Ahmet Hakan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahmet Hakan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Mayıs 2008 Salı
İMAMLAR VE ÖĞRETMENLER
Ahmet Hakan , Hürriyet'teki köşesinde "İmamlarla Öğretmenleri" karşılaştırmış. Ve imamların daha etkili olduğunu yazmış...
Bunda şaşıracak ne var ? Ülkeyi kimler yönetiyor ?
Sadece bu dönemde de değil, yıllardır...
Kimisi gerçekten inandığı için, kimisi de inananları sömürmek için dini kullanmadı mı ?
Her köye beş öğretmen, bir imam gerekirken tersini yapmadılar mı?
Yine camiler elektrik su parası vermezken ve herkesten , her yerden yardım parası toplarken,okullar ödeneksizlik sorunlarıyla boğuşmuyor mu? Kuran Kursları, Öğrenci Yurtları,Özel Evleri,Işık Evleri, Dershaneleri, Ablaları, Abileri öğrencileri ele geçirmedi mi? Çocuk okulda kalabalık sınıflarda yarım gün geçirirken kalan zamanını çoğunu bu kişilerle geçirmiyor mu ?
Diyanet İşleri Başkanlığı ile Milli Eğitim Bakanlık bütçesi karşılaştırıldığında aradaki uçurum dudak ısırtmıyor mu?
Öğretmenler sürüm sürüm süründürülürken imamlar, makamlardan makam beğenmiyor mu?
Köy Enstitüleri, Öğretmen Okulları, Eğitim Enstitüleri birer birer kapatılırken İmam Hatip Liseleri çığ gibi çoğaltılmadı mı?
Şimdi çıkıp da, öğretmenler yenildi, diyene kızmalı mıyız?
Aslında yenilen öğretmen değil, Türkiye... Yenilmeye de devam ediyor. Eğer bugüne kadar ayakta kalmışsa yine de gerçek öğretmenlerin ve yurtsever aydınların sayesindedir.
Sevgili Ahmet Hakan, gerçi şimdilerde değiştiniz biliyorum, ama değişmediğiniz dönemlerdeki tutumunuzla bu çorbada sizin de tuzunuz var mı acaba? Ne dersiniz?
Ektiler, ektiler, ektiler... Şimdi de ektiklerini biçiyorlar. Hasat mevsimi geldi...
Öğretmenliğimin son günlerini yaşarken bunları yazmak ne kadar da incitiyor beni...
"Hani o bırakıp giderken seni , bu öksüz tavrını
takmayacaktın ?
Alnına koyarken veda busesi yüzüne bu türlü bakmayacaktın?"
Her şeye karşın gerçek öğretmenler "Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür " insanlar yetiştirmeye devam edecek ve bunda da başarılı olacaktır. Ancak bu işi sadece öğretmenlerden beklersek, en azından iyi kötü ayrımını yapmayıp görünüşe aldanırsak işimiz oldukça zor, bir o kadar da tehlikeli...
Herkese görev düşüyor, kaytarmak yok...
16 Nisan 2008 Çarşamba
İLHAN SELÇUK ve TURHAN ÇÖMEZ ve AHMET HAKAN
İkisinden de özür diliyorum...
Ahmet Hakan'ı Kanal 7 yıllarından tanıyorum. Düşüncelerime tamamen karşı bir kanal. Ama ben aykırı olanı da merak etmişimdir hep. Ne düşünüyorlar, nasıl yorumluyorlar, neleri önemsiyorlar ? Bilmeden, öğrenmeden, araştırmadan, tek yanlı yönlendirilmelerden kaçınmak için yaparım bunu... Sağlıklı karar vermek, haksızlık yapmamak için de diyebilirim...
Ahmet Hakan'ı o yıllarda tanıdım. Haberleri sunuyordu. Söylediklerine katılmam olanaksızdı ama yine de beğeniyordum sunuşunu. Diğer magazine dönüşmüş ana haberlerden daha ciddi bir duruşu vardı ve inananlar üzerinde etkiliydi.
Sonra değiştiğini söylemeye başladı. Kuşkulandım. Ama zaman zaman yazılarını okumaya devam ettim. Hatta bir yazısından sonra onu eleştiren bir ileti gönderdim kendisine. Alıp almadığını bilmiyorum, yanıtlamadığı için. İnsanları kandırmamasını istemiştim kendisinden. Değişmediğine inanıyordum o sıra. Sanırım kendisinin de bir bocalama devresi oldu.
Neyse efendim, bugün onun değiştiğine inanmaya başladım, Hem de olumlu bir değişiklik olduğuna... Tarafsız bakmaya çalışıyor sanırım. Ben de okumaya devam edeceğim.
İkinci kişi Turhan Çömez... Başından beri dikkatimi çekiyordu. Çok farklı bir duruşu, doğru saptamaları vardı. Ona inanmayı çok istiyordum ama kuşku duymadan da edemiyordum. Çünkü hem eleştiriyor hem de aralarında kalmaya devam ediyordu. Bugün artık onunla ilgili kuşkularımdan da kurtulmuş gibiyim. İzlemeye devam edeceğim.
Ve İLHAN SELÇUK... O , kendimi bildiğimden beri hep vardı yaşantımda. O ve Cumhuriyet Gazetemiz. Hep güvendim, hep inandım. Okudum, öğrendim ve aydınlandım...
Sevgili İlhan Selçuk, çabuk iyileş ve dön aramıza... PENCEREM açık seni bekliyorum. Hadi çabuk ol... Sağlıkla... Sensiz olmuyor...
Ahmet Hakan'ı Kanal 7 yıllarından tanıyorum. Düşüncelerime tamamen karşı bir kanal. Ama ben aykırı olanı da merak etmişimdir hep. Ne düşünüyorlar, nasıl yorumluyorlar, neleri önemsiyorlar ? Bilmeden, öğrenmeden, araştırmadan, tek yanlı yönlendirilmelerden kaçınmak için yaparım bunu... Sağlıklı karar vermek, haksızlık yapmamak için de diyebilirim...
Ahmet Hakan'ı o yıllarda tanıdım. Haberleri sunuyordu. Söylediklerine katılmam olanaksızdı ama yine de beğeniyordum sunuşunu. Diğer magazine dönüşmüş ana haberlerden daha ciddi bir duruşu vardı ve inananlar üzerinde etkiliydi.
Sonra değiştiğini söylemeye başladı. Kuşkulandım. Ama zaman zaman yazılarını okumaya devam ettim. Hatta bir yazısından sonra onu eleştiren bir ileti gönderdim kendisine. Alıp almadığını bilmiyorum, yanıtlamadığı için. İnsanları kandırmamasını istemiştim kendisinden. Değişmediğine inanıyordum o sıra. Sanırım kendisinin de bir bocalama devresi oldu.
Neyse efendim, bugün onun değiştiğine inanmaya başladım, Hem de olumlu bir değişiklik olduğuna... Tarafsız bakmaya çalışıyor sanırım. Ben de okumaya devam edeceğim.
İkinci kişi Turhan Çömez... Başından beri dikkatimi çekiyordu. Çok farklı bir duruşu, doğru saptamaları vardı. Ona inanmayı çok istiyordum ama kuşku duymadan da edemiyordum. Çünkü hem eleştiriyor hem de aralarında kalmaya devam ediyordu. Bugün artık onunla ilgili kuşkularımdan da kurtulmuş gibiyim. İzlemeye devam edeceğim.
Ve İLHAN SELÇUK... O , kendimi bildiğimden beri hep vardı yaşantımda. O ve Cumhuriyet Gazetemiz. Hep güvendim, hep inandım. Okudum, öğrendim ve aydınlandım...
Sevgili İlhan Selçuk, çabuk iyileş ve dön aramıza... PENCEREM açık seni bekliyorum. Hadi çabuk ol... Sağlıkla... Sensiz olmuyor...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
KİMSE YOK MU
"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...
-
ANKETİN SORUSU ŞU: Sizce Türkiye'nin en ÖNEMSİZ sorunu nedir? Seçeneklerden sadece birini tıklayacaksınız. Şimdiden teşekkürler...
-
Eşime sordum: "57" dedi, inanamadım! Şaka yapıyorsun, dedim. Hesapla bak, dedi. Hesapladım, hesapladım işin içinden çıkamadım......