanan çocuklarımızın sesini özlemişim.

Bloguma yazmayı, blog yazarlarını okumayı özlemişim.

Herkese merhaba, ben döndüm...

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...