
Karşı Pencere, Ferhan Özpetek'in yıllar önce izlediğim güzel bir filmiydi...
Bugünlerde balkona her çıktığımda ya da mutfak penceresinden iyice eğilerek gizli gizli sigaramı içtiğimde aklıma bu film geliyor.
Kendimi biraz da "Biri sizi gözetliyor!" durumunda bulmanın ezikliği içinde hissediyorum. Karşıda sekiz katlı bir apartman var. Hepsinin de salon, oda ve mutfak pencereleri bana bakıyor. Çoğunun perdeleri açık. Bizimkiler de açık, eleştirmek amacıyla söylemiyorum, bunu bilin. Ama yedinci kat penceresinden dışarı baktığımda ister istemez onları görüyorum. Her pencere ayrı bir öykü... Ancak en çok altıncı kattakileri yakın görüyorum. Hatta tanış olduk sanki.
Genç bir çift altıncı kat penceresinde gördüklerim. Bazı akşamlar arkadaşları geliyor, okey oynuyorlar. Aklıma yazlık komşularımla oynadığımız okeyler geliyor. Burada da çayları bayan dolduruyor. Koşa koşa salonun penceresinden geçiyor, odanınkinden de öyle, mutfağa geliyor. Hızla bardakları dolduruyor, aynı hızla geldiği yoldan salona dönüyor ve oyuna kaldığı yerden devam ediyor.
Geç, çok geç saatlere kadar da odada bilgisayar başında oluyorlar. Televizyon açık oluyor aynı anda. Acaba blogerlerden biri olabilir mi ki, diyor iç sesim.
Bugün salonun pencere kenarında yılbaşı ağacı süslemişler, ışıl ışıl yanıyor. Karşı pencere çok daha renkli, çok daha güzel !
Ben yeni yılla birlikte Yağmur'u bekliyorum İstanbul'da...