Masak: Mali İşleri Araştırma Kurulu...
Adı üstünde, soracak soruşturacak, araştıracak, bilgiye ulaşacak, toplumu doğru bilgilendirecek.
Hangi alanda? Mali alanda, yani akçeli işlerde...
12 Eylül 1980:
Çalkantılı tarihimizin dönüm noktalarından biriydi. Öncesinde ülke kan gölüne dönmüştü, döndürülmüştü.
Emir komuta zinciri altında, "Amerika'nın bizim çocuklar" dediği beş general, yönetime el koyduğunu açıkladı. Sıkı yönetim ilan edildi, halk derin bir nefes aldı. 1982 yılında yeni Anayasa yapıldı. Benim "Hayır" diye oy verdiğim Anayasa % 92 "Evet" oyuyla kabul edildi halkımız tarafından. Bu arada Kenan Evren Cumhurbaşkanı seçildi...
Daha sonrasında Turgut Özal dört eğilimi birleştirdim diyerek Başbakan oldu.
Acılar bitti mi? Ne gezer. Sıkıyönetim mahkemeleriyle gencecik fidanlar acımasızca kırıldı, ölümler, işkenceler tarihin kanlı sayfalarındaki yerini aldı. 24 Ocak1980'de Özal'ın hazırladığı kararlar darbecilerin desteğiyle rahatça uygulandı. Serbest piyasa ekonomisiyle halk ve emekçiler ezildi, yeni türedi zenginler yaratıldı. Faiz patladı. Bankerler, bankalar halkın üç kuruşluk birikintisini bile iç etti.Türk parasının değeri düşürüldü.
"Benim memurum işini bilir!", "Ben zenginleri severim!" sözleriyle hırsızlık, arsızlık, dolandırıcılık, rüşvetle de olsa ,zenginlik, yüce değer olarak camiden çıkmayan müslüman Başbakan Özal tarafından topluma şırınga edildi. "Star" Televizyonu o dönemde yasa dışı yayına başladı. Rahmetli Özal'ın oğlu Ahmet Özal da televizyona ortak oldu. Daha neler neler...
Geldik bu güne... Her alanda yolsuzluk, rüşvet, dolandırıcılık söylentileri kulaktan kulağa anlatılıyor. "Asrın Davası" da denilen halkın paralarını din kisvesi altında dolandırdığı Alman mahkemeleri tarafından belgelerle kanıtlanan "Deniz Feneri" nin Türkiye'deki uzantılarının yargılanması davası galiba sürüyor. Davadan el çektirilen, suçlu diye topluma sunulan Cumhuriyet savcıları aklandı; ama görevlerine devam edemediler. Belki bir gün bu davanın sonucunu da görürüz.
Bu dönemde de bazı kişilerin çok çok zengin olduğu dedikoduları bazı gazete manşetlerini ve sosyal medyayı süslemeye devam ediyor.Toki, gemicik,İsviçre bankalarındaki hesaplar... Halk yine yoksul, yine eziliyor, yine işsiz... Yardıma muhtaç, borçlu yaşayıp gidiyor. Korka korka, gizli gizli konuşuyor bütün bu dedikoduları. Ağız torba değil ki büzesin...
Aslında bütün bunları yazmama neden başlıkta da belirttiğim MASAK'ın hazılayıp medyaya da servis ettiği rapor(!)..
Hani 'Yiğidi öldür, ama hakkını yeme.' der atalarımız. Şimdi (güya) 12 Eylül yargılanıyor ya, mal varlıklarını araştırma görevi de Mali İşleri Araştırma birimine (MASAK)verilmiş. Onlar da titiz çalışmalar(!) sonucunda rapor hazırlamışlar. Tüm televizyon kanallarımızda, gazetelerimizde ,kınayan yorumlarla, halka duyuruldu. (BAKINIZ)
Sonra ne mi oldu? Paşaların suçlanan yakınları belgeleriyle ortaya çıkıp korkunç yanlışı gözümüzün içine soktular. Ben çok utandım kendi adıma. Çünkü eşime, "Ooo şunların yaptığına bak, eski gelinlerine bile..." diye başlayan cümleler kurdum. Kim bilir kaç kişi küfür etmiştir duyurulan mal varlıklarıyla ilgili bu kişilere...
Oysa 169 yazlık dairesi var denilen kişinin, bir tane yazlığı var ve onun da numarası 16/9... 16/9 olmuş mu 169 sehven!
"28 Blok üzerine 242 dairesi var!" dedikleri kişinin askeri lojman olan burada bir tek dairesi olduğu ortaya çıkıyor. "Sehven" öyle demiş MASAK görevlileri!..
Diğerlerinde de sehvenlikler aynı karalamalarla dolu.
Daha önce de "sehven" telefona yüklemeler yapılmıştı polisler tarafından hatırlarsınız. Mehmet Ali Çelebi, gözaltına alınınca telefonu alınmış ve hizbullahın telefonlarının tamamı bir saniyede yüklenivermişti nasılsa...Sehvenlik örnekleri bu dönemde tavan yaptı nedense...
Son söz... Bu kadar büyük hatayı neden, nasıl yaptığı sorulur, sorgulanır mı bilmiyorum. Belki de MASAK görevine devam eder. Acaba diyorum bugünkü zenginleri de araştırıp kamuoyunu bilgilendirebilirler mi? Bence aklanmak iyidir. Yoksa halkın ağzı torba değil ki büzesin...
sehven etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sehven etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Kasım 2012 Cuma
24 Haziran 2011 Cuma
HADİ ORDAN SEN DE!
Bir kişi...
Dini, dili,ırkı, cinsi ne olursa olsun...
Milletvekili olmak için Yüksek Seçim Kuruluna adaylık başvurusu yapıyor...
Önce olmaz deniyor, adaylık koşullarını taşımıyor, tutuklu deniyor...
Sonra adayın itirazı inceleniyor; yanılmışız, aday olmasında sakınca yoktur deniyor...
Bu kişi bağımsız aday olarak seçim çalışmalarına başlıyor...
Seksen binden fazla kişi seçimde ona oy veriyor...
Ve o kişi avukatları aracılığıyla milletvekilliği mazbatasını alıyor...
Sonra ne mi oluyor?
Yok, yok biz yanlış yapmışız, sen mahkum olmuşsun meğer! Yan masadaki arkadaşın dosyasında unutulmuş bu karar, görememişiz; milletvekili olamazsın!..
Eeeee!.. Sana verilen oyları tamamen karşı görüşündeki bir partinin milletvekiline vereceğiz; sen değil o, senin seçmenlerinin temsilcisi olacak!..
Bir mazbata da ona veriliyor, iyi mi?
Şimdi toplumca bir çuval inciri b.. ettiğimize mi yanalım, ayıkla pirincin taşını mı diyelim; bilen beri gelsin...
İnsanlar yalan söylerse, doğrunun ne olduğunu şaşırır; yanlış üstüne yanlış yapar. Son yıllarda koca koca adamların "SEHVEN" diyip üstünü örttükleri ne çok yanlışla karşılaştık değil mi? Ve bunu yapanlar makamlardan makam beğendi nedense ve mağdur olanlar cezalardan ceza beğenir duruma getirildi...
ÖSYM yanlışlıkları bile bir hükümeti düşürmeye yeterken, bizde %50 devam diyorsa, yürü be kulum seni kim tutar!
Tek çözüm dürüstlük galiba... Birileri gizli gündemleri uğruna toplumu parçalanmanın eşiğine getirmiyor mu?
Açılım dediler; ne olduğunu açıklamadılar...
Anayasa diyorlar; ne istediklerini söyleyemiyorlar...
Komşularımızla sıfır sorun dediler, sorunu kendileri yarattılar...
Ne yurtta ne de dünyada barış adına bir küçük umut kırıntısı bıraktılar...
"Ben bilmem, büyüklerim bilir, gündemi takip etmiyorum!.." diyen ünlü vekillerinin parmağıyla bu büyük ulusun kaderine şekil vereceklerini sanıyorlar...
Hadi ordan sen de!
NOT: Bu yazdıklarımın gerçekle hiçbir ilişkisi yoktur; tamamen "sehven" yazılmıştır.
Dini, dili,ırkı, cinsi ne olursa olsun...
Milletvekili olmak için Yüksek Seçim Kuruluna adaylık başvurusu yapıyor...
Önce olmaz deniyor, adaylık koşullarını taşımıyor, tutuklu deniyor...
Sonra adayın itirazı inceleniyor; yanılmışız, aday olmasında sakınca yoktur deniyor...
Bu kişi bağımsız aday olarak seçim çalışmalarına başlıyor...
Seksen binden fazla kişi seçimde ona oy veriyor...
Ve o kişi avukatları aracılığıyla milletvekilliği mazbatasını alıyor...
Sonra ne mi oluyor?
Yok, yok biz yanlış yapmışız, sen mahkum olmuşsun meğer! Yan masadaki arkadaşın dosyasında unutulmuş bu karar, görememişiz; milletvekili olamazsın!..
Eeeee!.. Sana verilen oyları tamamen karşı görüşündeki bir partinin milletvekiline vereceğiz; sen değil o, senin seçmenlerinin temsilcisi olacak!..
Bir mazbata da ona veriliyor, iyi mi?
Şimdi toplumca bir çuval inciri b.. ettiğimize mi yanalım, ayıkla pirincin taşını mı diyelim; bilen beri gelsin...
İnsanlar yalan söylerse, doğrunun ne olduğunu şaşırır; yanlış üstüne yanlış yapar. Son yıllarda koca koca adamların "SEHVEN" diyip üstünü örttükleri ne çok yanlışla karşılaştık değil mi? Ve bunu yapanlar makamlardan makam beğendi nedense ve mağdur olanlar cezalardan ceza beğenir duruma getirildi...
ÖSYM yanlışlıkları bile bir hükümeti düşürmeye yeterken, bizde %50 devam diyorsa, yürü be kulum seni kim tutar!
Tek çözüm dürüstlük galiba... Birileri gizli gündemleri uğruna toplumu parçalanmanın eşiğine getirmiyor mu?
Açılım dediler; ne olduğunu açıklamadılar...
Anayasa diyorlar; ne istediklerini söyleyemiyorlar...
Komşularımızla sıfır sorun dediler, sorunu kendileri yarattılar...
Ne yurtta ne de dünyada barış adına bir küçük umut kırıntısı bıraktılar...
"Ben bilmem, büyüklerim bilir, gündemi takip etmiyorum!.." diyen ünlü vekillerinin parmağıyla bu büyük ulusun kaderine şekil vereceklerini sanıyorlar...
Hadi ordan sen de!
NOT: Bu yazdıklarımın gerçekle hiçbir ilişkisi yoktur; tamamen "sehven" yazılmıştır.
13 Nisan 2011 Çarşamba
ERKEN BOŞALMA
Herkesten özür dilerim.
Başlığı "Erken Konuşma" ya da "Erken Tatmin" olarak düşünmüştüm,ama SEHVEN(yanlışlıkla) ERKEN BOŞALMA diye yazmışım.
Bunun dışında başka bir amaç aramaya kalkanlar provakatördür. Bazı güç odaklarının piyonudur. Başarılarımı kıskanan, yazılarımın okunmasını engellemeye çalışan kötü niyetli kişilerdir. Biraz hoşgörü lütfen...
Hem sadece ben mi SEHVEN yaptım?
Sehven, insanlar yıllarca hapiste yatıyor.
Sehven, onların suçsuz olduğunu kanıtlayacak belgeler işleme konmuyor, bir yerlerde unutuluyor.
Sehven, telefonlar dinleniyor, insanlar takip ediliyor.
Sehven, tutuklu gencecik teğmenimizin telefonuna hizbullahın telefonları polisler tarafından ekleniyor.
Sehven, hizbullahçılar serbest bırakılıyor.
Sehven, eli kanlı canilerle ülkenin kaderi konuşuluyor, planlanıyor.
Sehven, sınav soruları şifreleniyor.
Sehven, Antalya Vali Yardımcısı, izinli gününde, ninesini-dedesini de soksa kazanabileceği, şifreli sınavın iptali için gösteri yapan liseli öğrencileri yuhalıyor. Eşi ve iki oğlunun da girdiği şifreli sınavdan belli ki kendisi çok tatmin olmuş.
Hükümet üyeleri büyükten küçüğe hemen tatmin olduklarını açıklıyor.
Başbakan da biraz gecikmeyle tatmin olduğunu açıklıyor.
İşte Erdoğan'ın yorumu:
"ÖSYM Başkanı'nın yaptığı açıklamalardan ben tatmin oldum. Birilerinin tezgahı bozuluyor ki bu işten çok rahatsızlar.
Şu anda çok farklı bir uyguluma ile çok daha dinamik bir yapı ile kaliteyi artırıcı bir imtihan sistemi gerçekleştirildi.
Kendilerine başarılar diliyorum. Zaman kaybıyla ikinci imtihanı engelleme gayreti var. Sokaklara kimlerin döküldüğü ortada.
Bunların provakatif eylemleri YGS imtihanını da olumsuz yönde etkilememelidir.
Burada samimi olarak kazananlara başarı temennilerimi iletiyorum."
Ancak şimdi yeni bir durum ortaya çıktı.Her gün, saat on birde, sabırsızlıkla beklediğim, CNN Türk'ün "Medya Mahallesi" programında Abbas Güçlü ÖSYM Başkanının öğrencilere gönderdiği mektubu açıkladı. İşte o haber:
"YGS sınavında ortaya çıkan 'şifreleme' iddiaları ile ilgili olarak ÖSYM Başkanı Prof. Ali Demir'den şok bir itiraf geldi. YGS'deki şifreleme iddiaları ile ilgili olarak adaylara mektup gönderen ÖSYM Başkanı Demir, YGS'de şifreleme hatası yapıldığını ancak hatanın kasıtlı değil, 'sehven' yapıldığı belirtildi.
CNN Türk'te yayınlanan Medya Mahallesi'ne konuk olan Milliyet gazetesi eğitim yazarı Abbas Güçlü, Demir'in öğrencilere yazdığı mektubu ilk kez açıkladı ve ÖSYM Başkanı Demir'in mektubunun 'itiraf' anlamına geldiğini vurguladı.
Abbas Güçlü, Başbakan Erdoğan'ın 'Ben tatmin oldum' açıklamasını da "Görülüyor ki Başbakan'ın konuyla ilgili bilgisi yok" sözleri ile değerlendirdi."
KPSS sorularının çalındığı iddiaları üzerine de erken konuşmuşlardı, sonra sınav iptal edildi, soruşturma açıldı. Gerçi soruşturmada, belki de sehvenlikler çok olduğu için, henüz sonuç alınamadı, ama geç de olsa adalet yerini bulacak, gerçek suçlular cezasını çekecektir. Yakında ÖSYM sınavı da iptal olacaktır. Bekir Coşkun'un dediği gibi çorbaya sinek düşmüş, mide bulanmıştır bir kez. Kaçış yok...
Madem başlığı sehven "Erken Boşalma" yazdım, o konuda da kısa bir bilgi sunayım. Bakalım neymiş:
"Erkeğin boşalma refleksi üzerinde çok az kontrol sahibi olduğu veya hiç kontrol sahibi olamadığı ve boşalmasını kontrol edemeyeceği hissine kapıldığı durumu yaşamasıdır . Kontrolsüz boşalma yaşayan erkekler yoğun utanç, yetersizlik , eksiklik hisleri ve aşağılanmış,küçük düşme hisleri ile baş başa kalmaktadır.
Bu durumu yaşamak erkeğin iç dünyasında yaşadığı duygularının etkisiyle kırılma yaşamasını sebep olmaktadır.Eşiyle ilişkilerine olumsuz olarak yansıdığı gibi hayatının her alanda yaşadığı kırılmanın etkisini görmek mümkündür.Yaşanan bu durumun incinmenin etkisiyle insan ilişkilerinde öfkeli ,kendine olan güvenin azaldığı yada aşırı kendini ispat gayreti içerisinde davranışlar olarak yansımaktadır.Veya yaşanan incinmenin etkisiyle sorun yok sayılabilinmektedir. BURADAN ALDIM.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
KİMSE YOK MU
"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...
-
ANKETİN SORUSU ŞU: Sizce Türkiye'nin en ÖNEMSİZ sorunu nedir? Seçeneklerden sadece birini tıklayacaksınız. Şimdiden teşekkürler...
-
Eşime sordum: "57" dedi, inanamadım! Şaka yapıyorsun, dedim. Hesapla bak, dedi. Hesapladım, hesapladım işin içinden çıkamadım......