AİHM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
AİHM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Kasım 2011 Çarşamba

PARDON! BİN GÜNDÜR BALBAY TUTUKLU


"Bin" ne kadar kolay yazılan bir sözcük, tıpkı "bir" gibi...
Şöyle gözlerimizi kapatıp düşünelim mi? Bin değil, sadece bir gün bile hapiste kalsak ne hissederdik?

Sevgili Mustafa Balbay, tam bin gündür tutuklu Silivri'de. O, bir gazeteci; gerçeği sadece gerçeği okuyucularına duyurmakla gürevli bir gazeteci; aynı zamanda oylarımızla seçilmiş bir milletvekili... Ancak bizi temsil edemiyor, çünkü bin gündür tutuklu. Suçu henüz belli değil, diğer tutuklular gibi...
Balbay'la birlikte ona oy veren bizleri de cezalandırmıyorlar mı?

Suçlu mu değil mi bilemiyorum, ama şunu biliyorum. Türkiye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından, "İnsan Hakları İhlalleri nedeniyle, bugüne değin tam (436) dört yüz otuz altı kez suçlu bulunmuş. Bu kesin. Daha süren davalar var, onlarda da kararın farklı çıkacağını sanmıyorum. Uzuuuunnn tutukluluk süresi İnsan Hakları ihlalidir deniyor AİHM tarafından... Ve bu nedenle ülkemiz tazminat ödemek zorunda kalıyor, bedelini hepimiz ödüyoruz.
"Mustafa Balbay çıkacak, yine yazacak", ya tutukluyken ölenler n'olacak? Neresinden baksan insanlık dışı bir durum var ortada.

Çok merak ediyorum biliyor musunuz? Onu ve diğerlerini acımasızca, yargılanmalarını geciktirerek cezalandıranların çocuklarıyla ilişkileri nasıldır? Yetişkin insan gibi çocuklarıyla konuşuyorlar mı? Sohbet ediyorlar mı? Başlarını sevgiyle okşuyorlar mı? Kuşkuluyum doğrusu, acıyorum çocuklarına hatta...

Balbay, her hafta on bir yaşındaki kızı Yağmur'a mektup yazıyormuş, biliyor musunuz? Bin gündür tutuklu baba ve kızının mektuplarını okuyan özel yetkililer ne hissediyordur acaba? Eve gidip kızıma sarılsam diye düşünmüşler midir?

Belki de işin içinden nasıl sıyırırızın derdine düşmüşlerdir; ama öyle dolandırdılar ki çözdükçe düğümlediler ipleri, şimdi ayaklarına dolanıyor, çırpındıkça batıyorlar. Kör düğüm, kör dövüşüne dönüştü. Tarih bugünleri de yazacak; gerçek suçlular hak ettiklerini bulacak, ancak yaşanan acılar kalacak sahipsiz.

"Pardon" mu diyecekler?


UMUDUMUZ ERDOĞAN
Birgün Gazetesi-İlyas Başsoy yazmış.
Çok komik
LÜTFEN OKUYUN

15 Eylül 2010 Çarşamba

HANGİSİ DAHA KÜÇÜLTÜCÜ?

1)

"Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (), uğradığı saldırıda hayatını kaybeden gazeteci 'in ailesinin yaptığı başvuruda Türkiye'yi suçlu buldu. AİHM, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 2, 10 ve 13. maddelerini ihlal ettiğine hükmetti. Türkiye, 133 bin Euro ödeyecek."

Yukarıdaki alıntı Sabah gazetesinden. Başlığı: Tokat Gibi Karar. Duygu Leloğlu'nun haberi.

2)


"İSTANBUL - Dünya Basketbol Şampiyonası’nda Başbakan Tayyip Erdoğan’ın eşiyle beraber izlemeye geldiği Türkiye-Rusya maçında ‘ponpon kızlar’ın sansürlenmesi sonucu Türkiye FIBA’dan para
cezası aldı. Ponpon kızların şova çıkmaması nedeniyle Türkiye Basketbol Federasyonu’na 3 bin 200 İsviçre Frangı (yaklaşık 4 bin 750 TL) para cezası verildi. (Spor Servisi)"

Bu haber de Radikal'den alıntıdır. Başlığı: Ponpon Kızlar Sansürüne Ceza.

3)


" 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası final maçı sonrası seyirciler tarafından yuhalanan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı arayan basketbol milli takımının kaptanı Hidayet Türkoğlu, yaşanan olaydan dolayı duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Maç sonrası taraftar tarafından protestoya uğrayan diğer bir isim ise Abdullah Gül oldu.

Hidayetten telefon

Madalya töreni sırasında devam eden protestolar Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan salondan ayrılırken de devam etti. Bu olayın ardından kaptan Hidayet Türkoğlu yuhalanma nedeniyle Başbakan’a “Çok üzgünüz. Seyircinin bu protestosunu hiç anlamadık. Bunu hiç hak etmiyorsunuz” diyerek yaşananlardan duydukları üzüntüyü aktardı.
"

Evet üçüncü haber de bu... Haberajans.com sitesinden alındı.

Üç haber de çok küçültücü, ama hangisinin ulusumuzu daha küçük düşürdüğüne karar veremedim. Özür dilemesi gereken başkaları da var mı?

EK:25 Milyon Dolar Gelir, Hoş Gelir, Ley Ley Limi Limi Ley

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...