DİYANET'TE "MELE" DÖNEMİ
Gerçek Gündem'deki bu haber, sanırım siz değerli öğretmen adaylarını da ilgilendirir. Gördünüz mü bir kapıyı kapayan Allah diğer kapıyı açıyor. Durmayın sizden iyi toplum öncüsü mü bulacaklar? Öğretmen olamasanız da Milli Eğitim Bakanının önerisi doğrultusunda işte size yeni bir iş kapısı! Yalnız bir sorun var: "Mele"meyi öğreneceksiniz ki sürüyü idare edebilesiniz? Sınavda en iyi meeeeeleeeyenler başarılı sayılacak.
Hadi blogerler hep birlikte meleyelim, ya ben ne söylüyorum? Hep birlikte haberi okuyalım:
" ..... Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, “Bu kişileri analiz ettik. Toplumda sözü dinlenen, saygınlığı olan, sözleri insanları durduran veya harekete geçiren insanlar. Bu kişilerin hizmetinden müftülük denetiminde yararlanmak istiyoruz” dedi. Bozdağ, “Diyanetin 2012’ye yönelik en önemli projesi” olarak değerlendirdiği çalışma hakkında şunları söyledi:
1000 kadro
“Doğu’da mele, bizim bildiğimiz tabirle molla denilen din eğitimi almadığı halde din bilgisi olan, toplum tarafından saygı gören isimler var. Bu kişilerden Diyanet Başkanlığı olarak istifade edebilmek için daha önce çıkardığımız kanun hükmündeki kararnamede bir düzenleme yaptık. Bu tip kişilerden, Diyanet tarafından yapılacak sınavda başarılı olmaları kaydıyla sözleşmeli imam hatip olarak yararlanmak istiyoruz. Bu bir defaya mahsus olarak kullanılacak bir düzenlemedir. 1000 kişilik bir kadro öngördük. Yaptığımız hesaplamalar 800 civarında ihtiyaç olduğu yönünde.”
DEVAMI BURADA
"Yaşamda en gerçek yol gösterici bilimdir" Kim söylemişti bunu?
Üniversiteler ne işe yarıyor?
Milli Eğitim Bakanlığı da gereksiz!
Diyanet İşleri Başkanlığı yeter de artar bize!
Kapatın tüm okulları!
Atın Prof.'ları, öğretmenleri, aydınları, bilim insanlarını içeri, örtün kapıları üstüne ki ölsün!
Eee bir fatiha okumayı esirgemezsiniz değil mi?
Hep birlikte "mele"yelim ki sürüm sürüm sürüne bu toplum...
2012 Yılı En iyi "Mele" yenlerin yılı olacak anlaşılan.
"Fenerbahçe'den başlayan şike operasyonundan Fenerbahçe Orduevi'ndeki Ergenekon yapılanmasına uzanılması bekleniyordu. Ancak tam tersi gelişmeler yaşandı. Şimdi Fenerbahçe'den açılan bu kanaldan Ergenekoncular kurtarılacak mı kaygısı oluştu."
Yeni Şafak gazetesindeki yandaş bir yazar şike operasyonunun hangi amaçla yapıldığını açıklamış, bugünkü yazısında.Ergonakana bağlanmak istenirken olay istemedikleri yola girince üzülmüş, uyarıyor AKP li vekilleri.
Abdulkadir Selvi adlı bu yazar yazısının sonunda:
"İşin özü, AK Parti milletvekilleri tünelin ucundaki ışığın ne anlama geldiğini çözmeye çalışıyorlar.
Gerçekten tünelin ucundaki ışık mı, yoksa üzerimize gelen kamyonun farları mı?
AK Parti grubundaki havayı, "Penaltı anındaki kalecinin endişesi" olarak tarif edebiliriz."
Ya işte böyle.
Amaç temiz toplum, temiz futbol gibi yüce duygulara dayanmıyor. Ergenekon diyerek kendilerine karşı olanları bitirme çabası.
Ama bu kez sert kayaya çarptılar. Bu ülkede en güçlü örgüt taraftar olanlardan oluşuyor.Hem onlar aydınlar gibi kibar kibar kendini savunma yöntemlerine başvurmazlar. "Kodu mu oturturlar."
Bu kez işleri zor anlayacağınız. Onun için FG dahil hepsi tutuştu.
8 Aralık 2011 11:57