Allahla Aldatmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Allahla Aldatmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Aralık 2010 Perşembe

VER ALLAH'IM VER



Tanrım bize de ver n'olursun?

En az üç hesabımız olsun İsviçre Bankalarında! En az üç diyoruz, ama üç de yetmez, beş tane; beş de yetmez, yedi tane; o da yetmez...


"Hasretini çekmişlere
Tazeyken dul kalmışlara
Alı gülü solmuşlara
Ver ver ver ver

Gökte uçan kuşlara
Kurumuş kocamışlara
Boynu bükük kalmışlara
Ver ver ver ver

Tanrım bana üç tane
Üç de yetmez beş tane
Beş de yetmez yedi tane
Ver ver ver ver
Ver Allahım ver."

Mazur gör Tanrı'm, biraz kalabalığız da...


12 Ekim 2010 Salı

"KUTSAL YALAN"



Gelin kısa bir yolculuğa çıkalım sizinle. Merak etmeyin bu kez kısa keseceğim. Sorunun yanıtını belki bulabiliriz. Evet, neden anlaşamıyoruz?

"Her doğruyu söylemeye gelmezmiş, birtakım doğruları yaymamak, çokluktan kamudan gizlemek gerekmiş... Peki ama bir doğruyu söylememek, gizlemek, yayılmasını önlemeye çalışmak o doğrunun yerinde duran yalanı sürdürmek demektir. Yalanın yalan olduğunu bilerek gene sürmesine bırakmaya hakkınız var mıdır?
Bazı yalanlar kutsalmış, onlara dokunmaya gelmezmiş. Bir şeyin yalan olduğunu anladık mı kutsallığına artık inanmıyoruz demektir. Bunun için "KUTSAL YALAN" sözü bir şeyin, hem köşeli, hem yuvarlak, hem katı hem de biçimsiz olduğunu söylemek gibi bir saçmadır.Ama duygularını birer düşünce saymaktan çekinmeyenler böyle saçmalarla kolayca bağdaşabiliyor.

Her doğru söylenebilir, her doğru söylenmelidir; yoksa çevremizi aldatıyoruz, çevremize yalan yayıyoruz demektir..."

..............

"Her doğruyu her zaman söylemek doğru değildir.
Dengeli bir hizmet eri, söyleyeceği şeyleri hemen söylemez. O bilir ki söylenmesi gereken her şeyi şimdi söylerse, kendine hayat hakkı tanımayanlar çıkabilir. Şartlar aleyhinde ağırlaştırılabilir, dolayısıyla da sıkıntılı bir atmosfere düşebilir.
Herhangi bir hizmette bulunan ve bir hizmeti temsil eden kimseler için, tehlikeli bir takım düşünce ve davranışlar vardır. Bunlar bazen çok masum görünseler de hizmet erleri için tehlike arz ederler... En gizli ve en masum düşünce ve mülahazalarımızın dahi ciddi bir kontrole tabi tutulması gerekmektedir.

Nihai hedefe ulaşana kadar, yani sonuca ulaşıncaya kadar, her yöntem, her yol mübahtır. Bunun içersine yalan söylemek de insanları aldatmak da girer."


Birinci alıntı, Nurullah Ataç'tan; ikincisi Fethullah Gülen'den...

Nurullah Ataç bir düşünür, eleştirmen...

Fethullah Gülen din adamı, emekli vaiz... Görevi, dini insanlara doğru olarak anlatmak değil mi? Dinin kuralları belli olduğuna , düşünce gibi kişiden kişiye değişmeyeceğine göre neyi kimden gizleme gereğini duyuyor ki? Açık açık anlatması gerekmez mi güzel dinimizi? Kaldı ki %99'u müslüman denilen bir ülkede bunu yapamayıp da ABD'den mi yapacak?

Nihai hedef nedir? Doğrusu çok merak ediyorum. Çıkıp bunu açıklamadıkları sürece de inandırıcı olamayacaklardır.

Ben doğruların söylenmesinden yanayım. Yalan, yalandır. Yalancının mumu tez söner. Yalan savaşta düşmana karşı bir yöntem olabilir ama din kardeşlerine söylenen yalanın gerekçesini anlayamıyorum. Neyse Allah taksiratlarını affetsin...

4 Eylül 2008 Perşembe

DENİZ FENERİ KİMLERİ YAKACAK ?


Bizde olsa ,kimseyi ,diye yanıtlanabilirdi. Ama Almanya'da patladı. Gerçi işi götürenler aynı gurup... Minareyi çalanlar...

"Minareyi çalan kılıfını hazırlar ! " Bunlar da hazırlamışlar. Ancak toplanan paralar öyle çok, öyle çok ki kılıflara sığmaz olmuş. Aynı kişilerin adı hem Deniz Feneri derneğinde hem de pek çok şirkette bir araya gelmiş. Tesadüf mü ?

Bir de 2004-2005 yıllarında bizim AKP bir kıyak çekmemiş mi bunlara ! Yeme de yanında yat. Bakanlar Kurulu kararıyla "Kamu yararına dernek ! " statüsüne alıvermiş nedense bu Deniz Feneri'ni...

Meslek örgütlerinin, okullardaki koruma derneklerinin, hatta kanarya sevenler derneğinin çalışmalarını istemeyenler, söz konusu Deniz Feneri olunca rahat rahat, izin bile almadan yardım toplasınlar diye koruma altına almış ! Neden ?

Çok yardım sever olduklarını yakından görmüşler de ondan. Biz yardım mardım görmediğimiz için bilmiyoruz, bilmediğimiz için de konuşup duruyoruz. Bak onlar hiç ağızlarını açıyorlar mı ? Biliyorlar ki susuyorlar...

Bir Şaban Dişli konuştu, yüzüne gözüne bulaştırdı. Yine de ucuz kurtuldu. AKP Genel Başkan Yardımcılığından istifa etmek zorunda kaldı. Partiden de milletvekilliğinden de ayrılmadı. Hele milletvekilliğinden istifa edip, dokunulmazlık zırhından sıyrılsaydı, o zaman çekeceği vardı. Bu arada Kılıçdaroğlu'nun hakkını yemeyelim. Helal olsun ona !.. Yeni çalışmalarını bekliyoruz sabırla...

Şimdi de Zahit Akman konuşmaya başladı. Beni pek ikna edemedi, ya sizi ?

Deniz Feneri yoksulları aydınlatmadı , ama birilerini bir yerlere taşıdı gibi görünüyor ... Sanırım o birileri bu haberleri duydukça uykuları kaçıyordur. Bakalım Fenerin ateşi kimleri yakacak ?

Yalnız bu da Mercimek paraları gibi affolabilir ? Rahat olsunlar, benden söylemesi...

Bu dönemde "Allahla Aldatmak" çok para kazandırıyor...

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...