iftar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iftar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Eylül 2008 Salı

İFTAR YEMEĞİ



Bu akşam dost ve akrabalarımızı iftar yemeğine çağırdık.


Öyle "Devletin parası deniz, yemeyen...! " şeklinde bir yemek değil. Evimizde, kendi paramızla, kendi pişirdiklerimizle gerçekleşecek bu yemek.

Bu sıra her gün' iftar çadırında yemek' haberlerini okuyoruz. Birileri de çadır çadır dolaşıp halkla iç içe yemek yiyerek onlara iyilik yaptığını gösteriyor ! Peki bu yemeklerin parasını kim veriyor? Yoksa kaşıkla verip sapıyla geri mi alıyorlar?

İftar çadırlarında yemek yiyenler sanırım biliyordur ! Bedava yedikleri bir aylık bu yemekler, onlara ve hepimize yol, su, elektrik (vb.) zammı olarak, işsizlik olarak geri dönecektir. Tatlı tatlı yemenin acı acı geğirmesi olmayacak mı sanıyorlar ?

Çadır devleti görüntüleri de cabası...

Birilerinin "Herkes kesesinden yesin içsin, saltanatım var benim !" diyerek Allah'ı da kullarını da kandırma çabası işe yarayacak mı ? Kulların bir kısmını kandırdığı kesin...

Gerçekleri Allah biliyor, bir de kul olmayıp vatandaş olabilenler... Kul köle olmayı seçenlere kolay gelsin !

Biz "Kendimiz kazanır kendimiz yeriz." İftar vereceksek kendi paramızla yaparız bunu. Başkalarının parasıyla değil...



Bugün işim çok... Hemen mutfağa dönmem gerekiyor.En güzel yemeklerimi pişirmek istiyorum. İftara konuklarım gelecek. Gerçi biz oruç tutmuyoruz ama tutanlara da saygılıyız.


Görüşmek üzere...


1 Eylül 2008 Pazartesi

OY ANAM BABAM EYLÜL


Bugün I Eylül... Dünya Barış Günü...

" Kendi Savaş, Adı Barış !" çılgınlığı içinde yaşıyor dünya. Yeter diyoruz savaşlara, bırakın insanlar huzur içinde barışı yaşasın. Gönlünce güzelliklere yelken açsın...

Yok, bırakmazlar ki... Ne yapsanız aç gözleri doyuramazsınız. Daha daha diye diye insanlığın sonunu hazırlıyorlar. Bilmiyorlar ki "Mal da yalan, mülk de yalan; var biraz da sen oyalan !"

Oysa " Bir tatlı huzur almaya geldim !" deseler , diyebilseler...

Bak balık av yasağı da kalktı eylülle birlikte...

Dünya elinden geleni esirgemiyor insanlıktan.

Ya biz dünyalılar ne yapıyoruz ?

Ha eylül bir de Mehmet Rauf'un yazdığı ilk psikolojik romanımız Eylül'ü anımsatıyor bana...

Siz hala okumadınızsa önerilir.

Ve Ramazan başladı eylülle birlikte. " Balık tutmayı" öğreteceğimize balık vererek kendimize köle yaratma çabaları bu yıl nerelere varacak, göreceğiz... Çadırları kurmuşlardır. "El sırtı çayır çimen..." Bizim kesemizden sözde yoksullara yemek dağıtacaklar. Bu yeni moda yardımmış !

Eskiden de ramazanlarda ve diğer zamanlarda yoksullar yemek masalarına davet edilirmiş. Ama kendi evinizde , kendi paranızla aldıklarınızla olurmuş yardımlar. Sizden başka da kimse görmez, bilmezmiş...

Şimdi öyle mi ya ? Dost ahbap milletin sırtından iftar sofralarına kurulurken yurdun dört bir yanındaki yoksullara da televizyon kanaları aracılığıyla göstereceksin ki sevap, pardon, oy kazanabilesin...

Oyyyy anam oyyyy... Oyyyy babam oyyyy...

Oy, bak içinde neler neler var!

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...