
Bu sıra kitaplarımın arasında debelenip duruyorum...
Siliyorum,temizliyorum, ayıklıyorum, yerleştiriyorum. Bazılarını görünce : "Aaa bu da mı vardı !" diyip seviniyorum. Kimine yeniden göz atıyorum.
Denemeler'den alıntı yaptım, bir önceki yazılarda. Şimdi de Ağla Sevgili Yurdum elimde... Ben bu gidişle işleri bir yılda bitiremeyeceğim anlaşılan !
Ağla Sevgili Yurdum... Can Yayınlarından çıkmış. Yazarı Alan Paton.Güney Afrikalı bir yazar. Yaşadıklarını anlatmış kitabında. Türkçesi, Mehmet Harmancı...
Kitaptan seçtiğim bir bölümü paylaşmak istedim sizlerle (s.104-105-106)...
" Kimi hiç zaman geçirmeden Güney Afrika'nın bölünmesini istiyor. Beyazların karalardan, karaların beyazlardan ayrı yaşayacakları parçalara... Karalar kendi topraklarını sürsünler, madenlerini işletsinler, kendi yasalarını kendileri uygulasınlar. Öbürleri erkekleri karılarından ve çocuklarından ayırarak madenlerde çalışmaya getiren ; yuvayı, aileyi dağıtan kamp düzenlerinin kaldırılarak , yerine kentte ve madenlerde yerli işçilere ayrılmış köyler kurulmasını istiyorlar.
.......Fakat bütün bunlara karşılık , ne Devlette, ne de Kilisede eşitlik isteyen yok.
Evet, yüzlerce, binlerce ses var yükselen. Fakat her kafadan bir ses çıkarken insan ne yapabilir ki ? Karaların beyazlardan çok daha fazla olduğu bu memlekette barışı nasıl kuracağımızı kim bilebilir ?
Kimi diyor bu dünyada yeteri kadar nimet vardır, birine fazla verilmesi, ötekine az kalması sonucunu doğurmaz. Birinin ilerlemesi ötekinin gerilemesi demek değildir. Düşük ücretli emekçi, halkın güçsüzlüğünü gösterir. Daha iyi ücretli emekçi ise daha çok pazar, daha büyük endüstridir, diyor bir kısmı. Başka bir kısım insanlarsa , bunun tehlikeli olduğunu , çok ücret ödenen emekçinin artık yalnızca çok satın almakla yetinmeyip daha çok okuyacağını, daha çok düşüneceğini ve sonsuza dek sessiz ve altta kalmaya yanaşmayacağını söylüyorlar.
Bu memleketi nasıl bir biçime sokacağız ? Yalnız malımızı kaybetmekten korkmuyoruz çünkü. Üstünlüğümüzü kaybetmekten , beyazlığımızı kaybetmekten korkuyoruz.
Bilmiyoruz, bilmiyoruz. Günbegün yaşayacağız. Kapımıza daha büyük kilit asacağız.
Dikkatli olacağız, şunu, bunu, onu yaşamımızdan silkip atacağız. Güvenlik ve önlem içinde hapsedeceğiz kendimizi. Yaşantımız daralacak, fakat üstün varlıkların yaşantısı olacak. Korku ile yaşayacağız, ama hiç olmazsa bilinmeyenin korkusu olmayacak bu. Vicdan örtülecek; hayat ışığı söndürülmeyecek , fakat saklanacak, ilerde onunla yaşayacak bir kuşak için korunacak. Daha gelmeyen bir gün için... Ne var ki, bu gün nasıl gelecek, ne zaman gelecek, bunu hiç düşünmeyeceğiz... "
Alan Paton, bir konuşmasında bu kitabıyla ilgili şunları söylemiş:
" Benim inancım odur ki: Korkunun gücüne karşı koyacak tek güç sevgi gücüdür.
Eğer bu anlayış ve sevgi yitirilirse insanlık korku ve mutsuzluğa mahkum edilecek, yaşam da dayanılmaz bir köleliğe dönüşecektir."
Sevgi , bence de çok önemli... Okumak da öyle...
".... Daha çok okuyacağını, daha çok düşüneceğini ve sonsuza dek sessiz ve altta kalmaya yanaşmayacağını söylüyorlar."
Haksız da değiller , değil mi ? Zordur böyle insanları yönetmek...