
Dün akşam haberlerinde Uğur Dündar, Turgut Özakman'la "Dersimiz Atatürk" filmi hakkında konuşuyordu.
Filmin galası bu akşam Çanakkale'de gösterilecekmiş, yarın da(19 Mart 2010) sinemalarda gösterime sunulacakmış. Filmi izledikten sonra düşüncelerimi yazacağım.
Turgut Özakman adı bende saygıyla karışık sevgi uyandırıyor. Hepimiz için, özellikle de çocuklarımız için bu ders her zamankinden daha önemli. Dersimiz Atatürk, bu dersten sınıfı geçmek zorundayız. Çok çalışmamız gerekiyor çooookkkk!
Ancak bu yazıyı, Uğur Dündar'ın tüylerimi diken diken eden bir cümlesi sonucu yazıyorum. Cümle şuydu:
"Atatürk açılımı yapalım!"
Aman, ne diyorsun Uğur Dündar! "Açılım" lardan dersimizi almadık mı daha?
Kürt açılımı, dediler partiyi kapattılar, kelepçeler taktılar, milleti ayrıştırdılar iyice...
Alevi açılımı dediler, alevileri bile birbirlerine düşürdüler...
Sanatçı açılımı dediler, sanatçılarımıza sizden bizden diye bakar olduk. Bu konuda -sanırım Yonca Evcimik'ti- "Gidelim bakalım, açılmadık bir yerimiz kaldı mı?" cümlesi damgayı vurdu.
Romen açılımı dediler, hatta ev vermeyi bile teklif ettiler. Garibanları inandı,sevindi; Kibariye'yle göbek bile attı, "Kim biliiirr kim bilir" şarkısı eşliğinde. Ama aklı başında olanlar, iş dedi; eğitim dedi...
Başka "açılım" var mıydı? Şimdi aklıma gelmedi. Ammaaan boş ver be anacım, zaten açılım maçılım yok, kapatmak için, oy kapmak için okşandılar o kadar. Yersen afiyet olsun...
Şimdi anladınız mı Uğur Dündar'ın "Atatürk açılımı yapalım!" sözünün beni neden çıldırttığını...
Sakın ha! Açılım maçılım istemiyoruz. Gölge etmeyin yeter!
Bu arada Çanakkale'nin geçilmez olduğunu kanıtlayan, "Geldikleri gibi giderler." diyenlerin şanlı zaferini kutluyorum. Geldikleri gibi gidecekler, ne güzel bir umut!
Siz okuyucular da lütfen dersinizi iyi çalışın. Bugünkü dersimiz ATATÜRK...