terör etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
terör etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Aralık 2012 Cuma

ODTÜLÜ ÖĞRENCİDEN MEKTUP VAR (Alıntı)

(ODTÜ'LÜ ÖĞRENCİDEN BAŞBAKANA BİR MEKTUP)

"18 Aralık'tan beri yorduğun yetmiyormuş gibi NTV'de yaptığın açıklamayla onca sınavımın arasında bana bu yazıyı yazdırdın ya aşk olsun sana be başbakan!

Biliyorum ODTÜ'ye gelirken hayal ettiğin karşılama gördüklerin gibi değildi. Biliyorum isterdin ki öğrencisiyle, çalışanıyla, akademisyeniyle ODTÜ olarak etrafında el ele çember oluşturup hep birlikte ''Beraber Yürüdük Biz Bu Yollarda'' şarkısını söyleyelim. Sonra büyük bir heyecan içerisinde 10'dan geriye doğru sayarak GÖKTÜRK-2'nin fırlatılmasını bekleyelim ve ''Yaşasın uydumuz, Viva Tayyip Erdoğan'' diye haykıralım!

Ama hayat bu, bazen istediklerimizi, temenni ettiklerimizi değil alnımızda yazanı yaşıyoruz işte. Nasıl kaderi ölmekse madencinin, atanamamaksa öğretmenin, tutuklanmaksa öğrencinin ve gazetecinin, anası ağlamaksa çiftçinin, senin kaderinde protesto edilmekmiş be bay başkan.

Kabullenemiyorsun bu durumu alışamadın bir türlü farkındayım ama biz de sana alışamadık ve seni kabullenemedik. Bir de hocalarımıza demişsin ya ''Yetiştirdiğin öğrenciler bunlarsa bu ülke batmış''. Hay ağzını öpeyim. Biz de onu söylüyoruz '' Bu ülke batmış''. Her tarafı NATO üsleriyle dolan, uçakları tarafından halkı bombalanan, bir tarafta gecekonduları yıkılırken diğer tarafta gökdelenler yükselen, Suriye'de kafa kesen islamcı örgütleri besleyen, Van'da hala çocukları üşüyen ve yiyecek ekmek bulmakta bile zorlanan bir halka sahip olan bu ülke çoktan batmış.

Ama sen sanki Tüpraş'ı, Tekel'i, Türk Telekom'u ve daha nice kurumu biz satmışız da parasını binlerce ODTÜ'lü olarak Ankara pavyonlarında yemişiz gibi ülkenin batmışlığının faturasını bize yıkmaya çalışıyorsun. Hadi 10 senedir tek başına iktidar değilmişsin gibi her şeyi eski hükümetlere bağlamanı anladık da bu birazcık abartılı oldu sanki. Gerçi ''İçişleri Bakanı'nın İdris Naim Şahin olduğu bir ülkede abartı da ne demek'' dersen sen de haklısın tabi. Bu arada sanma ki patriotlar, Alman askerleri arada kaynadı. Biz senin kadar misafirperver değiliz başbakan. Sindiremiyoruz eli kanlı NATO askerlerinin ülkemizde takılmasını. Biz misafirperverliği ABD askerlerini denize döken bir nesilden öğrendik, 6. filoyu kendine kıble belleyenlerden değil. Bu misafirperverlikten tabii ki sen de nasibini alacaktın.

Bu okul çok misafir gördü başbakan. Tekel işçilerini, Togo işçilerini de ağırladı bu okul, Vietnam kasabı Kommer'i, Gorbaçov'u da... Yerinin Gorbaçov ve Kommer'in yanı olduğunu sen de biliyorsun hiç öyle aynı gemideyiz falan deme boşuna. Zaten biz öyle gemilere, gemiciklere falan sığacak kadar az değiliz. Korkuyorsun değil mi bizden? Yalnız olmadığımızı da görüyorsun. Sansürüne, baskılarına, tutuklamalarına rağmen sinmedik ve halk artık inanmamaya başladı sana.

Saflar yavaş da olsa belli oluyor başbakan. Kasımpaşa delikanlısından bahsetmiyorlar artık sokakta; ODTÜ'lülerin direnişinden bahsediyor herkes. Öyle her protesto edene ''Bunlar zaten terörist, bunların maksadı farklı'' demek tutmuyor artık. Hem bu memleketin öğrencisi olmuş terörist, gazetecisi olmuş terörist, akademisyeni, sanatçısı, işçisi, memuru, köylüsü olmuş terörist. E ama sorarlar adama o zaman ''Senden Başbakan olsa ne olur olmasa ne olur''.

Olur da bir gün cebindeki 200'lük banknotların arasına bir 10 TL sıkışırsa arkasını çevir de bir bak. Orada o beğenmediğin ODTÜ öğrencilerini yetiştiren hocalardan birini göreceksin, şaşırma. Altında yazan teoremi de inceleme boşuna, anlamazsın zaten..."

26 Ekim 2010 Salı

ANKET BİTTİ


EN ÖNEMSİZ HANGİSİ DEMİŞTİK:

Türban
71 (54%)
İşsizlik
3 (2%)
Eğitim
3 (2%)
Enflasyon
0 (0%)
Rüşvet-Yolsuzluk
2 (1%)
Üretmeden Tüketme
2 (1%)
Terör
0 (0%)
Tarım
1 (0%)
Sağlık
0 (0%)
Gelecek Kaygısı
4 (3%)
Telefonların Dinlenmesi
11 (8%)
Cahillik
0 (0%)
Artan Suç Oranı
0 (0%)
Basının Sorunları
11 (8%)
Yargının Sorunları
0 (0%)
Gençliğin Sorunları
1 (0%)
Yaşlıların Sorunları
1 (0%)
Cinsel Sorunlar
16 (12%)
Çalışanların Sorunları
0 (0%)
Emeklilerin Sorunları
2 (1%)
AB-ABD-Ortadoğu Sorunu
1 (0%)
Kişi Başına Düşen Milli Gelir
1 (0%)
Ekonomi
0 (0%)

Votes so far: 130


Öncelikle katılan herkese çok teşekkür ederim. Tablo bu...

Yanlış anlaşılmamışsa, kasıt akla geliyor bazı seçeneklerde.

Bence ülkemizin önemli sorunlarından birisi işsizlik. Özellikle gençlerin iş umudu yok gibi... İşi olanların da kapanan iş yerleri nedeniyle işsiz kalma olasılığı her zaman var.Çalışanların sorunları, gelecek kaygısı, enflasyon birbirine bağlı önemli sorunlar. Ancak bu konular nedense bizi yönetenlerin gündemine pek girmiyor.
Eğitim önemsiz bulunmuş! Önemsiz olur mu? Her şeyin başı Eğitim bence...
Rüşvet, yolsuzluk, üretmeden tüketme, tarım yine önemli sorunlarımızdan.
Telefonların dinlenmesi herkesi paranoyak yaptı var mı ötesi? Haberleşme özgürlüğümüzün kısıtlanması, özel hayata müdahale yaşamımızı karartmıyor mu?
Hele de basının sorunları! Basın susturulursa, iş hokkabazlara kalır ki, bu da her şeyi ters yüz eder. Yalan yanlış bilgilerle halk aldatılır. Biraz uyanık olanlar bütün bunların farkına varsa bile hakkını arayacak yargıç bulamayacak demek istemiyorum. Çünkü biliyorum, hala CUMHURİYETİMİZİN SAVCILARI var, ama biz sessiz kaldıkça onlar da çaresiz kalacak. Tek başlarına bizim hakkımızı nasıl koruyacaklar? Örgütlü şer cephesi her yönden saldırıyor görüyorsunuz. Hiç olmazsa "Cumhuriyet Bayramı"mızda en yakınımızdaki kutlamalara katılarak Cumhuriyet çocukları olduğumuzu dosta düşmana göstersek nasıl olur ki? Cumhuriyeti sahipsiz sanıyorlar...

Yasaları hazırlayan hükümet değil mi?
Onaylayan da TBMM...
Kim adına? Millet adına vekillerimiz...
Hepimiz beğensek de beğenmesek de yasalara uymak zorunda değil miyiz?
"Hepimiz" hükümet üyelerini de kapsıyor değil mi?

Yasaları kim uygulayacak? Ya da yasalara uymayanları kim uyaracak?
Yargıçlar değil mi?
Kendi hazırladıkları yasalara uymayanları uyardı diye yargıçlara en son kızması gerekenler kim? Hükümet üyeleri değil mi?

Cinsel sorunlar en az diğerleri kadar önemli. Cinsellik yaşamın bir parçası. Ve sadece su yüzüne çıkan cinsel suçlara baktığımız zaman bile konunun ne kadar önemli olduğunu görebiliriz. Bir de buz dağının arkasını görebilsek dudaklarımız uçuklar. Sessiz kalınan bir konu olması, yokmuş gibi davranılması sorun olmadığı anlamına gelmez ki...

Ortadoğu ateş çemberi, biz de tam odaktayız. Terör baş belası! Ateşkes tehditin daniskası! Koskoca Türkiye Cumhuriyeti tehdite boyun mu eğiyor? Kürt yurttaşlarımızın sorunlarının çözümünün tek yolu bu mu?

O zaman yargıya ne gerek var? Herkes eline silahı alsın, gücü yeten yetene!

Ve türban! Bu kadar önemli konunun arasında bence de en önemsizi bu... Bakmayın tüm gündemi işgal etmesine, önemsiz çünkü yapay olarak yaratılmış bir konu. Kadınlar üzerinden ikbal yollarını pekiştirmenin en ucuz yolu olarak kullanılıyor. Dinin bütün kuralları bu kadar konuşulmuyor. Çünkü işlerine gelmiyor.

Yüz otuz kişiden yetmiş biri -yirmi beş sorun arasında- en ÖNEMSİZ olan türbandır demiş. Boşuna mı?

Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun...

6 Ekim 2010 Çarşamba

NEDİR BU KAVGA?


Döğmeli bu herifi sevgilim
Çevirip sokak ortasında akşam üstü
Sonra bir temiz rakı içmeli
Çağırıp eve eşi dostu.


Yettiniz artık! Hangi kanalı açsak onlar... Papağan gibi hep aynı şeyleri tekrarlayıp duruyorlar. Nedense belgeler hep onlara gönderiliyor! Hem de bavullar dolusu...

Yalanın bini bir para.

Bu ülkede bunca yolsuzluk, hırsızlık, arsızlık, sapıklık var. Var da onlarla ilgili tek bir belge olmaz mı o bavulların içinde? Yok, tek bir örnek bile yok!

Görünüşte çok da demokratlar! Demokratikleşecekmişiz sayelerinde! Sanki kimlerin kuklası olduklarını bilmiyoruz.

Bakın İsmail Hakkı Tonguç demokrasi konusunda ne diyor:

"Demokrasinin iki çeşidi vardır:

Topraksızı topraklandırmadan, işçinin durumunu sağlama bağlamadan, halkı esaslı bir eğitimden geçirmeden olmaz. Köklü değişiklik ister. Bu zor ama gerçek demokrasidir.

İkincisi kağıt ve sandık demokrasisidir. Okuma yazma bilsin bilmesin; toprağı, işi olsun olmasın, demagojiyle serseme çevrilen halk, bir sandığa elindeki kağıdı atar. Böylece kendi kendini yönetmiş sayılır. Bu oyundur, kolaydır. Amerika bu demokrasiyi yayıyor işte. Biz de demokrasinin kolayını seçtik. Çok şeyler göreceğiz daha..."

Sevgili Tonguç, haklısınız çok şeyler görmeye başladık sizlerden sonra:

Öğretmenler artık gerçek öğretmen olarak yetiştirilmiyor. Öğretmenler imamlaştırılıyor, imamlar yönetici oluyor okullarda...

Ve bugün kendini bilmez kişiler TV'lerde tüm değerlerimize pervasızca saldırmaktan çekinmiyor.

Halk sürü olarak görülüyor, sürüden ayrılanı kurt kapar, deniyor. Bunu diyenlerin yanında yetişenler, "Ya bizden taraf olursunuz ya da sizi bertaraf" ederiz anlayışını acımasızca uyguluyor. Birkaç cılız ses dışında kimsenin gıkı çıkmıyor.

Kurtuluş savaşı verenler yok edilmeye çalışılıyor. Teröristler baş tacı ediliyor.
Yetenekliler, çalışanlar, yurt sevdalıları tu kaka gösteriliyor.
Ezilenler, sömürülenler, garip bir şekilde, ezenlerin sömürenlerin yanında saf tutuyor, bir torba kömüre fit oluyor.

Ama sömürenler sömürüye doymuyor...

Herif küpünü doldurmuş
Malum usulle bilirsin.
Bir dostu var ki vallahi
Yanında sen çirkin kalırsın.

Ahh görmelisin onları, anlatmakla olmuyor...

Öylesine kurum öylesine çalım
Sanki küçük dağları o yaratmış
Ama bir parmak üstünün yanında
Kerata süklüm püklüm.

İçerde kaplan, dışarda kuzu kuzu...


Uygar uluslar, bilim ve teknolojide ilerlerken biz geriye gidiyoruz. "En gerçek yol göstericimiz bilim" değil artık. Atatürk devrimlerinden hızla uzaklaşıyoruz.
Yol gösterici olarak "ulemaya soralım!"diyenler tarafından yönetiliyoruz.

En önemli sorunumuz kadınların kara çarşafa ve türbana sokulup sokulmaması noktasına getirilip dayatılmış durumda. Sanki herkes çarşafa bürünürse ülke kurtulacak!

Oysa ülkemizde bilim siyaset denen canavara teslim edilmiş durumda. Eğitim ise paraya endekslenmiştir. Paran varsa okursun. Eğitimde fırsat eşitliğinin yerini para almıştır. Paran yoksa istediğin kadar zeki ol, harcanıp gidersin. Ya da cemaatlerin elinde kuklaya dönüştürülürsün, onların maşası olur çıkarsın.

Hani "Cumhuriyet fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller" yetiştirecekti?

Korkunun, şiddetin, yılgının tüm kitle iletişim araçlarında gözle görülür bir hal almasını ne yapacağız? Toplumun yanlış yönlendirmesini...
Halk habersizdir, gerçekler örtbas edilmektedir. Doğru habere, dürüst yorumlara muhtaçtır.

Taraf, taraftar ve de bertaraf medya...
BOP eksenli, uzaktan kumandalı demokrasi..

Kurumuna bakarsan büyük vatanperver
Bir o bilir dünyada olanı biteni
İnanma güzelim inanma
Çiftlikleriyle karıştırıyor vatanı.

Durum korkunç görünüyor.
Ama umutsuz değilim ben. Çünkü pay kapma yarışında birbirlerine düştüklerinin işaretleri gelmeye başladı bile...


Yukarıdaki fotoğrafa bakın isterseniz. Karşısında sarp kayalar da olsa, yılan çıyan da olsa yaprak nasıl da yeşeriyor.





Not: Dörtlükler Oktay Rıfat'ın Mehmet Bey şiirinden alıntıdır.

23 Haziran 2010 Çarşamba

HENÜZ ON YEDİ YAŞINDAKİ BUSE'YE NEDEN KIYDILAR?

ATAMA SÖYLEMEK İSTEDİKLERİM



Hani bazı şeyler vardır ya anlatmak istersin anlatamazsın, görmek istersin göremezsin, duymak istersin duyamazsın, ulaşmak istersin ulaşamazsın işte öyle bir şey bu da.
Ama bunları yapabilmek o kadar önemli ve değerlidir ki senin için vazgeçemezsin bu sevdadan. Peşinden koşarsın hiç yorulmadan, yolun sonunun uçurum olabileceği ihtimali olsa bile. Çünkü bir umut vardır içinde, o umut senin gerçeğindir. Yolun sonunu umutla aydınlatırsın. İşte sen de o umuda sahiptin ve umutla aydınlattın yolunu. Sadece umut olamazdı bu; güven, kararlık ve bazense bir çift keskin mavi göz.
Şu an bunu yazabilmemin, hissettiklerimi rahatlıkla paylaşabilmemi sana borçluyum ve bunun da farkındayım.
Şu an en büyük hedefim ne biliyor musun ? "SANA ULAŞABİLMEK" kimi gülüp geçse de buna ben inanıyorum, mühim olan da bu değil mi zaten?
Tıpkı senin bir zamanlar kim ne derse desin inandığın şeyin peşinden gittiğin gibi. Ben de gideceğim.
Çünkü ben senden öğrendim; inanmayı, umutla bağlanmayı, kendine güveni ve kararlı olmayı.
Ve bunları yaparken senin aydınlattığın yolda kim ne derse desin sapmadan başım dik bir şekilde yürüyeceğim.
Çünkü ben senin önderliğinde yetişen Türk evladıyım ve zorda kalırsam muhtaç olduğum kudretin damarlarımdaki asil kanda mevcut olduğunun farkındayım.


Yukarıdaki satırlar İstanbul Halkalı'da askeri servise yapılan hain saldırıda yitirdiğimiz Buse'nin yazdıkları... Neden kıydıkları belli değil mi?


Buseler öldürülecek!

Taş atan çocuklar affedilecek ki birileri onları terörist olarak yetiştirsin, çocuktan katil yapsın, yeni Buseler öldürülsün...


Ben olsam çocuklarına taş attıran büyüklerin elinden o çocukları kurtarırdım.


Taş atan çocuklardan katil değil, Buseler yapabiliyor musunuz, işte gerçek af budur. Yoksa affedin, iki gün sonra yine o çocuklar karşınıza gelecek, siz kara kara düşüneceksiniz. Çocuğun suçu yok, eee ailenin de mi hiç suçu yok? Ana-babalık yapamıyorlarsa devletin o çocuklara sahip çıkması gerekiyor. "Bakamayanların elinden alınacak çocuklar!" , diye yasa çıkarın, göreceksiniz kimse bakacağından fazla çocuk yapamayacak.


Yaparlar mı? Yapmazlar, çünkü birileri çocukların çokluğundan nemalanıyor, kendi geleceklerini çocukların harcanmasında buluyor. Diğerleri kadınların eteklerinin altına saklanarak, kadınların özgürlüklerini elinden alma pahasına siyasi ikballerini sağlamlaştırmaya çabalıyor. Her şeyi açalım, kadınları kapatalım derken başka yerleri açıkta kalıyor da haberleri olmuyor.


Olan Buseler'e, Pınarlar'a, Başaklar'a, bütün vatan evlatlarına oluyor...

Dayanma gücü diliyorum herkese. Çünkü giderek olanaksızlaşıyor, gücümüz azalıyor, sabır duvarları çatlıyor!



Not: Üç gün Samsun, iki gün Ankara gezisinden dün gece döndüm. Samsun gezi notlarını, fotoğraflarını yayınlamaya elim gitmedi. Bu kadar acı fazla değil mi?

İlhan Selçuk'un ölümüne de çok üzüldüm. Ankara'da yolculuk hazırlıkları içindeyken alelacele yazdım onunla ilgili dünkü kısa yazımı.


Ayrıca tüm yorumlarınızı okudum, ancak zamansızlıktan yanıtlayamadım. Hepinize çok çok teşekkür ederim.

5 Ekim 2008 Pazar

DELİ GÖZBEBEKLERİ

The image “http://www.kalem.biz/images/ULU%20%C5%9EEH%C4%B0TL_5_353.jpg” cannot be displayed, because it contains errors.
"Yol geçen hanı" olmuşuz!..Haberiniz var mı ? Ne giren belli, ne çıkan ...

Her gün, kaçak göçmenler sıkıştıkları arabalardan çıkarılırken haberlerimizi süslüyor. Bir kısmı ölmüş olarak ! Ölmeseler haberimiz olmadan geçip gidecekler.

İftar sofralarında boy gösterenlerin baştacı edildiği ülkemizde artık çalışmak, görevini doğru düzgün yapmak hayal mi oldu ? Bu kaçaklar İstanbul'a kadar gelirken hiç mi bir çalışana rastlamadılar. Hepimiz bu dünyadan vazgeçtik de cennete mi yatırım yapıyoruz ?!

Yurt dışına çıkanlar bilirler. Tüm evraklarınız tam da olsa didik didik aranırsınız. Ya bizde ?

Sadece bizi değil Dışişleri Bakanımızı bile saatlerce dışarda bekletmişlerdi de ulus olarak üzülmüştük hatırlar mısınız?.

Ege kıyılarımızda Yunanistan'dan insanlar ellerini kollarını sallaya sallaya gelir giderler... Onlardan vize mize istenmez, ya bizden ? Deneyin isterseniz !

Uluslararası ilişkilerde karşılıklı çıkar gözetilmez mi? Bizi ikinci sınıf insan durumuna düşürmeye kimin , ne hakkı var ? Bize vize soranlara biz neden sormuyoruz ?

Doğuda, Güneydoğu'da durum nasıldır? Bu kaçaklar nasıl giriyor içeri, sormaz mısınız ? Bu teröristler nereden sızıyor içimize? Asker ocağımıza, Ana yüreğimize kor düşürüyor? On beş şehit ! Gördünüz mü ? Yanmadınız mı ?

Herkesin, başını iki elinin arasına alıp düşünme zamanı gelmedi mi ? Dizi dizi Mehmetlerimiz uğurlanırken yüreğinizin yanması yeterli mi ? Artık herkesin görevinin gereğini yerine getirmesi zamanı gelmedi mi ?

SKY Türk TV'de Eskişehir'deki Mehmet'imizin cenaze törenini izlediniz mi?
Artık öfkeler kabına sığmıyor , görmüyor musunuz, duymuyor musunuz?

Teröre destek verenlerle sarmaş dolaş görüntü veren büyüklerimiz de buna yakından tanık oldu.

"Yan gelip yatmadı, vatanını satmadı!" diye haykırıyor acılı kalabalık duymadınız mı ? Daha başka şeyler de yankılandı ekranlardan ben söylemeyeyim, siz de duydunuz değil mi?

Öfkenin hem sözleri, hem gözleri deli deli gelmiyor mu size de ?


"Ey
beni
ağzı açık
dinleyen adam!

Belki arkamdan bana
bu kalbini
haykırana
"kaçık"
diyen adam!

Sen de eğer
ötekiler
gibi kazsan,
bir mana
koyamazsan
sözlerime

bak bari gözlerime;
bunlar:
Deli gözbebekleri !
gözbebekleri !
(Nazım Hikmet)


Artık güzel günler görsün çocuklarımız , diyoruz. Ya siz ?

29 Ekim 2007 Pazartesi

CUMHURİYETİMİZ 84 YAŞINDA

29 EKİM 2007
"GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER..."

Ey Türk Gençliği!

Birinci görevin, Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini sonsuza kadar korumak ve savunmaktır.

Varlığının ve geleceğinin tek temeli budur. Bu temel senin en değerli hazinendir.

Gelecek de dahi seni bu hazineden yoksun bırakmak isteyecek iç ve dış düşmanların olacaktır.

Bir gün gelecek ve bağımsızlığını savunmak zorunda kalırsan göreve başlamak için içinde bulunacağın durumun olanak ve koşullarını düşünmeyeceksin.

Bu olanak ve koşullar hiç de uygun olmayabilir.

Gelecek ve bağımsızlğını yok etmek isteyecek düşmanlar , bütün dünyada örneği görülmemiş bir yenginin temsilcileri olabilirler.

Zorla ve hileyle aziz vatanın bütün kaleleri ele geçirilmiş, bütün gemi yapım yerlerine girilmiş , bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi doğrudan doğruya ele geçirilmiş olabilir.

Bütün bu koşullardan daha acı ve daha tehlikeli olmak üzere memleketin içinde yönetime sahip olanlar, gaflet( aymazlık) ve dalalet ( doğru yoldan ayrılma) ve hatta hıyanet (vatan hainliği) içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri kişisel çıkarlarını, düşmanlarımızın siyasi emelleriyle birleştirebilirler.

Millet yoksulluk ve sıkıntı içine düşürülmüş olabilir.

Ey Türk geleceğinin evladı ! İşte , bu durum ve koşullarda bile görevin ; Türk Bağımsızlığını ve Cumhuriyetini KURTARMAKTIR.!

Muhtaç olduğun güç damarlarındaki soylu kanda bulunmaktadır.

Mustafa Kemal Atatürk

................


Vatan toprakları işgal altındaydı...Düşmanlarımız orduları ve donanmalarıyla topraklarımızı dört bir yandan kuşatmıştı. Halkımız, savaş yorgunluğu ve tükenmişliği içindeydi. Osmanlı Devleti , çoktan kendini yabancılara teslim etmişti.Padişah ve hükümet işgal güçlerinin buyruğu altındaydı.Bu duruma direnenlerin elinde ne silah, ne cephane,ne de aralarında inanç ve amaç birliği vardı.

İşte bu koşullar altında, Büyük Önder,Yiğit Asker Mustafa Kemal Atatürk ,İstanbul önlerine demirlemiş olan , yabancıların savaş gemilerini göstererek ,"GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER ! "demiştir.

Bugün Atatürk' ün ilke ve devrimleri , iç ve dış düşmanların tehdidi altındadır. Serv anlaşmasının maddelerine döndürülmek isteniyoruz. Yeni haritalar ortalıkta dolaştırılıyor. BOP ve GOP diye vurgulanan geniş kapsamlı öngörüler dile getiriliyor.

BOP ( Büyük Ortadoğu Projesi), "11 Eylül Komisyonu " nun hazırladığı GOP ( Genişletilmiş Ortadoğu Projesi ) ile birlikte ele alındığında Türkiye'ye "Ilımlı İslam Devleti "rolünün biçilmesinin nedenleri daha iyi anlaşılabilir.Ortak yürüyüş hedefleniyor.

Şimdiye dek bu ortak yürüyüşte görülen aksamalar biliniyor; Meşhur "Tezkere olayı ", Hamas' a yaklaşma girişimi, son olarak Tahran'la işbirliği girişimi, ABD de kuşku yaratsa da, Ilımlı İslam Devleti' ne doğru yürüyüş demokratik görünüş altında sürüyor.

" Tehlikenin Farkındayız."

  • Amerikan Temsilciler Meclisi' nde sözde Ermeni soykırımına ilişkin kararın çıkma olasılığı;
  • PKK' nin hemen genel seçim sonrasında yükselen terör eylemleri.
  • Amerikan işgali ve koruması altındaki Kuzey Irak'ın , Türkiye için tam bir tehlike ve tehdit oluşturması,
  • PKK'nin son haftalardaki üst üste saldırıları ve cinayetleriyle birlikte Meclis' teki DTP'nin etnikçi teröristlere sahip çıkan tutumu;
  • Türk Silahlı Kuvvetleri'nin PKK'ye karşı hareket olanaklarının uzun süredir kısıtlanmış olması.....

Bunlar ve başkaları...Evet Tehlikenin farkındayız..Türk halkı da yavaş yavaş da olsa , biraz geç de olsa tehlikeyi farketmeye başladı. Tüm kentlerde tepkiler meydanlara taşındı. Bayrak bayrak yollara dizildi.Kurduğun Türkiye Cumhuriyeti öyle sağlam temeller üzerine oturtulmuş ki içten ve dıştan bu kadar zorlanmasına karşın dimdik ayakta. Bugün Cumhuriyetimizin 84. yılını kutluyoruz. Coşkuyla kutluyoruz; teröre kurban verdiğimiz evlatlarımızın acısını yüreğimizin derinliklerinde taşıyarak kutluyoruz...

Herkes bilmeli , sağır sultanlar duymalı:

" Ne senden geçeriz ATAM; ne senin ESERİNDEN..."

Aysema

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...