Yağmur'un eli kulağında etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yağmur'un eli kulağında etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2009 Pazar

DEVRAN AMCA


Devran Amca da kim, dediğinizi duyar gibiyim. Devran Amca bir düş satıcısı... Zonguldak'ın giderek büyüyen oyuncak mağazasının adı bu...

Devran Amca'ya yıllar oldu uğramayalı. Oysa eskiden sık sık giderdim, yanımda çocuklarımla. Onlar kadar, belki onlardan da fazla severdim burayı. Sonra çocuklar büyüdü, sırayla üniversite yolcusu oldu. Ben de unuttum gitti Devran Amcamızı!

Şimdi yeniden geldi, gündemimize oturdu. Yarın gideceğim Devran Amca'ya! Bu beni inanılmaz heyecanlandırıyor...

Hani hepimizin bildiği Affan Dede'si vardır ya Cahit Sıtkının, onun gibi bir şey...

"Affan Dede'ye para saydım,
Sattı bana çocukluğumu.
Artık ne yaşım var, ne adım;
Bilmiyorum kim olduğumu.
Hiçbir şey sorulmasın benden,
Haberim yok olup bitenden.

Bu bahar havası, bu bahçe;
Havuzda su şırıl şırıldır.
Uçurtmam bulutlardan yüce,
Zıp zıplarım pırıl pırıldır.
Ne güzel dönüyor çemberim;
Hiç bitmese horozşekerim.

Şiirin adı "ÇOCUKLUK" .

Çocuk muyuz? Ahh keşke çocuk olsak! Onlar kadar saf, onlar kadar doğal, onlar kadar masum olabilsek! Görmesek, duymasak, bilmesek, yaşamasak çirkinlikleri... Korkmadan, ürkmeden açıklayabilsek duygu ve düşüncelerimizi!

(Cuma günü bir yazı yazdım, korktum, gerçek anlamıyla korktum; yayınlayamadım. Cumartesi günümü aynı endişelerle geçirdim, pazarı da sanırım öyle geçireceğim. Bakalım belki yayınlarım diğer blogumda. Ama şimdi bu konuya girmeyeceğim, sadece haberleri dikkatle izliyorum. Ülkem adına endişelerim var.)

Ben yarın çocukluğuma döneceğim. Torunuma oyuncak seçmek için Devran Amca'nın yoluna düşeceğim. Tek tek elleyeceğim tüm oyuncakları, düşler kuracağım:

Ülkemin tüm çocuklarının mutlu, sağlıklı, gönlünce yaşayacağı bir gelecek süsleyecek düşlerimi. İnsana yaraşır bir dünya dileceğim tüm insanlığa. Savaşlardan, kinden, kavgadan uzak mutlu insanların yaşdığı bir dünya yaratmak için güç birliği içinde çalışan insanları hayal edeceğim. Ben bir günlük de olsa çocuk olacağım...

31 Aralık'ta hem yeni bir yıla gireceğiz, hem de biricik torunumun "Birinci Doğum Günü" nü kutlayacağız. O artık bir yaşında bir çocuk! Tüm çocuklarla birlikte Yağmur'umun da çok mutlu, çok sağlıklı, çok başarılı olmasını diliyorum. O'nu çok seviyorum. Güzel bir dünyada gönüllerince yaşamalarını istiyorum.

Sevgili dostlarım, biliyorum sizlere yeterince zaman ayıramadım, ama gönlüm hep sizlerleydi inanın. Sizleri seviyorum. Hepinizin yeni yılını kutluyorum. Daha nice güzel yıllarda, sevinçlerimizi, mutluluklarımızı paylaşmak dileğiyle...



Not: FaceBlog için yazdım bu yazıyı, sonra buraya da almaya karar verdim. Sevgilerimle.

16 Aralık 2008 Salı

ELİ KULAĞINDA



Godotu beklemiyorum. Godot neydi onu da tam olarak bilemiyorum. Belki de umuttu beklenen...Belki bir iç ses, belki yaşama tat veren bir anlamdı. Belki yaşamın kendisiydi. Herkesin Godotu kendine!

Biz Yağmur'u bekliyoruz. Yağmur'un eli kulağında... Doğdu, doğacak...

Doğan her bebek geleceğe uzanan bir güzel el, bir umut... Bir başlangıç, var oluş, yeniden doğuş...

Anne-baba için yeni bir yaşam; büyümenin, olgunlaşmanın başlangıcı bebeğin gelişi! Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak! Eskisinden çok daha güzel olacak, belki biraz daha zor, ama güzel! "Ben" ve "Sen"in "Biz" oluşu ardından gelen bir güzel cana yöneliş! Artık hep o var tüm cümlelerde, her şey onun gelişine odaklı... Ne güzel bir duygu, yaşamı anlamlı kılan, umutları yeşerten!

İstanbul'dayım. Saat yeni günü gösterdiğine göre üç gün olmuş buraya geleli. Zaman bir su gibi akıyor. Geçen zamanla birlikte yaşam trafiği de hızla ilerliyor. Düzen bu, birileri giderken birileri geliyor. Her yeni gelen sizi bugünden alıp düne götürüyor. Daha bir yıl önce bugün güzel bir düğünde "mutluluğun resmini" çizmiştik hep birlikte. Yağmur, bu mutluluğun meyvesi. Henüz annesinin karnından selamlıyor herkesi... Yakında çok yakında ağlayarak verecek müjdesini mutluluğun. Bunu bekliyoruz hepimiz. Sağlıkla gelsin, kolaycacık gelsin tek dileğim bu...

Gel bebeğim, gel Yağmur'um, anneannen de hazır, seni bağrına basacağı günü sabırla, sevgiyle, heyecanla bekliyor...

Ve seni çok seviyor...

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...