kaysı reçeli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kaysı reçeli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Temmuz 2008 Salı

HAMARAT KİM SEN KİMSİN


Bu yıl hamaratlığım üstümde mi ne ? Sanki çalışmaya geldim tatile... Sabah 08.30'da yolcularımın yerine ulaştığı haberini alınca rahatladım. Ardından da kolları sıvadım, işe giriştim.

Yalnızlık zor be... En sevdiğim kahvaltıyı bile yapmayı canım istemedi. Bir iki kayısı yedim ve bir yığın kaysıyı çekirdeklerinden ayırdım; yıkadım , yıkadım, yine yıkadım. İşe yararlarını ayırdım komşulara dağıttım, birazını yine reçel için ayırdım. Babamlar sevmiş, kayınvaldem ve kayınpederim teşekkür etmek için telefon açtılar, durulur mu ? Reçel yapımına devam, biz yemiyoruz ya başkaları da yemez sanıyoruz, ama değil... İsteklisi çok bakıyorum da... Ne yazık ki kaysılar eskisi gibi değil. Komşu bu ağaç kuruyacak gibi diyor. Bu da beni üzüyor. Çünkü Malatya Kaysısına benzeyen meyveler, şimdi küçük ve kuru gibi. Çoğunu çekirdeklerini çıkardıktan sonra attım. Çekirdekleri atmadım...Cimrilik demeyin, çekirdekleri badem gibi oluyor kuruyunca... Meyvesi eski lezzetini kaybetmiş ama çekirdekler hala aynı... Ben yazarken reçelim de pişiyor... Umarım güzel olur...

Kaysıları ayıklarken iki komşum geldi. Onlarla çay içtim. Çocuklardan kalan börek ve poğaçalardan ikram ettim. Onlar gittikten sonra kaysılarla didişmeye devam ettim. Bu iş tamamlandıktan sonra önce üst katı, sonra alt katı temizledim. Ön ve arka balkonu yıkadım, ben temizlikle uğraşırken bulaşık ve çamaşır makinalarını çalıştırdım sırayla... 20.30'da işi bitirdim. Akşam yemeğimi yedim tek başıma... Ve akşam komşularımızla taş okey oynadık, ve yenildik.

Gece yarısından sonra Külkedisi ( Sindirella ) gibi bilgisayarımın başına koştum...

Yarın Sarımsaklı'ya gideceğim. Kapıda araba, çantada ehliyet var. Hamaratım diye övünen ben nasıl gideceğimi düşünüyorum kara kara... Araba kullanmak tencereye kaysıları doldurup üzerine şeker koyup kaynamasını beklemeye benzemiyor. Geç direksiyonun başına da o zaman konuş Aysema Hanım!

9 Temmuz 2008 Çarşamba

KAYSI REÇELİ


Akşamdan beri reçel işiyle uğraşıyorum.

Önce tek tek dalından topladık, güzelce yıkadık. Sonra ikiye bölüp çekirdeklerini çıkardık. Bir kısmını terasa serdik , kurumaya bıraktık. Diğerlerini de reçel yapmak üzere tencereye koydum. Şimdi sanırım pişti. Uzun zamandır pişmesini bekliyordum.Ocağın altını kapattım. Sabah tadına baktıktan sonra bir taşım daha kaynatıp kavanozlara dolduracağım...

Aslında reçel yemiyoruz. Ancak gezmede biri çıkarırsa severek yiyiyorum, bir seferlik. Neden mi yapıyorum ? Sevdiklerimize armağan olarak vermek için tabii... Kendi bahçemizden, kendi elimle pişirerek vermek beni mutlu ediyor...

Hüseyin Rahmi Gürpınar'ı hatırladım şimdi. O da yaptığı reçelleri, kendi eliyle ördüğü eldivenleri dostlarına armağan ediyormuş.

Toplumda bazı insanlar sürekli almaktan, bazıları da vermekten hoşlanıyor. Ben ikincilerdenim galiba... Ya siz ? Düşünün bakalım...


KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...